Öğretilmeyen

Aklıma geldikçe okulda öğretmedikleri şeylerin listesini yapıyorum. Okulda bir insanı nasıl seveceğinizi öğretmezler. Artık sevmediğiniz birini nasıl terkedeceğinizi, başkalarının zihninden geçenleri okumayı, ölmekte olan birine tam olarak ne söylemek gerektiğini de öğretmezler. Aslında bilmek gereken hiçbir şeyi öğretmezler.” Neil Gaiman

***

Okullar açılıyor.

Anadilinden sürgün çocukların hala kendi dillerinde eğitim yapamamaları başlı başına bir sorun olarak varlığını sürdürüyor.

Başta söylemekte yarar var; Türkiye eğitim sistemi; genel olarak tekçi, ezberci, sorgulamayan, itaatkar, ırkçı, ayırımcı ve cinsiyetçi bir yapıdadır.

Her yıl, hatta her ay reform adı altında yapılan değişiklikler  üstesinden gelinemez durumlara yol açtı.

Hele de ülkenin şu an geldiği mecrada eğitimde “yerli, milli ve dini ruh” adı altında ilkokuldan hatta anaokulundan  başlayarak verilecek eğitimin çocukta itaat odaklı, öğrendiğini sorgulamaktan çekinen, korkular içinde bocalayan, giderek patalojik olarak kaygı bozukluğuna yol açabileceğini, dahası tüm insani ve toplumsal değerler açısından kafasında karmaşa oluşturacağını belirtiyor konunun uzmanları.

Dünyada başarılı olmuş eğitimin temelinde sadece öğrenci, aile ya da öğretmen değil, sistemin kendi kültürü belirleyicidir. Sistemin bugün öğrenciden beklediği en temel özellik dünyaya milliyetçi /ırkçı bir gözlükle bakmasıdır. Okul öğrenciyi bu doğrultuda “talim ve terbiye” etmektedir.

Oysa bütün öğretim düzeylerinde amaç öğrenciye temel insan haklarının öneminin, bunun tüm insanlık için elzem oluşunun bilgi ve bilincini vermek, her türden ayrımcılığı karşı demokratik bir çoğulluk içinde birlikte yaşamayı öğretmek olmalıdır.

Genç dimağların belli yönde doktrinleştirilmemesi yansız bir eğitimle, müfredatta yer alan, ırkçı, ayrımcı, ötekileştirici bilgi ve ifadelerden arındırılmasıyla olanaklıdır. Oysa bugün

Okulların yönetimi ve öğrenim sistemi; çocukların “itaatkar” yetiştirilmesi hedefiyle kurgulanıyor.

***

Eğitim sadece bu yönüyle değil daha birçok alanda temelden aksayan ve yaşamdan kopuk bir sorun.

Eğitimin niteliği yalnızca başarıyla ölçülmüyor. Nitelikli bir eğitimin çocuğun sosyal, duygusal ve bilişsel tüm yönlerini desteklemesi gerekiyor. Araştırmalar ne yazık ki çocukların eğitim yaşantılarında mutlu ve huzurlu olmadıklarını gösteriyor.

Şimdi şöyle bir görüş belirtip: “Ne yazık ki Türkiye’de okul öğrenciyi hayata değil sadece üniversiteye hazırlıyor. Aslında bunu da yeterince beceremediği için bu boşluğu da dershaneler doldurmaya çalışıyor”. Dersek yanlış mı söylemiş oluruz. Yanlış değilse şayet buna ilişkin bir cümle daha ekleyelim hadi: ”hayat gerçekleriyle okul arasındaki bu uçurum kapatılmadıkça, okullar asla çocukları gerçek hayata hazırlayamayacaktır.

Hölderlin’e; “Keşke okullarınıza hiç ayak basmamış olsaydım.” Sözünü dedirten de bu durumlar olsa gerek.

***

Sağlıklı bir eğitim, insan haklarını merkeze oturtan ırkçı, dinci kurum ve ideolojik yapılara taviz vermeyen, çocukların özgür birey olma haklarını merkezine alan evrensel normda bir öğretim sistemi inşa etmekle mümkündür.

Doğaldır ki en başta öğrenciden önce bizzat yöneticilerin ve eğitimcilerin eğitilmesi gerekecektir.

Öğrenmek, bilgi edinmek kolaydır. Önemli olan o bilgiyi yorumlayabilme ve eleştirel olabilmektir.

İnsana dair değerler okul ve ailede verilmeyince iş başa düşmekte, herkesin bunları kendi çabasıyla öğrenmesi gerçeği ortaya çıkmaktadır. Kişiye düşen kendi kendine vereceği eğitim ve Turgut Uyar’ın o güzelim ‘Sonsuz ve Öbürü’ şiirinde belirttiği gibi bunu bilince çıkarmak olmalıdır:

“En değerli vakitlerinizi bana ayırdınız/ sağolunuz efendim/ gökyüzünün sonsuz olduğunu bana öğrettiniz/ öğrendim/ yeryüzünün sonsuz olduğunu öğrettiniz/ öğrendim/ hayatın sonsuz olduğunu öğrettiniz /öğrendim/ zamanın boyutlarının sonsuzluğunu/ ve havanın bazen kuşa döndüğünü öğrettiniz/öğrendim efendim/ ama sonsuz olmayan şeyleri öğretmediniz efendim/ baskının zulmün kıyımın açlığın/ bir yerlere kıstırılıp kalmanın susturulmanın/ aşk mutluluğunun ve eski hesapların/ aritmetiğin bile/ bunları bulmayı bana bıraktınız/ size teşekkür ederim.”

Yazarın diğer yazıları