Öcalan’ın programı insanlık programı!..

Haydi gelin siyasi alanda yer alan güçlerin halka sundukları “gelecek idealini” tartışalım.

Alın AKP’yi ele.

Şu sıralar “defter açmaktan” söz eden Davutoğlu, AKP’nin biricik ideoloğuydu. Onun “programı” aslında Özal’ın, belki de değerli arkadaşım Cengiz Çandar’ın temelini attığı, medyada “dışa açılma” denilen, bana göre ilk “bölgesel emperyalist” projenin devamından başka bir şey değildi. Davutoğlu’na göre Türkiye “AB üyeliğine” Türkiye’den doğrudan doğruya AB’ye yürüyerek değil, Ortadoğu’da “güç merkezi” olma yolundan AB’ye yürüyebilirdi.

Yabana atılabilecek bir proje değildi bu. Davutoğlu bunu denedi. Sonu hüsran oldu. Böylece Müslüman dünyasının liderliği ile ilgili AKP programı çöktü. Şimdi soralım: AKP’nin halka sunabileceği her hangi bir “gelecek ideali” var mı? Erdoğan’a sorun, tek bir vaatte bulunamaz. O artık paçayı kurtarma yolunda.

MHP’ye bakalım. Yani “faşist milliyetçiliğe”. Vaktiyle bu milliyetçiliğe muazzam bir “gelecek ideali” olarak sunulan “Turancılıktan” geriye ne kaldı? Şimdi Bahçeli Nihal Atsızların, Türkeşlerin “idealist” yani “ülkücü” ütopyalarından Altay dağları kadar uzakta. “Turan’ı” ağzına bile alamıyor.

Saadet’e bakalım. Yani “İslamcı” ümmetçiliğe. Siz Karamollaoğlu’nun ağzından, vaktiyle mütedeyyin kitleleri heyecanlandıran “İslam aleminin ortak pazarı” gibi lafları duyuyor musunuz?

Kemalistlere de bakalım. Yani “mazlum ulusların” esinlendiği Kemalist ideale. Ortada artık ne “mazlum ulusların liderliği”, ne “Batıcılık”, kaldı, halk çoktan “ne ezen, ne ezilen insanca hakça bir düzen” laflarını unuttu. Ne diyor CHP? Günlük polemiklerin dışında var mı bir “gelecek ideali”?

Tam bunları yazdığım sırada Quto beni “özeleştiriye” davet ediverdi.

“Veysi abe, bir de senin gelecek idealin hakkında konuşak…”

İlahi Quto. Haklı. Benim de, yani komünist, marksist-leninist, hatta maoist 68 kuşağının “gelecek idealinin” de, kafamızda olmasa bile haritalara baktığımızda yerinde yeller esiyor. Dünya devrimi derken, olmayınca “tek ülkede sosyalizm” derken, olmayınca “fokoculuk, şehir gerillacılığı, köylerden şehirleri kuşatma” filan diye konuşurken, şimdi hiç kimse bunları hatırlamıyor.

İsterseniz bize karşı meydan harbi yapan ABD’ye bakalım. “Komünizme karşı hür dünya” idealinden geriye ne kaldı. Zaten bir yalandı, ama yalanın artık hiç bir albenisi yok. Trump insanlığa sizce ne vaat ediyor? Bilen konuşsun.

Ya Putin? Vaktiyle Lenin’in “elektrik artı proletarya diktatörlüğü eşit komünizm” lafına benzer tek bir laf edebiliyor mu? Rusya “ideali” çoktan öldürdü.

İslam’a bakalım, diyeceğim ama, şu IŞİD canavarlığı İslam adına biricik ideal olan “cenneti” bile cehenneme çevirdi.

Unuttum sanmayın. Bir de AB var. Büyük hayal. Vaktiyle Lenin “Avrupa Birleşik devletleri ya kurulamaz ya da kurulsa bile gerici bir devlet olur” demişti. Şu hale bakın. Irkçılık, popülizm gırla gidiyor. İngiliz bile AB’den kaçıyor. “İnsanlığa sunulmuş bir AB ideali” kaldı mı?

Evet. Kapitalist modernite krizde. İnsanlık bir “uygarlık kriziyle” karşı karşıya. Devletler arasında ticaret savaşları tırmanıyor. Kutuplar eriyor. Ekolojik felaket kapımızda. Irkçılık, yabancı düşmanlığı, siyasetin yozlaşması, yoksulluk… Küresel güçler ve bölgesel güçler “üçüncü dünya savaşında” birbirinin kanına susamış.

Ne oluyor? Gündüzümüz kararıyor mu? Çıkış yolu yok mu? İnsanlık ademiyetten kalkmış “ideal çöplüklerinde” debelenecek mi?

Eğer başta dinlerin, ardından politik doktrinlerin “kurtuluş idealleri” olmasaydı, insanlık yolunu şaşırırdı, “kurtuluş olmayacaksa yaşamak neye yarar” diyen insanlık yaşama umudunu yitirecekti. Şimdi kapitalist modernite toplumlarında intiharların, nihilizmin, alkolizmin, ahlaki yıkımın başlıca nedenlerinden biri “kurtuluş idealini” yitirmiş olmaktır.

“İşin sonuna, kıyamete mi gelip dayandık”?

Hayır. Milyonlarca Kürt insanlığa yepyeni bir “gelecek ideali” sunuyor. Uygarlık krizinin çözümü burada. Kurtuluş ideali bu. “Bürokratik merkeziyetçiliğe” karşı “adem-i merkeziyetçi demokratik cumhuriyet”, ırkçılığa, milliyetçiliğe, dinci fanatizme karşı “demokratik ulus”, “ulus devletlere” karşı “demokratik konfederalizm”, “erkek egemenliğe” karşı “kadın özgürlükçülük”, “ekolojik felakete” karşı “ekolojik toplum”, “kapitalist moderniteye” karşı “eşitlikçi komünal hayat”…

Bu büyük bir programdır. Mimarı Öcalan’dır.

Böyle bir programı olan var mı?

Yazarın diğer yazıları