‘Odun Sanmak’

Cihan DENİZ

Cihan Can isimli bir Kürt genci 27 Aralık’ta aylardır polis ablukası da olan HDP Diyarbakır İl binasının önünde polise ait bir zırhlı araç tarafından ezilerek öldürüldü.

Bu asla bir kaza olarak görülemez. Cihan Can’ın ölümü, Kürdistan’da iktidarın bir yargısız infaz yöntemine dönüşmüş zırhlı araç cinayetlerinin son örneğidir.

Ama en az Cihan Can’ın ölümü kadar acı veren, aracı kullanan polisin verdiği ifadedir. Bu polis, Cihan Can’ı odun sandığını söyledikten sonra hiç bir şey olmamış gibi elini kolunu sallayarak serbest bırakıldı. Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden Kürdistan’da yaşayanların bu şekilde sistematik olarak katledilmeleri ve bunların faillerinin göstermelik mahkemelerde yargılanarak aklanması maalesef bizlerin de eksik mücadelesinin de bir sonucu olarak bir Kürdistan gerçeği haline gelmiştir.

Dolayısıyla, daha önceki sayısız benzer cinayette olduğu gibi, katilin serbest kalması kesinlikle şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı ve acı olan, bir insanın ölümüne neden olan birinin bu kadar rahat bir şekilde, en ufak bir utanmadan bir insanı odun sandığı için ezerek öldürdüğünü söyleyebilmesi ve bunun mahkeme tarafından kabul edilerek bu kişinin serbest bırakılmasıdır.

Birinin yaşamını yitirdiği bir olayla ilgili bu kadar rahatça “odun sandım” diyebilen bu polis memuru, iktidarın demokrasi, adalet ve insan hakları karşısındaki pervasızlığı ve rahatlığı ile bu şekilde konuşabilmektedir. Böylesi cinayetler, bir devlet politikası olan cezasızlığın bir sonucudur. Bir dönem Kürdistan’da yaşananların hesabını sormak amacıyla değil ama konjonktürel nedenlerle açılmış davaların bir bir kapatıldığı, ağır insan hakları ihlallerinin faili asker ve polisin yargı tarafından açık bir şekilde korunduğu bir ülkede, polis de, asker de ne yaparlarsa yapsınlar kendilerinden hesap sorulmayacağının rahatlığı ile hareket etmektedir. Kazayla bile olsa ifade vermek zorunda kaldıklarında ise insan aklı ve vicdanı ile dalga geçmektedirler.

Ne kadar akıl ve ahlak dışı olursa olsun, polisin mahkemede ileri sürdüğü gerekçenin üzerinde durmak gerekir; çünkü bu bir gerekçe olmanın ötesinde bir zihniyetin göstergesidir.

“Görmedim” gibi bir bahanenin ardına sığınmak yerine “odun sandım” gibi sözler sarf eden bu polis tam da Bakanının polisidir. Bu sözler iktidara hakim kendini hukukun üstünde gören, hukuk ile adeta dalga geçen ve kendi dışındaki herkesi ve her şeyi yok sayan anlayışın dışa vurumudur. Bir İçişleri Bakanı düşünün ki, gayet pişkince “Anayasa Mahkemesi gibi bakmak zorunda değilim” diyerek kendini hukukun üstünde görebilmektir. Sıradan bir demokraside kıyamet kopmasına neden olacak bu ifade Türkiye’de yaprağın bile kıpırdamasına neden olmuyor. Böyle bir İçişleri Bakanı’nın olduğu ülkede bu bakana bağlı bir polisin bu kadar rahatça bu şekilde konuşabilmesi şaşırtıcı olmamalıdır. Sonuç olarak bu polis, hukuku odun gibi gören bir bakanın polisidir. Ama bu polis sadece bağlı olduğu bakanın zihniyetinin değil bir bütün olarak mevcut iktidarın zihniyetinin de taşıyıcısıdır.

Bir adım daha ileri gidersek, ölümüne neden olduğu kişiyi oduna benzeten bu polis, aslında iktidarın sadece Kürtlere değil tüm topluma  bakışını da ortaya koymuyor mu? İktidar, sadece muhalif partilere oy verenleri değil en başta kendisine oy verenler dahil tüm Türkiye halklarını hesap vermesi, ikna etmesi gereken bir topluluk olarak görmemektedir. Aslında iktidar tarafından  “odun” gibi görülen bizzat toplumun kendisidir. Bu anlamıyla  polisin ağzından çıkanlar, “isteseniz de istemeseniz de Kanal İstanbul’u yapacağız” diyen zihniyetin bir örneğidir. Bu polis sözleriyle iktidarın bilinçaltındaki toplum imgesini dışa vurmaktadır.

Ama asıl önemli olan halkın kendini nasıl gördüğüdür. Kendisine dayatılan odun olmayı kabul etmeyen halkların mücadelesi, Cihan Can’ı odun sandığı için ezerek katledenlerden de hesap sorulmasını sağlayacaktır.

Kendi gücünün farkında olan toplumun örgütlü ve kararlı demokrasi mücadelesinin onları “odun” gibi gören bu iktidarı tarihin çöplüğüne atacağı günlerin yakın olduğu umut ve inanç ile tüm Yeni Özgür Politika ailesinin yeni yılını kutlar, 2020’nin tüm ezilenlere özgürlük, barış ve adalet getirmesini dilerim.

Yazarın diğer yazıları