Öcalan, KCK, HDP: Çözümün üç atlısı

Silahlı mücadele nedir? PKK’nin Türk ordusuna silah sıkmasıdır.

Silahsız mücadele nedir?

Selahattin Demirtaş’ın "AKP’ye güvenmiyoruz" demesidir.

AKP neye karşı çıkıyor?

Selahattin Demirtaş’ın "AKP’ye güvenmiyoruz" demesine, yani siyasi mücadeleye…

Baksanıza AKP’lilere… Cumhurbaşkanına, Başbakana… Medyatörler ordusuna. Hepsi Selahattin Demirtaş’a saldırmakta. Hele şu Arınç: Demirtaş’ı neredeyse HPG "başkomutanı" olarak ilan edecek.

Bütün bunlar neyi gösteriyor?

Ortada bir "savaş" yok. Silahlar patlamıyor. Ölen yok, yaralanan yok. Ama AKP ateş püskürüyor. HDP’yi "çözüm sürecinin" düşmanı olarak ilan ediyor.

Neden?

HDP "silahlı mücadele" mi veriyor?

Hayır.

HDP AKP’Ye karşı siyasi mücadele veriyor.

AKP de, "siyasi mücadeleyi" "çözüm sürecine" düşmanlık olarak ilan ediyor.

Yani bu AKP aslında Selahattin Demirtaş’ın AKP "propagandası" yapmasını istiyor. Hatta bunlar utanmasalar, "HPG’yi dağıtmanız yetmez, HDP’yi de kapatın, gerilla evine dönsün, HDP’liler de AKP’ye katılsın…" diyecekler.

Bunlar Kürdün "silahlı mücadelesine de, silahsız mücadelesine de" karşılar. Yarın PKK kongresini toplasa, "silahlı mücadeleye son verdik, artık yalnızca silahsız, siyasi mücadele yapacağız" dese, bunlar bağıracaklar: Vatan hainleri, bölücüler, ne mücadelesi, oturun uturduğunuz yerde!"

Özetle bunlar "dağa çıkmaya neden olan" anlayıştan vaz geçmediler. Kürt "susacak"… "Siyasi mücadeleye kalkışmayacak…"

Yüz yıl önce böyle dediler. Böyle dedikleri için Şeyh Sait "madem siyasi mücadeleye izin yok, o halde silahlısını yaparız" dedi. Ardından Seyit Rıza baktı ki, bunların "siyasi mücadeleye izin verecekleri yok", aldı silahı eline, düştü dağın yoluna…

Tarih böyle…

Şimdi ne oluyor?

Ortada savaş yok. Ne var? Sadece "siyasi mücadele" var. HDP seçimlere hazırlanıyor. İktidarda AKP olduğu için de, ona karşı muhalefet ediyor. AKP de işte buna kızıyor. Demirtaş’ı KCK’den de "beter" bir siyasetçi olarak tanıtmaları, onların yalnız "silahlı mücadeleye son verilmesini" istemekle kalmadıklarını, aynı zamanda Kürdün dostlarıyla birlikte "siyasi mücadele yapmasına" da karşı olduklarını gösteriyor. "Güvenlik Paketi" bunun için.

Cumhurbaşkanı da Davutoğlu da "hayal kırıklığı" yaşıyor. "Nasıl oluyor da Öcalan ‘silahlı mücadeleye son verme’ sürecini başlattığı halde, bu Demirtaş konuşup duruyor?"

Yani kızdıkları "silah" değil. Demirtaş…

 Ne sanıyorlardı?

PKK Önderi "çağrı" yapınca, bu çağrı hükümet açısından hiç bir sorumluluk doğurmayacak, yalnızca seçim beydanlarında bu çağrı, AKP propagandasına "meze" yapılacak…

PKK Önderinin çağrısı "ucuz" bir çağrı değildir. Türk devletine "silahlı mücadele dönemine son verme" konusunda büyük bir şans tanımıştır. Bu şansın kullanılması için, AKP’ye "ev ödevini" vermiştir.

Bu "ev ödevi", tam on maddeliktir.

Şu ana kadar, PKK, KCK; HDP, DBP, kısaca Kürdistan ve Türkiye demokrasi güçleri, bu "on maddenin" her maddesi hakkında görüşlerini ortaya defalarca koymuşlardır.

Ama hükümet, "silahsızlanın" bağırtısı dışında, bu "on maddenin" tek bir maddesi hakkında Kürt halkına da, Türk halkına da, dünyaya da tek bir kelimelik "çözüm sözü" vermemiştir. Alın eline şu "ikinci maddeyi"…Ne diyor bu madde? Çözümün "ulusal ve yerel" boyutunu "tartışalım" diyor. Bu maddenin tartışılmasında "kimin görüşü belli?"

Kürt tarafının. Kürt tarafıyla ittifak kuranların…

Örneğin şu anda AKP seçimlere "Erdoğan tipinde başkanlık rejimi" hedefiyle giriyor. Bu nedir? Bu, Öcalan’ın "demokratik cumhuriyet" hedefinin tam zıddıdır. Çözüm olacaksa, AKP bu "dikta" hevesinden vaz geçecek?

Geçecek mi?

İşte bunu anlamak için birinci olarak "on maddenin müzakeresine" başlanacak; ikincisi, bu müzakere sırf "çene çalmakla" yürümeyecek..Taraflar birbirleriyle, "tahkim edilmiş ateşkes" ortamında "siyasi mücadele" yapacaklar.

İşte böyle, Öcalan "müzakereyi" hükümete kabul ettirdi. KCK "tahkim edilmiş ateşkesle" bu süreci güvenceye aldı. HDP de "çözüme" "silahla" değil, "siyasetle" ulaşma yolunu açtı…

Yazarın diğer yazıları