Öcalan olmasa…

Selahattin Demirtaş’ın İmralı heyetinden yasaklanmasından birkaç gün sonrasıydı. KESK’in bu duruma tepkisini dile getirdiği basın toplantısının haberini izledim bir TV’de. Elbet tepki gösterilecek bir durum var ortada ve sendika da bunu yapıyor. Ama Selahattin Demirtaş yasaklanmış, heyet yeni bir isimle İmralı’ya gitmiş, Abdullah Öcalan’la görüşmüş, bu görüşmenin sonuçları tartışma gündemlerini kaplamışken, birileri çıkıp “heyetten Selahattin Demirtaş’ı nasıl yasaklarsın?” diyor. Yüreğim, beynim isyankar duygularla çalkalandı yeniden.  

Esasen, sendikanın ya da duruma tepki gösterenlerin bir kusuru yok bu işte, zira heyetteki değişikliği ve heyetin İmralı’ya gidişini aynı anda öğrendi kamuoyu. Ve yakınmanın dışında rol kalmadı kendisine. Ancak, heyetin İmralı’ya gidişi bizzat BDP tarafından ve bu müdahale sebep gösterilerek ertelenmiş, buna refleks gösterilmiş olsaydı, tepkiler yakınmanın ötesine geçer, hükümet bu müdahalesinin faturasını ödemek zorunda bırakılabilirdi zannımca.   
Gidişin ertelenmesi, tam da sonuç alıcı bir refleks olarak her noktada anlamlıydı üstelik. Zira kamuoyu, hükümetin hadsiz tutumu nedeniyle sürecin tıkanması yahut kesilmesi ihtimalini tartışmaktaydı ve endişeleri bu noktada yoğunlaşmıştı zaten… Nitekim ağabeyiyle yaptığı görüşmede Abdullah Öcalan’da, “müdahale olursa ziyaretleri erteleyebilirler” diyerek duruma son noktayı koymuş oldu.
Peki, dışarının geç kalmışlığını nasıl açıklayacağız?
Her şeyden önce, Kürtlerin demokratik alanda politika yaparkenki yüklerini ve zorluklarını biliyoruz. Bu nedenle her adımın düşünerek, dikkatle atılması gibi bir baskıyla hareket ettikleri malum. Ancak bu "düşünerek" meselesi fazlaca abartıldığında, reflekslerin ortadan kalktığı ve kimi geç tepkilerin anlam yitimine uğradığı da bir başka gerçek.
Bu konuyla bağlantılı olarak bir de, ‘Öcalan düşünmese, demese kimsenin aklına gelmeyecek şeyler’ konusu var. “Hükümetten beklemeyin, kendiniz yapın” dedi. Herkes derin bir kuyudan çıkmış gibi “oh” çekti; "evet kendimiz yapalım" demeye başladı mesela. Ortadoğu’da ve AKP’de Müslümanlar üzerinden yapılan hesapları bozmak için, bu alanda toplanacak konferans önerisi de öyle. Bütün önermeleri can simidi gibi yetişiyor imdada sanki. ‘Öcalan olmasa ne yapardık’ diye düşündüm ilk kez. Nasıl aşılırdı politik, taktik tıkanıklıklar?
Ağır tecrit işkencesi altında yaşamak bile başlı başına bir meziyetken, yaklaşık on dört yıldır bu işkenceyi yaşayan Öcalan, Kürt halkının önderi olarak üzerine düşen görevleri yapmaya devam ediyor. Zaman zaman, üzerindeki yükün çok ağır olduğunu söylediğinde, içinde biraz abartı ya da politika var diye düşünürdüm eskiden. Artık bu fikrim değişti hatta bu konuda mütevazi davrandığı kanaatine vardım. Özellikle son BDP heyetinde Demirtaş’ın yasaklanmasına gösterilecek tepkiyi de Öcalan netleştirince… Politikayı içeride oluşturmak, yönlendirmek, herkesi ikna etmek, takdirini toplamak, nasıl kolay olabilir ki zaten?
Ziyaretin uzun sürelerle engellendiği zamanlarda da mücadelenin hız kesmeden devam ettiği malum. Bu yüzden haksızlık yapmaktan korkarım. Ancak, dışarıda politika yapanların, özellikle işi siyaset yapmak olanların öngörülerinin yetersizliğini nereye dayandırmak gerekir ya da pratik hay huy içinde enerjilerinin sonuna kadar harcanmasını doğal ya da normal karşılamak mı yaratıcılıklarını yok ediyor, bilemiyorum. Ancak, aynı parlak önerilerin dışarıda da üretilmesi nasıl sağlanabilir, buna ivedilikle cevap bulunması gerektiği, daha doğrusu mücadelenin buna ihtiyacı olduğu ortada.
Çerkezlerin, Adana’da anadilin öğretildiği bir anaokulunu hayata geçirdiklerine dair bir haber okuduk Çarşamba günkü gazetelerde. Bir yıl önce girişimlerine başladıklarını, UNİCEF’in desteğini aldıklarını ve Milli Eğitim Müdürlüğü ve Valilikle bu çerçevede bir protokol yaparak resmiyet kazandırdıklarını da. Öcalan’ın "kendiniz yapın" önerisi için bir örnek olduğunu düşündüm. Az biraz geç kalmışlığımızı bir yana bırakırsak, Anadilde eğitim anayasal ve yasal güvencelere kavuşturulana kadar neden Kürtler de yapmasın bulundukları her yerde, mesela?

Yazarın diğer yazıları