Öcalan Kürdistan’a Erdoğan İmralı’ya

DTK (Demokratik Toplum Kongresi), Öcalan’a özgürlük istedi.
Zübeyir Aydar, Türkiye’deki "şartları olgunlaştırırlarsa, tereddüt etmeden darbe" yapacaklarını açıkladı.
Hemen eklemek istiyorum.
Pervin Buldan, Almanya’daki Kürdistan Festivali’nde, 1915 için, Öcalan ile Newroz meydanında olacağını belirtmişti.
Ermeni Soykırımının 100’cü yılında, Türkiye zorlanacak.
"Yeni Türkiye"nin aksesuarına konacak her resim karesi, Türkiye’deki burjuva rasyonallerinin bittiğine işaret ediyor.
Kürdistan’da var olan kolonyal faşizmin devamında, Türkiye’yi sarsacak faşizan kareler var.
Kürdistan’da olanlara göz yumanlara "rüşvet" veren Türkiye’deki hükümetler dönemi sona eriyor.
Kürdistan’da ve Türkiye’de biribirine zit gelişmeler olacak.
Hünerleri, Kuzey Kürdistan Hareketi’ni yermekle sınırlı olan "isimsiz Kürt kahraman"(!)lara ad vermek istemiyorum ama, 1915’teki gelişmeler herşeyi altüst edecek kadar güçlü olabilir.
Nihayet gelecekle ilgili birçok hipotezin tartışıldığı bir dönemden geçiyoruz.
"Darbe" moduna takılanları çoğaltmak için, siyasi darbe yapan Erdoğan, yaptırım gücünü arttırmak için atağa geçti.
"Darbe"yi önlemek için, "akılsızlık"ın sürmanşet edildiği bir Türkiye yaratılıyor.
Bunun adı "Yeni Türkiye".
Neler olacak? Türkiye‘yi, Kürdistan’ı neler bekliyor?
Ve bir hafta önce, katıldığım Sterk TV programından sonra gördüğüm rüyaya döneyim:
Zifiri karanlık.
Hangi ülkeden geldiği belli olmayan bir Helikopter İmralı’ya iniyor.
Karşı koyacak tüm askeri odaklar tesirsiz hale getirilmiş.
Öcalan’ı alıp gidiyorlar ve sanki Hewler üç adım ötede gibi.
Öcalan’ı "Bazarê Keyseri"nin Kürdistan Parlamentosu’da giden yoluna bırakıyorlar.
Ve akabinde, Erdoğan "Yüce Divan"a götürülüyor.
"İdam cezası" veriliyor.
İdam yasak ya, İmralı’ya, daha önce Öcalan’ın hapsedildiği binaya bırakıyorlar…
Bu rüyayı anlattığım, Karadenizli, yüzde kırkının PKK’li olduğunun farkında olmayan, ateşli bir Tacir, rüyamı tarif etmek için zorlu bir mücadele peşinde.
Sonunda bana o üst yoğunluklu rüya tabiri aktarıyor:
"Öcalan Başbakan, Erdoğan Cumhurbaşkanı olacak.
Anıtkabir ise, tarihin çöp sepetine atılacak”…
O da bir rüya…
Yukarıda Türkiye’nin Kürdistan politikasının, "kolonyal faşizm" olduğunu yazdığımda, Sömürgeci reel politikanın Us’unun dinamitlendiğine işaret etmek istiyordum.
Kürt Hareketi güçlendiğinde, Türkiye şuurunu kaybediyor ve şuurun son hücrelerini de felç eden Türkiye’deki sömürgeci temsilciler, "Roboskî" öncesi ve sonrası, kolonyal faşizmi doruğa çıkardılar.
DAİŞ’i destekleyen Türkiye’nin sol profilinde, Erdoğan/ Davutoğlu/ Akdoğan sağ profilinde Bağdadi var.
Tehlikeli bir gidişat.
Türkiye için derin tehlikelere işaret ediyor.
Kürdistan için bunu söylemek istemem.
Güney Kürdistan sömürgeci güçlerden arındı.
Bağdat, tehlike koridorunda.
Hewler, Bağdat’lıların sığındığı kent.
Ankara/ Diyarbekir denklemine paralellik kuruyorum.
Ankara ve İstanbul‘daki aydınların, kadınların, sendikacıların ve özgürlük için mücadele veren yüreklerin düşünmesi gereken resim karesi bu olabilir mi?

Yazarın diğer yazıları