Öcalan’ın tarihi Newroz çağrısı

Yer gök Newroz! Kundaktaki bebekten dedelerimize, ninelerimize herkes kol kola halay çekiyor. Şair “Gülmek bir halk gülüyorsa gülmektir” diyordu. Evet bir halk şenlik ateşleri yakmış, gülümseyerek özgürlük şarkıları söylüyor coşku ile… Çünkü Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bugün Amed Newrozu’nda tarihi bir çağrı yapacak. Halk hissetmiş ve çok mutlu, çok umutlu. Çağrı nereden bakılırsa bakılsın tarihi bir çağrıdır. Kürtlerin varlığını kabul ettirmek ve özgür-adil ve kardeşçe bir yaşam için mücadelesini yürüten Öcalan, yine Amed’de yine 21 Mart’ta yine tarihi bir çıkış yapıyor.

Bu çağrı Kürtleri özgürlüğe daha fazla yaklaştıracak. Çağrının gerekleri taraflar tarafından yerine getirilirse Ortadoğu’da Kürt-Türk kardeşliği dünyaya model olacak bir demokrasiyi yaşama geçirecek. Bu çağrının tarihi geçmişi var. Bugünlere kolay gelinmedi. Kaygılı olanların, burun kıvıranların hiç sızlanmasına gerek yok. Öcalan PKK’yi kurarak, tarih yazımına mücadele ile başlamıştı. Yarım asırlık mücadelesi ile öyle bir örgüt öyle bir halk gerçekliği yaratmış ki artık özgürlük için başarmaktan başka bir şansı olmayan durum sözkonusudur.
Evet, PKK’nin kurucusu Abdullah Öcalan, yoksul Urfa köyünde mücadelesi için yola koyulurken “Mevcut toplumsallığı kabul etmeyecek ve kendi toplumsallığımı ben inşaa edeceğim” diyordu “Bir Halkı Savunmak” adlı eserinde. Kendi başına başladığı yürüyüşünü Ankara’da Çubuk Barajı’nda bir grup arkadaşı ile 21 Mart 1973 yılında PKK’nin temellerini atarken, tarihsel sorumluluğunun farkındadır.
İnşaa ettiği toplumsallık “Apocular” ismi ile anılmaya başladığında dar etnik aidiyet duygusu ile değil Kürt ve Türk kardeşliğinin geçerliliğini inşaa etme ve halklarla birlikte özgürce yaşamı kendisine ilke edinmişti. Kemal Pir, Haki Karer, Duran Kalkan gibi Kürt olmayan devrimci Türkiyeli gençlerle PKK’nin kimyasını oluştururken “Türk halkının özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğü ile mümkündür” özdeyişi tarihi sorunun tarihi çözüm yöntemiydi. Bu gerçeğin kavranması ve egemenlere anlatılması hem zaman alacak hem de ağır bedeller ödenmesini gerektirecekti. Amansız bir mücadele zamanı başlamıştı. Geri dönüşü olmayan “kuru bir odun parçasına” can verecek bir emek süreci ilerliyordu. Acımasız zulüm politikalarına karşı her alanda direniş vardır.
Diyarbakır zindan gerçeğinde zulme karşı direnenler “Teslimiyet yenilgiye, direniş zafere götürür” diyordu. Kürtçe “Berxwedan Jiyanê” diye haykırıyorlardı. Yani “direnmek yaşamaktı“ onlar için. Bir halkın toplamı kadar sayıları azdı!… Mazlum Doğan yine 21 Mart günü direnişi fitilleyen feda eylemi ile devrimci yürüyüşe ivme kazandırır. PKK’liler Amed zindanında zulümü ve ölümü yenerler. Zindandaki direnişe karşılık Öcalan 15 Ağustos 1984 gerilla hamlesini örgütleyerek cevap verir. Öcalan, hem örgütsel kriz hem de toplumsal değişim süreçlerinde önderlik ettiği örgütü ve halkı her defasında özgürlüğe daha fazla yaklaştırır.
En büyük örgütsel krizlerle ve tasfiyecilerle mücadele ederken “Burada çözümlenen an değil tarihtir, birey değil toplumdur” sözünü temel ilke edindi. Bu söz PKK gerçeğinin toplumsal çözümleme düzeyini ve tarih yapmadaki sorumluluk bilincini ifade eder. Bu ilke PKK hareketinin ve Kürt toplumunun da sorunları çözme yöntemi olarak toplumsal belleğe yerleşti. Öcalan her tarihsel dönemde PKK, Kürdistan, Türkiye, Bölge ve dünya gerçeğini çok yönlü analiz etti ve PKK’ye hamleler yaptırdı.
1999’daki uluslararası komplonun boşa çıkarılmasında, 2003-2004’de PKK içindeki tasfiyeci gruba karşı da Öcalan tarihi sorumluluğunu büyük riskler alarak yerine getirdi. PKK’yi tasfiye etmek isteyen liberal tasfiyeci anlayış tasfiye oldu. Öcalan önderlik ettiği harekete büyük bir hamle yaptırdı. PKK artık tamamen kitleselleşmiş ve uluslararası alanda büyük bir güç dinamiği olarak kök salmıştı. Ali Haydar Kaytan, Rıza Altun’un geçtiğimiz günlerde Nûçe Tv’de yayınlanan Soru-Cevap programını izledim. Öcalan ile tanışıp, PKK’li olarak mücadele ederken hala ilk günkü gibi heyecanlıydılar. Güncel olarak Cemil Bayık’ın Azadiya Welat’ta bu hafta çıkan yazısı, Duran Kalkan’ın Öcalan’ın çözüm projesinin halkların lehine gelişmeler içereceğini, Murat Karayılan’ın “Demokratik Çözüm Hamlesi”yle özgürlüğe yürüyeceklerini belirtmesi, KJB, HPG’li yetkililerin bütünlüklü değerlendirmeleri ve Mustafa Karasu’nun Yeni Özgür Politika’daki “Kürt Sorununun Çözüm Denklemi”nde bu çağrı ile önemli ve tarihi bir aşama yaşanacağına işaret etmesi bugünkü PKK’nin niteliğini de ortaya koyuyordu.
Evet, Öcalan şimdi ise tarihi bir sorumluluk alarak sadece öncülük ettiği harekete ve Kürt halkına değil Türkiyeli halklara da tarihi anlama büyük bir hamle yaptırmak istiyor. Bu hamle ile Kürt-Türk ilişkilerinin tarihi olarak yeniden tanımlayıp eşit-özgür ve kardeşçe birarada yaşamın mümkün olduğunu göstermeye çalışıyor. Kemal Pir ve Haki Karer’in “Türk halkının özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğü ile mümkündür” sözü şimdi yaşamsal kılınmak isteniyor. Bunun için NEWROZ PÎROZ BE!…

Yazarın diğer yazıları

    None Found