Öcalan hapiste ama hala yürüyor: Barzani özgür neden yürüyemiyor?

İnsan düşüncesini değiştirebilir. Yeni bir düşünceyi benimseyebilir.

Zaten insanların düşüncelerini değiştirmesi „kötü“ bir şey olsaydı, biz neden sabahtan akşama kadar onları aydınlatıp, eski düşüncelerini bırakmalarını, yeni düşüncelere sahip çıkmalarını isteyelim? Bizlerin en işlevli işi, önyargıları ortadan kaldırmak, insanların zihnini yeni düşüncelere açmak değil mi?

Demek ki, görüşlerini değiştirene, bu değişiklik bizim düşüncelerimizle zıt olsa bile „dönek“ demenin alemi yok. Demek ki, o insan, eski düşüncelerine yönelik eleştirileri dikkate almış, kendisine göre yeni bir düşünceyi benimsemiş.

Düşünce değiştirme konusunda, bu kalifikasyona giremeyecek olanlar var. Bunlar „itirafçılık“ kategorisine giren ahlaksız ve alçaklardır.

İşte bunlardan birisi Cemaat’in eski sözcüsü Hüseyin Gülerce. Ansızın „dönüyor“, derhal „itirafçı“ oluyor. Olduktan sonra, medyadaki bütün yazar çizerleri on tur geride bırakarak, eski arkadaşlarına karşı utanmaz bir saldırı başlatıyor. Bu adam düşüncesini değiştirmiş değil, düşüncesini satmış. Vaktiyle güçlü olanın emrinde havlamış, o güçten düşünce eski sahibinin paçasına dalaşmış.

İşte bu adam Barzani’den Selahattin Demirtaş’a mektup başlıklı bir yazıda, Irak’ta olan bitenden Demirtaş’ın ders çıkartması gerektiğini söylemiş. Sanırsınız ki, Demirtaş Türkiye Kürdistan’ının bir referandumla „ayrılmasını“, bir „Kürt ulus devleti“ kurulmasını savunuyormuş da, bunları savunan Barzani’nin başına gelenlerden ders çıkarmalıymış.

Bu adam ahlaksız. Gerçek durumu biliyor ve her alçak itirafçının yaptığı gibi yalan söylüyor.

Ders alacak kişi Demirtaş değildir; ders alacak olan, aslında almış olan Barzani’nin ta kendisidir.

Şu anda Erdoğan ve kafadarları, Kürdistan’da kayyımlarla yerle bir ettikleri „yerel iktidar organlarından“ sonra, kendi yerel iktidar organlarına saldırıyor. Geçtiğimiz gün istifa eden Balıkesir Belediye Başkanı Edip Ahmet Uğur, bunu „otofaji“ olarak niteledi. „Kendi etini yiyen yamyamlık“ anlamında. „Ulus devletler“ „ulus devletlerden“ korkmazlar. Onlar „dıştadır“. „Ulus devletler“ onların sınırları içinde ortaya çıkan „yerel iktidarlardan“ korkarlar.

„Ulus devlet“ nedir?

Yamyamlıktır. Onun dişlerini geçirdiği ilk kurum „yerel iktidarlar“ ve onların yöneticileridir. Kimlikleri farketmez. „Merkezi otorite“ önüne çıkan bütün yerel iktidar öznelerini yer yutar. Yamyamlığın üst aşaması faşizmdir.

Barzani ne yapmaya kalktı? Federal bölgesini „ulus devlet“e dönüştürmeye ve aşiretini ve ailesini de „ulus devletin“ „ulusu“ yapmaya kalktı.

Demirtaş ne yaptı? „Yerel iktidarlar“ uğrunda uzun bir yürüyüşe katıldı; bu yürüyüş boyunca Kürtle Türkü, Êzîdîyle Süryaniyi, Şafi ile Aleviyi, bütün etnik, dinsel ve mezhepsel özneleri „demokratik uluslaşma süreci içinde birleştirme programını uyguladı.

Barzani „tepeden inme devletleşme“ yoluna saptı.

Demirtaş „aşağıdan yukarıya doğru yerellerde kurumlaşma“, ve buradan geleceğin „günlük işleri koordine“ etmekle sınırlı, dişleri sökülmüş, adem-i merkeziyetçi bir „devlet olmayan devlete“ yönelme yolundan yürüdü.

Barzani merkeziyetçi, bürokratik „Kürt devletini“ savundu.

Demirtaş, „demokratik ulusun“ „merkeziyetçi ve bürokratik olmayan“, yerellerin „öz savunma güçleri“ karşısında silahsızlandırılmış bir „uygar koordinasyon devletini“ savundu.

Barzani’nin programı çöktü.

Demirtaş’ın programı ise hala uygulama safhasında. Bir yerde zafer kazanıyor, bir yerde yapılanlar yerle yeksan oluyor, Reqa’da, Kobanê’de bayram ilan ediliyor, Sur’da, Cizre’de, Şırnak’ta taziye evlerinde ağıt yakılıyor.

Barzani bir yenilgi yaşadığında her şey dağılıyor, Kürtler birbirine düşüyor, birbirine silah çekiyor, birbirinin binalarını yakıyor, canını alıyor.

Demirtaş ise şu sırada hapiste. PKK Önderi de öyle. Şehirler yakılmış. İnsanlar sürülmüş. Binlercesi toprağa düşmüş. Ne oluyor? Demokratik ulus işte bu sancıların eşliğinde dünyaya gözlerini açıyor, yalnız Kürtlerin ulusal birliği pekişmekle kalmıyor, halkların kaynaşma süreci kan revan içinde ilerliyor, bu öyle bir ilerleme ki, ta Amerikalardan kalkıp gelen enternasyonalistler, Kürt kardeşleriyle aynı mezarı paylaşıyor ve her mezar taşın muazzam bir Konfederal Ortadoğu Evi’nin temel taşı haline geliyor.

Burada Demirtaş’tan söz etmemin nedeni Hüseyin Gülerce edepsizinin ona bulaşmasından.

Siz bu ismin yerine Berivan’ın, Kışanak’ın, Şırnak’ta yakılanların, en başta da Öcalan’ın ismini koyabilirsiniz.

Özellikle Öcalan’ın ismini koyduğunuz zaman, Barzani de içinde, bütün Kürdistan siyasi militanlarının nasıl bir öğretmene sahip olduğunu kolayca anlayacaksınız. O halde bu yazıda yer alan ismin yerine siz „Öcalan“ diye yazınız.

Yazarın diğer yazıları