Öcalan ve Kürt kadınları

Kürt Halk Önderi Öcalan kaldığı birkaç metrekarelik hücreden erkekler için dizayn edilmiş bir dünyada egemen tüm paradigmalara meydan okuyan, yarattığı ideoloji, felsefe ve tezlerle fiziki olarak esaret altında tutulsa da düşünsel anlamda dünyanın en ücra köşesine uzanmayı başaran bir önder! Öcalan’ın erk ve erkeklik ideolojisine meydan okuyuşu Rojava devrimi ile birlikte daha çok görünür olmaya başlamış bugün artık Latin Amerika’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan Ortadoğu’nun en ücra köşesine kadar tartışılır ve kadınları etkiler hale gelmiştir. Bu bakımdan Kürt kadın hareketinin politik arka planı, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın kadın özgürlüğüne dair görüşleri ve Kürt Kadın Hareketi üzerindeki belirleyici etkisi çeşitli bakış açılarından dikkat çekmektedir.

Peki Öcalan ve Kürt kadınları arasındaki kopmaz bağ nasıl temellendirilmektedir? Butler’in “temsiliyete kavuşabilmek için öncelikle özne olmanın gerekleri yerine getirilmelidir” tespiti tamda Öcalan’ın perspektifi ile örtüşmektedir. Öncelikle Kürt Özgürlük Hareketinin esas olarak Kürt toplumunun red ve kabul ölçülerini değiştirmesi, kadınlara yönelik ayrımcılığı, şiddeti reddeden, kadının özgür iradesini kabul eden yeni değer yargıları oluşturması oldukça önemlidir. Öcalan’ın kadınlara siyasal özne olarak görünürlük zeminini güçlü kılması, anahtar bir rol üstlenmelerini sağlaması, diğer yandan kadınca hakikatleri ortaya çıkarma çabası ve bunun doğurduğu yaşamsal sonuçlarla dikkatleri üzerine toplamaktadır. Bu bakımdan özne olmak eğer iktidar karşısında birşeyler üretmek ise Kürt kadınları Öcalan’ın perspektifleri ile iktidara ve erkek egemenlikli tüm yaklaşımlara karşı “direniş” üretmiştir diyebiliriz.

İkinci olarak Öcalan, Kürt toplumunun ve tüm modern toplumların kutsal olarak adlandırdığı aile kurumunun kölelik üreten hakikatine karşı savaş açmıştır. Özellikle kadının, erkek egemen sistemin en değersiz aracına dönüştürülmesine, erkeğin ailenin reisi, kadının kocası ve toplumun atası konumuna getirilişine radikal bir eleştiride bulunmuştur. Öcalan aile ve aile içindeki cinsiyet ilişkilerinin sistemin temelini oluşturduğunu saptadıktan sonra cinsiyet sömürüsünün başatlığına vurgu yapmıştır. Ona göre cinsiyet sömürüsü, sınıfsal sömürüden de, ulusal sömürüden de daha köklü ve daha uzun bir süreci kapsayan ve toplumun her zerresine sinen bir sömürü biçimidir. Öcalan; cinsiyet özgürlüğü sorununun halen insanlığın gündeminde olmasını erkek egemen sistemin köklü kurumsallaşmasına bağlamış, cinsiyetçilik toplumsal zihniyete, kültüre, toplumsal ilişkilere, ahlaka hakim iken cinsiyet sömürüsünü bunlardan koparıp salt kadın erkek eşitliği bağlamında anlamlandırılamayacağını belirtmiştir. Bu bağlamda kadınlar için önerisi erkek egemen sistemden radikal bir kopuş ve alternatif bir yaşam modeli olmuştur.

Elbette Öcalan’ın bu perspektifleri okudukları ve yaşadıklarından beslenmektedir ve esas farklılığını bu yaşam modelinde göstermektedir. Öcalan’ı ayırt eden bu perspektifleri bir araya getirmesi ve bunlardan temel alarak bütüncül bir toplum kurtuluş programı ortaya çıkartması ve dahası bunların hayat bulması için inanılmaz bir mücadele vermesidir. Yani diyebiliriz ki Öcalan kadının kurtuluşunun toplumun kurtuluşu anlamına geldiğinin altını çizerek asıl farklılığını kurtuluş fikrinde yoğunlaşarak ortaya koymaktadır. Ona göre erkek egemen sistem bütünlüklü olarak red edilmeli ve daha önemlisi hedeflenmelidir. İşte burada yazabildiğimiz ve yazma imkanımızın olmadığı tüm bu bağlamlar Öcalan’nın Kürt kadınları üzerindeki etkisinin şifresi niteliğindedir.

Kuşkusuz Öcalan’ın çok yönlü, çok çeşitli perspektiflerden ele alınabilinecek fikirlerinin bu gün muazzam değişim ve dönüşüm dinamiği olarak Kürt toplumunu ve kadınlarını etkilemenin ötesine geçmesi onun yaşamsallaştırılan fikirler olmasıyla yakından bağlantılıdır. Bu fikirlerin bu denli etkili olması zifir karanlığa mahkum edilen dünyamızı bir kutup yıldızı gibi aydınlatmasındandır. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın Kadın özgürleşmesine verdiği ruh ve eşsiz katkılarını bir kez daha hatırlarken bu vesile ile kendisine dönük gerçekleşen 15 Şubat Uluslararası Komployu kınıyor, bir önderin haklı felsefesinin yaşamsallaşmasının ve zihinsel özgürlüğünün asla engellenemeyeceğini bir kez daha ifade etmek istiyorum.    

Yazarın diğer yazıları