Oğuzlar -I

Şimdiye kadar yazdığım yazılarda okuyucu ile olan diyaloğumda dikkatimi çeken en önemli nokta, Kürt insanın tarihe olan susamışlığı, merakı ve öğrenmeye ulaşma istediğidir. İnsanlar haklı olarak, devletin öğretmiş olduğu tarihin sahteliğinin farkında, artık ona en ufak bir güven ve inandırıcılık kalmadığı için büyük bir arayış içinde. Bu arayışını gidermek için çeşitli kaynaklardan doğru bilgiyi almaya yoğunlaşan bir ilgi gözlemliyorum. Bu nedenle tarih üzerine fazla yazıyorum. Çeşitli kaynaklar derken okuyucunun nereye yöneleceği de belirsiz. Çünkü bizim tarihçilerimizin sunduğu bilgiler sınırlı ve kısmen hatalı. Bu insanları suçlamıyorum, onlara verdiğimiz imkanlar üzerinde bunu değerlendirmek gerekir. Ne verdik de ne bekliyoruz hesabı, imkan yaratmadıklarımızdan fazlasını beklemek de haksızlık. Diğer tarihçilerin, özellikle de Türk tarihçilerin vereceği bilgiler ise güven vermiyor.

Son dönemlerde Türk tarihçi, araştırmacı ve yazarları Kürtlerin atalarını Türk göstermek üzerine yoğun bir caba içinde olduğu gözlemleniyor. Bu konuların başında da Oğuzlar geliyor. Belki okuyucuya hayali gibi gelebilir ama Oğuzlar sözkonusu olunca onlarca defa düşünüp, ölçüp- biçmek ve yazılanların doğruluğuna şüphe ile bakmakta fayda vardır.

Bizim iki önemli tarihçimiz olan rahmetli Torî ve Xemgîn imkan kısıtlılığına rağmen büyük değerler yarattılar, hepimiz onların eserlerinden, yazılarından yararlandık. Elbette onlara minnettarız ama araştırdığım kadarıyla onların da derinlemesine bir araştırmaya girmeden, bazı Türk kaynaklarını hiç şüphelenmeden kullandıklarını gördüm. Onlar adına üzülüyorum, bu kadar değeri yaratırken bu tür tuzaklara düşmememleri gerekirdi. Onları saygı ile anarken, onların gözden kaçırdığı, Kürtlerin hala kabul etmek istemeği ama Türk tarihçilerinin unutmadığı Oğuzlar gibi önemli bir noktayı, yeni nesil araştırmacıların ilgisine sunuyorum. Bu onlar için aynı zamanda kendilerini ispatlama fırsatıdır.

Son dönem, aklın ve mizanın almadığı kadar Türkçe yazan araştırmacıların Oğuzlar üzerine yazdıkları tezleri ve araştırmalarını okuyorum. Daha doğrusu Kaliforniya merkezli ‘Akademia’ adlı bir kuruluş tarafından hergün bu konu üzerine birkaç yazı alıyorum. Bunun neyin nesi olduğunu hala tam anlamış değilim ama fazlada önemli değil.

Başta ünlü Türk tarihçisi Prof. Faruk Sümer olmak üzere bütün Türk tarihçileri, Oğuzların Türk olduğunu iddia eder ve kaynak olarak Kaşgarlı Mahmut ile Oğuz destanlarını gösterirler. Bu destanların Kürtler arasında da çok yaygın olduğunu Sümer yazar ve ondan sonra yazanlar onun çizdiği çerçevenin dışına hala çıkmış değil. Bütün araştırmacıların ortak özelliği Oğuz ismine net bir yanıt veremiyor olmaları. İsmin orijinalinin bu olup olmadığından da büyük şüphelerim var ama doğru olduğunu varsayarsak bunun bir beylerbeyinin (Buğduz, Boğduz, Bığuz. Kürtçede inatlaşma, asabileşme anlamına gelir.) isminden geldiğini ama Oğuzların esas isminin Sakalar olduğunu düşünüyorum. Oğuz Han ile ilgili ünlü bir hikaye de anlatılır ve kısaca şöyledir: Oğuz, ‘Bıyığı kanlı Güğdüz Emen’i bir heyetin başında Hz Muhammed’i ziyarete gönderir. Çok heybetli, dev yapılı, zapt û rapt edilmeyen, asık suratlı biriymiş Emen… Hz Muhamed hangi millettensin diye sorunca, o Kürt oluğunu’ söyler…

Bugüne kadar bu konu üzerine yazan araştırmacıların hepsi Sümer’den alıntı almıştır. Hepsinin ortak özeti kısaca şu: Oğuzlar, Bozok ve Üçok diye iki bölüme ayrılır ve toplam 24 aşiretten meydana gelirler. Bazı ufak farklılıklar olsada genelde Bozoklar: Kayı, Bayat, Alkaboluk (-evli), Karaboluk, Yazgır, Döğer, Dodurga, Yaparlu, Avşar, Kızık, Beğdilli ve Karkın adlı boylardan oluşurken; Üçoklar da: Bayındır, Beçenek, Çovaldur, Çepni, Salgur, Eymür, Alayunlu, Üreğir, İskender, Büğdüz, Yıwa/İwa, Kınık boyundan meydana gelir. Görüldüğü üzere isimlerin hepsi Türkçe. İşte işimizi zorlaştıran bu! Çünkü Osmanlılar döneminde yapılan nüfus sayımlarında, memurlar bütün Kürtçe isimlerin yerine uyduruk bazı Türkçe isimler yazmışlardır. Türk tarih yazanlarının hepsi, böylece orijinal isim yerine Türkçe isimleri kullanarak bunları Türk olarak göstermiştir. Tahmin edileceği üzere Büğdüz adlı bey, Oğuzlara adını vermiş. Bu boyların, dillerinin ayrı olduğunu ama Türkçeyi de bildiklerini Kaşgarlı yazar.

Devamı haftaya…

Yazarın diğer yazıları