OHAL bu hal işte…

“Yanlış gücünü arttırıyor diye asla doğruya dönüşemez.” 

Tagore.

***

Farklı seslerin çıkmasına tahammül edemiyorlar. Kendi mantalitelerince gazetecilik yapılsın istiyorlar. Gerçeklerin bilinmesinden korkuyorlar. Bunun için var güçleriyle yükleniyorlar.

İfade özgürlüğü ve basın üzerindeki baskılar hız kesmeden devam ediyor. Medya ve televizyonların çok büyük bir kısmı havuz yöntemleri ya da zorla, hükümetin kontrolü altına alınmış durumda. Muhalif gazeteciler ise baskı altına alınmak istenmektedir.

Son olarak Özgür Gündem Gazetesi’nin kapatılması ve çalışanlarının, yöneticilerinin ve yazarlarının gözaltına alınması olayın vahametini bir kez daha gösterdi.

Gerçekleri yazdığı için hakkında soruşturma ve davalar açılan, yasaklanan, binası bombalanan, yazarı, dağıtımcısı katledilen bu gazetenin başından bela hiç eksik olmadı. Son polis baskınında gözaltına alınan gazetenin genel yayın yönetmeni Zana Kaya ve Yazı İşleri Müdürü İnan Kızılkaya tutuklandı. Van Tv’nin Hakkari muhabiri Serkan Kaya, haber takibi yaparken gözaltına alındı. Dicle Haber Ajansı (DİHA) muhabiri Engin Eren, günlerdir Siirt Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor.

Daha önce de yazar Aslı Erdoğan tutuklanmıştı. Dünyaca tanınan, kitapları birçok dile çevrilmiş, yurtdışında aldığı ödüllerle Türkiye’nin sesini duyurmuş, övünç kaynağı olması gereken bir yazar; gazetede yazdığı yazılardan dolayı “Halkı kışkırtmakla ve örgüt üyesi olmakla” suçlanıyor.

Deli saçması bu. Dünya alem bilir ki Aslı Erdoğan’dan ‘terörist’ olmaz. Bu bir gözdağı, korkutma ve sindirme harekatıdır. Aslı üzerinden, gerçekten, ezilenden, mağdurdan, ötekiden yana olanlara gözdağı verilmek isteniyor.

Aslı Erdoğan, avukatları aracılığıyla gönderdiği mesajda; “Neden burada olduğumu biliyorum. Benim yazılarımda sadece düşünce özgürlüğü değil, ‘yargılanan’ vicdan oldu. Önyargılarıyla hapsedilen ‘vicdandır.’ Edebiyat, insana bu vicdanı kurabilmek için vardır. 18 yıldır tutarlı bir biçimde şiddet karşıtlığını savundum ve Özgür Gündem yazılarımı bir barış köprüsü olarak gördüm” diyordu.

Evet. Bütün muhalif medyanın susturulacağı bir yöne doğru gidiyoruz. Önceliğin Özgür Gündem’e tanınması da rastlantı değil. İktidar besbelli ki Kürt siyasal hareketine yönelip yükleniyor. Özgür Gündem’in kapatılması da bu minval üzre. Türk milliyetçisi, ırkçı, şoven militarist ulusalcılarla kurulan ittifak ve milli mutabakat da oluşmuş vaziyette.

Bildik medya da bundan bağımsız değil. O da siyasiler gibi savaş tamtamları çalmaya devam ediyor. L.Althusser’in medyayı “devletin ideolojik aygıtlarından biri” olarak tanımlaması tam da bu duruma tekabül ediyor. Sistem bu yöntemlerle, yedeğine aldığı tüm devlet aygıtlarıyla ve iktidarın çıkarlarını destekleyen bilerek çarpıtılmış veya saptırılmış çeşitli algı dayatmalarıyla toplumun geniş bir kesimini de buna göre biçimlendirdi. Bu durumda amaç genellikle içerdeki rakibi tehlikeli olarak göstermek ve ona karşı nefret yaratmaktır

Halkın haber alma hakkına açık bir müdahale olan bu tutuklamalara itiraz etmek, basın özgürlüğüne sahip çıkmak ve dayanışmak olmazsa olmazımızdır. Bu anlamıyla son baskılarda gösterilen destek ve dayanışma son derece değerli.

Türkiye’yi zor günler bekliyor. Tüm demokrasi güçlerinin omuz omuza durması gerekiyor.

Yazarın diğer yazıları