Ölümcül hastalar koğuşu!..

Bizim tarihimizde herhangi bişeyi az yapmak gibi bişey yoktur, yaptığımızda dibine kadar yapmak zorundayızdır. Geçen akşam uzandım ve düşünmeye başladım, Kürtlerde neden bir Tarkan ya da Karaoğlan yok diye. Belki de devlet olmadıklarındandır, sadece devlet olmak da değil, bağımsız devlet olmak da gerekiyor, arkasından da başka ülkelerin topraklarını işgal etmek gerekiyor ki, öylesine palavra kahramanlar çıkartasınız. Şöyle bir gözünüzün önüne getirsenize, bu iki palavracı kahraman görmediklerini bile oklarla vurmuşlardır. Mesela Bulgarlarda da yok bu tip kahramanlar ya da ben bilmiyorum.

Bizdeki erken megalomani ya da abartılı megalomani de bunun sonucu değil midir zaten. Churchil veya De Gaulle İngilizler ya da Fransızlar için önemli değil midir ki Atatürk gibi adım başı heykelleri yok ya da meclislerinde onlar üzerinden tartışmalar yapılmıyor. Hıristiyanlar İsa’yı film ya da tiyatro yapabilirken, karikatürünü çizerken Müslümanlar neden suratını bile bilemiyorlar ve putlaştırıyorlar.

Sadece 1 örnek vermek istiyorum, Sovyet mareşali Frunze Anadolu’yu gezip Sovyetlere Kurtuluş Savaşı için olumlu rapor vermese ve sonuçta oradan o silahlar ve altınlar gelmese Atatürk ne kadar başarılı olurdu ve şimdi nasıl anılırdı. Taksim Meydanı’ndaki anıtın esasında Atatürk’ün emriyle yaptırılan bir Frunze anıtı olduğunu kaç Kemalist biliyor acaba? Şaka söylemiyorum, Kemal Kılıçdaroğlu da, Muharrem İnce de bilmiyorlardır ama partilerini yönetmek için kavga edebiliyorlar.

Sanırım geri kalmış yada eğitimsiz toplumların böyle abartıya gereksinimleri var, başka şansları da yok, yerine başka bişey koyamamanın sıkıntısını yaşıyoruz hep beraber. Koyamayınca da var olanı abartıyoruz. Bizde sanırım dipsomani hastalığı var, dipsomani bir tür alkolizm hastalığı ama ben dahil eskiden bildiğim gibi şişenin dibini bulmak değil, öyle bir noktaya gelmek ki, yaptıklarının hiçbirini anımsamıyorsun ve bunlar da iyi ve az şeyler olmuyor. Ne kadar nefretin varsa kusuyorsun esasında dipsomanide, ayıldığında anımsamasan da her şeyi yapıyorsun.

Geçen gün 71 yaşında ve mide kanseri olan Dersimli Fatma Güler cezaevine kondu. Fatma Güler 2012 yılında hayvanları otlatırken yakınında çatışma çıkıyor ve çatışma sonrası yardım ve yataklıktan hakkında soruşturma açılıyor. Daha sonra Aydın’a kızını ziyarete gidiyor ama cezası kesinleştiğinden orada tutuklanıyor ve durumu da iyi değil.

Aynı durumda Fatma Tokmak var ve 2,5 yaşında oğluyla hapis yatarken hastaneye kaldırıldı ve ölümle pençeleşiyor. Sanırım 15 Temmuz darbe girişimi sonrası hem cezaevinde hem de dışarıda intihar edenlerin sayısı 100’ü geçti. Bizde bişey az sayıda olmuyor, kötülükler 1-2 tane değil, az sayıda olanlar bizim utanç kaynağımız. Dünyada ibreti alem olsun diye işkence edilmiş insanların fotoğraflarını çekip basına veren tek ülkeyiz. O fotoğrafların delil olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ya da Birleşmiş Milletler’e gitmesi o an umurumuzda değil, durumu ve o an’ı kahramanlaştırıyorsa yetiyor. Geriye darbeyi önlediği söylenen kahraman Erdoğan’la tankın önüne yattığı söylenen bilmediğimiz halk kalıyor.

Biz de ne yapıyoruz, her şeyi o dönem bizi kim yönetiyorsa onun üzerine atıyoruz. Şimdi sıra Erdoğan’da, demokrasi ve cumhuriyet elden gitti. Hiçbişey bir öncekinin üstüne oturmamış sanki, “Gelen gideni aratır” siyasetimizde baş tacı.

Sabahattin Ali’yi öldüren kişi ödüllendirilmek yerine cezaevine konsaydı, Ahmet Emin Yalman’ı vuran Hüseyin Üzmez daha sonra gazeteci diye pohpohlanmasaydı acaba Abdi İpekçi ya da Uğur Mumcu ve diğerleri bu kadar rahat öldürülür müydü? Süleyman Demirel Deniz Gezmişlerin idamı için Mendereslere karşı “3’e 3” gibi komik bir ifade kullanmasaydı Kenan Evren bu kadar genci astırabilir miydi? Ya da kimi aydınlar 27 Mayıs’ı darbe olarak görüp karşı çıksalardı bugün Erdoğan diye birisi iktidar olabilir miydi?

Susmuşuz, kalabalık rakamlar karşısında susup ve eskilerin yaptıklarını unutup sadece o günü kötülemişiz. Hep aynı terane, “İnönü Menderes’ten, Menderes Demirel’den, Demirel Özal’dan, Özal Çiller’den, Çiller Ecevit’ten, Ecevit Erbakan’dan, Erbakan da Erdoğan’dan iyiydi“

Peki biz bu noktaya nasıl geldik, bunlar bir sonrakinden iyiydi de bunca insan daha önce nasıl öldürüldü, nasıl şimdi hapishanelerde bunca ölümcül hasta var, neden sayı her dönemde biraz daha artıyor. Bir sonrakinde Erdoğan kimden daha iyi olacak diye mi bekliyoruz acaba?

Yazarın diğer yazıları