Onurlu bir barış için onurlu bir direniş…   – Deniz DALYAN

Tarihsel süreçlerden geçtiğimiz bu yıllarda Kürt Özgürlük Hareketi büyük kazanımlar sağlamış, ideoloji ve felsefesiyle büyük devrimlerin kapısına dayanmıştır. Kapitalizmin girmiş olduğu derin kriz, bu krizin insanlığa maliyeti acı, gözyaşı, ölüm, açlık ve insanlığın özü olan toplumsallığın ahlaki ilkelerinin parçalanmışlık olmasıdır. Bu temelde Kuzey Suriye’de Demokratik modernite ekseninde gelişen halkların bir arada, insanlığı insan yapan ilkelerin etrafında örülen ortak yaşam sisteminin emperyalist ve de statükocu devletler tarafından hedefe konulduğu görülmektedir. Rojava’da yürütülen özgürlük savaşı aslında herkesin takkesini düşürerek gerçek niyetlerini ortaya koymuştur. Bugün gelinen aşamada TC faşist devletinin Rojava’ya dönük işgal ve soykırım saldırılarında, kafa kesici DAİŞ uzantılı çeteleriyle ve kimyasal silahlar kullanarak vahşet görüntülerini ortaya çıkarmaktadır. Dünyanın bir numaralı jandarması olan ve sömürgesini demokrasi ve özgürlük söylemleri adı altında satarak kendisini sağlamlaştırmaya çalışan Amerika ve ortakları yanı başında omuz omuza vahşi DAİŞ terörüne karşı beraber savaştığı YPG, YPJ ve QSD özgürlük savaşçılarının ve onların canları pahasına korumaya çalıştığı Kuzey Suriye halklarının, ölümlerini izlemekle yetinmektedirler. Yanı başlarında parçalanmış bedenler, vücutları yanarak acı çeken çocukların haykırışları tüm insanlığı sarsarken, Amerika Başkanı Trump’ın “biz orada petrol yataklarını koruyacağız” açıklaması tarihin kara sayfalarındaki yerini alacak ve unutulmayacaktır. İşte kapitalizmin, devletlerin ve onların yöneticilerinin geldiği durum budur.

Yaklaşık yüzyıldır soykırımlarla, asimilasyon politikalarıyla ve işgalle kendini ayakta tutmaya çalışan TC ve bugün iktidarda olan AKP-MHP sona yaklaşmış bulunmaktadır. Komada olduğunu belirtebiliriz onun için şuan karşınızda Hitler ve Mussolini yöntemlerini benimsemiş bir faşist güç bulunuyorsa barışı dillendirmek, anlamsız kalır ya da tam yerini bulamaz. “Barış’’ kelimesi insanlığın en çok aradığı ve büyük bir anlam yüklediği onurlu bir kelimedir ama unutulmamalıdır ki, faşizmin kendisi de barışın düşmanıdır. Barışı dillendirenler faşizm için düşman sayılırlar “ya kabul edersin ya da yok olursun’’ anlayışı hakimdir. Dolaysıyla faşizmin karakterinde yok etmekten başka bir şey yoktur. Barış her zaman savunulur, yol ve yöntemleri ise doğru zamanda aranıp dillendirildiğinde anlam kazanır.

AKP ve MHP faşist hükümeti Ortadoğu’da yaşanan bu karmaşada Kürtleri ortadan kaldırma kararı alarak yani soykırım uygulamalarını açıkça ortaya koymaktalar. Erdoğan BM’deki konuşmasında elindeki haritayla bu planını tüm dünyanın gözleri önünde açıklamıştır. Yine Hitler’in infazcısı, gaz odalarının mimarı ve kendisini şefine kanıtlamak için her yerde Yahudi katliamları yapan R. Heydrich rolüne benzer bir rol üstlenen Soylu da artık bu kaseti yeniden sarmayacağız bu sorunu kökünden çözmek gerek diyerek, gerçek niyetlerini ortaya koymuşlardır. En çok dillendirilen “Faşizm ile uzlaşma olmaz’’ şiarı ile Kuzey Kürdistan ve Türkiye sahalarında onurlu direniş söylem ve pratiği şehirlerde, mahallelerde, sokaklarda her evde büyütülmelidir. Mussoloni gibi faşistlerin, Ortadoğu’daki diktatörlerin sonunu getiren büyük halk direnişleri olmuştur. Bu gerçeklik gün gibi ortada iken direnişten hariç söylemler, kafa karışıklığa ve umutsuzluğa sebebiyet vermektedir. Bu durumda faşist rejimin durumunu uzatmaya yaramaktan başka bir rol oynamayacaktır.

Tüm toplumsal kesimlerin, bilim insanlarının, aydınların, insanlığının sesi olan gazetecilerin artık bu karanlık gidişatı durdurma vakti gelmiş ve geçmiştir bile… Her ne kadar bu vahşet ve insanlık trajedisine tanık oluyorsak da, bugün dünya halklarının her yerde Rojava direnişi etrafında kenetlenmesi, insanlık direnişine ses olması ve büyük devrim kokusunun güzelliğini her yerde hissettirmesine de tanık olmaktayız.

Yazarın diğer yazıları

    None Found