Olay ironik, fotoğraf çirkin

"İnsan hakları savunucularının güvenliği" konulu bir eğitim toplantısındayken topluca, sadece "ihbar var" açıklaması ile gözaltına alınan her biri önemli bir insan hakları örgütünün temsilcisi dokuz insan hakları savunucusu, soruşturmaya daha baştan konulan kısıtlılık kararı, ailelerine ve avukatlarına dahi bilgi verilmemesi. Olay ironik, fotoğraf çirkin!

İktidar, OHAL ilanı ile birlikte anayasayı ve uluslararası sözleşmelerden kaynaklı yükümlülüklerini gözardı ederek çıkardığı Kanun Hükmünde Kararnamelerle, OHAL ve savaş koşullarında bile ihlal edilemeyeceği Anayasanın 15. maddesi ile güvence altına alınan hakları dahi gasp etmekte tereddüt etmiyor. 

Masumiyet karinesi de OHAL döneminin en yoğun ve en yaygın ihlal alanlarından biri. Dernek, vakıf, gazete, televizyon gibi kuruluşların kapatılmasında da, çalışma hakkının gasp edilmesinde de, gözaltına alınmalar ve tutuklanmalarda da bu açıkça görülüyor. 

 "Terör örgütü ….ile ilişki" gerekçe gösterilerek ama hiç bir delil göstermeden ve yargı kararına ihtiyaç duymadan muhalif tüm yapılara ve kişilere suçlu muamelesi yapılıyor. İktidar zaten karşı olduğu kuvvetler ayrılığını yok sayıyor ve kendisini yargının yerine koyarak, idari kararlarla hayatımıza hükmediyor. 

Hal böyleyken, Uluslararası Af örgütü Türkiye temsilcisi Taner Kılıç’ın tutuklanması, insan hakları örgütlerine de ağır bir yönelme eğilimini göstermişti. Ardından Büyükada’da insan hakları örgütlerine yapılan bu büyük operasyon geldi. 

HDP’nin tutuklu Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ’ın savunmalarından biri olarak 4 Temmuz’da Ankara’da olmak zorunda kalmasaydım, 3 Temmuz’da başlayan insan hakları toplantısında ben de (İnsan Hakları Derneği temsilcisi olarak) olacaktım.

Tesadüfen dışında kaldığımız bu operasyon birçok açıdan çok önemli: Her şeyden önce; insan hakları örgütlerinin güvenlik kaygısının ne kadar haklı olduğunu gösterdi. 

İkincisi; Yurttaşlık Derneği, Kadın Koalisyonu, Uluslararası Af Örgütü, İnsan Hakları Gündemi Derneği, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği, Mazlum Der gibi derneklerin faaliyetlerinin ve giderek insan hakları mücadelesinin asılsız iddialarla kriminalize edilmesine kapı açtı. 

Üçüncüsü; uluslararası insan hakları örgütleri, Avrupa Komisyonu ve BM insan hakları çalışma grupları ile bağlantıyı hem engelleme hem de kriminalize etme çabasını somutlaştırdı.

Dördüncüsü; insan hakları örgütlerinde çalışanlara ve aktivistlere göz dağı vererek insan gücünü bu oluşumlardan uzaklaştırma, böylece karşı koymakta en fazla zorlandığı insan hakları savunucularının tuttuğu muhalif alanı boşaltma, etkisizleştirme amacını ortaya çıkardı.

Ve nihayet yazıyı yazdığım şu sırada, iktidarın had bilmez, hudut tanımaz saldırılarının tanıkları olarak aklımıza gelip de dillendirmekten utandığımız başlıklar atılmaya başlandı bile kimi haber sitelerinde. 

"Ajan avı!" Düşünebiliyor musunuz? 15 Temmuz darbe girişimi günü ülkeye giriş yapan çoğunluğu yabancı 17 kişilik grubun yaptığı ve ABD’li profesörün de katıldığı iki günlük toplantıyı ajan faaliyeti olarak yaftalayıp, buna atıfla veriyorlar haberi. Utanmadan! 

Açıklıyorum; Bu toplantı kararını üç ay kadar önce, KHK’larla derneklerin kapatılması ve çalışanlarına yönelik tutuklamalar karşısında ne yapmak gerektiğini tartışmaya ihtiyaç olduğuna karar vererek katılımcılarla hep beraber aldık. Büyükada’da yapılması ise tamamen mevsimin yaz, insan hakları savunucularının da dinlenmeye ihtiyacı olduğundan hareketle planlandı. Hepsi bu.

Kime anlatıyorum? Devletin istihbaratı eminim benim kadar biliyor gerçeği ama bu asılsız saldırıdan bir muradı var. Bu güne kadar kaçırarak, öldürerek – ki bu operasyonun Vedat Aydın’ın kaçırıldığı güne denk gelmesi ya da getirilmesi de tesadüf değil belki de- tutuklayarak susturamadığı insan hakları savunucularını ajanlıkla suçlayarak itibarsızlaştırmaya çalışacak kadar şirazesi kaymış.

Bazı çabalar nafiledir oysa; İnsan hakları mücadelesini bitirmeye, insan hakları savunucularını susturmaya çalışmak gibi. Çünkü insan, nihayetinde onuruna sahip çıkmadan yaşayamaz. Ve insan hakları mücadelesi karşısında nihayetinde her zaman ve her yerde olduğu gibi bu iktidar da tükürdüğünü yalamak zorunda kalacak.

Yazarın diğer yazıları