ÖDP’nin CHP’den ‘tarihsel’ beklenti hüsran çıkmazı

Saray faşizmine karşı mücadelenin büyütülmesi ve kitleselleşmesine acil ihtiyaç, ÖDP’yi, özellikle iki önemli momentte CHP’den daha fazla beklentiye itti. 

Birincisi, darbe girişimi sonrasında ÖDP, CHP mitinglerine katılırken çok heyecan duydu. Öyle ki ÖDP Başkanlık Kurulu Sözcüsü Alper Taş, 24 Temmuz Taksim mitingini hazırlayan CHP İstanbul yönetimiyle ne yapmak gerektiği üzerine görüşme bile yaptı. Kılıçdaroğlu’nun kürsü konuşmasının Gezi/Haziran ayaklanmasının tüm bileşenlerini kapsayacak biçimde olmasını önerdi. Sanki olabilirmiş gibi…

ÖDP, CHP’ye “yön veriyormuş” hazzını heyecanını da yaşayarak mitinge Birleşik Haziran Hareketi (BHH) olarak katıldı. 

Oysa ne CHP, Gezi kitlesinin antifaşist taleplerini ajite etmek isterdi, çünkü Gezi kitlesi diktatör Erdoğan’ın istifasını ve demokratik taleplerin gerçekleşmesini istiyordu. 

Ne de CHP’nin Saray faşizmiyle uzlaşmasını, onun mitinglerinin -en hafif deyimle- eklentisi olmak bozabilirdi.

Bunu ÖDP de biliyordu. Ama Saray faşizmine karşı kitleselleşme ihtiyacı, kitlesel zayıflığı ÖDP’yi -liderlerinin vurguladıkları gibi- sayısız defa CHP’den antifaşist beklenti/hüsran çıkmazına itiyordu. 

İki mitingden sonra Kılıçdaroğlu ve CHP, Yenikapı MC’sine katıldı. Perhizini bozarak Saray’ın eşiğine yüz sürme “günahı”nı bile işledi. 

ÖDP ve liderlerinin, heyecana kapılarak tarihsel diye niteledikleri moment Kılıçdaroğlu’nun Adalet Yürüyüşü ve mitingiydi. 

ÖDP liderlerinden biraz fazla alıntı yaparak okuru sıktığımız için hoş görsün. Çünkü, ÖDP şahsında emekçi sol hareketin önemli bölümü bu yürüyüş ve CHP’den beklentiye aşırı kapılarak adeta burjuvaziden ve faşizmin koltuk değneğinden bağımsız halklar hareketini geliştirerek demokratik bir gelecek kurabileceğimizi bu momentte yine unuttu. 

Halk TV’ye telefonla bağlanarak yaptığı konuşmada A.Taş “tarihi bir adımdır” diyerek yürüyüşü heyecan ve coşkuyla övdü.(17.06.17)

“O hareket ise aslında çoktandır Gezi ile yola çıkmış ve ‘Hayır’ın devamında yeni bir halk hareketi olarak yürümeye başlamıştı. Kılıçdaroğlu ve CHP aslında bu yürüyüşe katıldı.”

Kılıçdaroğlu, “Gezicilerin sloganındaki “gibi“ ‘Bu daha başlangıç’ cevabını” verdi. “Doğrusu da budur. ‘Bu da’ daha başlangıç”. 

“Bu yürüyüş sayesinde, halkımız yürürken böylece nesne olmaktan çıkıp özne olmaya doğru adım adım ilerlediğini de fark ediyor.”

(M.Pekdemir, Yeni Bir Siyaset Tarzı Mı, 03.07.17, Birgün)

"CHP yönetimi de devam etmekte olan son yılların büyük tarihsel yürüyüşüne nihayet katıldı. Çok iyi yaptı." (Miting Buluşma, 10.07.17, Birgün)

Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi, Adalet Yürüyüşü’ne, diktatörün CHP vekillerini de zindana atmaya başladığını görünce ve hatta muhtemelen sıranın kendisine gelmesinin pek uzak olmadığını sezerek veya bilgi alarak, mecburen ve aniden karar verdi. Bunu ÖDP liderleri de söylüyor. Sorun bu değil. 

Zorunluluk, bazı hareketlerin faşizme karşı mücadelede önemli rol oynamalarına yol açabilir. Ama devlet çıkarını herşeyin önünde tutan ve “bölünme” fobisinin şovenizmi tırmandırmasında Erdoğan-MHP’yle suç ortaklığı yapan CHP gibi bir parti, zorunlu kalsa bile bir-iki yürüyüşle yetinip veya mitinglerle halk tepkisini arkasına bağlayarak devlet-düzen için zararsız hale getirme amacından asla sapamaz. 

CHP’nin, mitingde adalet deklerasyonundaki bölücülük yapanların hainliğine vurgusu, öncesinde YPG karargahına hava savaşını “geç bile kalınmıştır” histerik açıklaması Kürt ulusal demokratik mücadelesine karşı savaşçılığında ısrar edeceğin tekraren kanıtlıyor. Kürtlere demokrasi değil kirli savaş olsun diyen bir partinin adalet ve demokrasi mücadelesi tutarsız olmakla da kalmaz mutlaka gericiliğe ve faşizme halkı eklemlendirmenin aracı olur. Unutmayalım bunu yapan sendikalar ve demokratik kitle örgütleri de değil programı olan siyasi en eski partidir. 

Adalet Yürüyüşü, CHP açısından, Saray faşizmiyle Yenikapı’da kurduğu MC’nin bozulmasıdır. MC’de pervasızca devam eden Perinçek ve Bahçeli’nin saldırganlığının nedeni de budur. Düşmanımız faşizmin bölünmesi mücadelenin yararınadır. Yürüyüş, milyonların Erdoğan faşizmine karşı CHP mitingi vesilesiyle meydanlara çıkıp nefes alma momenti oldu, bu da yararlı olmuştur. Ama bu iki şeyden daha fazlası olmadığı gibi, CHP’nin Gezi ruhunu çalarak faşizme karşı devam eden direniş etrafında toplanmasına da darbe vurmuştur. 

ÖDP, “onlarla olmuyor onlarsız da olmuyor” diyerek CHP ile HDK/HDP’yi eşitleştiren çizgisine son vermedikçe daha çok tarihsel beklenti/hüsran çıkmazı yaşayacaktır. 

Yazarın diğer yazıları