Ormanda, derede, tepede talan

AKP iktidarı boyunca Kürdistan ve Türkiye’nin birçok bölgesinde doğal alanlar talan edilerek sermayenin hizmetine sunuldu. Karadeniz’den Munzur ve Kaz Dağları’na kadar birçok alanda doğaya yönelik saldırılar devam ederken, iktidar dünden bugüne talan politikalarını derinleştiriyor.

AKP, 17 yıllık iktidar sürecine Kuzey Kürdistan ve Türkiye’nin dört bir yanında doğal alanlara maden ocakları, hidroelektrik santraller (HES), termik santraller, mega projeler sığdırırken, son dönemde doğa talanı da hızlandırıldı. Toplu Konut İdaresi’nin (TOKİ) tekelleşmesi, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) muafiyetleri ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı gibi bir dizi yasa, kanun ve yönetmelik aracılığıyla yapılan projelerle rant bugüne değin sürdü.

Dünden bugüne ekolojik yıkımın gerçekleştiği alanlar ve etkileri şöyle:

Ormanlar ve sular özelleştirildi

Devlet Su İşleri Teşkilat Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, suların özelleştirilmesinin yolu açıldı. Değişiklik bununla da sınırlı değil. Buna göre, ormanlar hem özel sektöre devredilebilecek hem de depolama alanı olarak kullanılabilecek.

Doğa şirketlere sunuldu: Madde 80

“Devletin doğaya el koyma maddesi” olarak bilinen bu madde ile doğa ve kentlere yönelik talan projeleri önündeki kısıtlayıcı hükümler kaldırıldı. Bakanlar Kurulu’nun yetkilendirilmesi ile yatırımlar için alınması gereken her türlü idari izin ve “olur” mekanizması ve bunlara dair idari süreçler devreden çıkmış oldu. Kıra ve kente telafisi imkânsız ekolojik yıkımlar getirecek olan plan ve şehircilik ilkelerine aykırı projelere; ruhsatsız, imar izinsiz, ÇED’siz ve yargı yolu kapatılmış olarak başlanabilecek.

Sit alanları sit olmaktan çıkartıldı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Türkiye genelinde 2 buçuk milyon hektar sit alanını gözden geçirdi. Kimi yerler sit olmaktan çıkarıldı, kimi yerlerin derecesi düşürüldü. Böylece artık, jeolojik dönemlere ait, ender bulunan ve doğal güzellikleri sebebiyle dikkat çeken öte yandan da inşaata kapalı yerler anlamına gelen ‘sit alanları’ için tam bir yasal korumadan bahsetmenin olanağı kalmadı.

Orman yangınları

2015 yılının Temmuz ayından sonra devletin saldırılarının bir ayağı da doğa talanı oldu. Cizre, Nusaybin, Hakkari ve diğer bölgelerdeki ormanların büyük bir bölümü ateşe verilip, yakıldı. Yangınlarda çok sayıda yabani hayvan da katledildi. Son süreçte Muğla’da, Marmara Adası’nda, Kestel’de, İznik’te, Seyitgazi’de, Eskişehir’de ve çok sayıda bölgede orman yangını çıktı.

Nükleer termik santraller

Dünya çapında ülkeler tek tek nükleer santrallerini kapatma kararı alırken AKP, nükleer anlaşmalar yapmaya başladı. Mersin Akkuyu’ya, Sinop Abalı’ya ve İğneada’ya kurulması planlanan nükleer güç santrallerinden Akkuyu’dakinin temeli bile atıldı. Deprem bölgesinde olması, deniz suyu sıcaklığını artırması, atıklarının yıllarca yok edilememesi gibi sebeplerle tepki toplayan projeler defalarca protesto edildi.

Lületaşı tehdit altında

Eskişehir’in Tepebaşı Belediyesi ile Alpu Belediyesinin sınırları içerisinde yer alan ve birinci sınıf tarım arazilerine sahip, sit alanı Alpu Ovası’na kömürlü termik santral yapılmak isteniyor. Santral, havası temiz altı kent arasında yer alan Eskişehir’i nefes alınamaz hale getirecek.

Karadeniz HES’e ve madene boğuldu

Dereleriyle, havasıyla, endemik bitkileri ve ormanlarıyla bilinen Karadeniz bölgesi de rant odaklı politikalarının göbeğinde kaldı. Patlatmalı maden ocaklarıyla heyelanlara ve toz bulutlarına maruz kalan bölgede, HES’ler de dereleri kuruttu. Ormanlık alanlara inşa edilen tesisler, ekolojiyi bozdu.

10 yıl içerisinde 203 HES 

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın verilerine göre, Karadeniz Bölgesi’nde son 10 yıl içerisinde toplam 203 HES yapıldı. 20 HES’in inşaatı devam ederken, 123’ü de proje aşamasında. Bölge halkı, değişen iklimden, kuruyan derelerden, yok olan tarım arazileri ve ormanlardan dertli. Yıllık 2 bin 400 kilogram yağış oranı ile Türkiye’nin en çok yağış alan ili olan Rize’de bile HES projelerinin bulunduğu vadilerdeki dere yatakları susuz kaldı.

Cerattepe talan edildi

Artvin Kafkasör Yaylası Cerattepe bölgesinde Cengiz Holding’in altın madeni halkın büyük tepkisine karşın çalışmaya başladı. Halkın tepkisine kolluk güçleri gazla saldırırken, Cengiz İnşaat’a izin veren AKP, Cerattepe’nin talan edilmesinin önünü açtı. Ağaçların kesilmesinin yanında, ağır metallerle dolu zehirli atıklar derelere karıştı.

Yeşil yol tahribatı

Artvin’e yapılması planlanan ve 8 ilin yaylalarını birbirine bağlayacak 2 bin 600 kilometrelik “Yeşil Yol Projesi” de büyük tepki ile karşılandı. “Yayla turizmi” bahanesiyle yapılan proje doğayı geri dönülemez bir şekilde tahrip etti. Karadeniz’deki 8 ilin yaylalarını birbirine bağlayacak olan yaklaşık 2 bin 600 metre olması planlanan “Yeşil Yol”a karşı, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı yaylalarda başlayan direniş de tüm Türkiye’nin gündeminde yer aldı.

Dereler kirlendi

Yanlış politikalar, fabrikaların denetlenmemesi, atıkların gelişigüzel dökülmesi sebebiyle birçok su kaynağı kirlendi. Bunların başında da Ergene Nehri ve Beyşehir Gölü geliyor. Anadolu’nun en büyük tatlı su gölü olan Konya’daki Beyşehir Gölü’nde kirlilikten dolayı balıkçılık yapılamaz hale geldi. Trakya’nın can damarı Ergene Nehri ise fabrika atıklarına terk edildi. Ağır metallerle ve kimyasallarla dolu olan nehir artık simsiyah akıyor. Bölgede kanser oranı ise hızlı bir yükseliş gösterdi.

Yırca’da zeytin ağaçları kesildi

Ege’nin birçok bölgesinde özellikle termik santraller için binlerce zeytin ağacı kesildi. Bunların başında da 6 bin 66 ağacın söküldüğü Manisa Soma’ya bağlı Yırca’daki ağaç katliamı geliyor.

Muğla’ya bağlı Marmaris Okluk Koyu’nda bölgenin sit derecesi düşürülerek 65 hektarlık bir alanda yapılan Cumhurbaşkanlığı yazlık sarayı için 40 bin ağaç katledildi. Ankara Beştepe’ye yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Atatürk Orman Çiftliği’ni (AOÇ) tahrip etti. Saray, yeni binalarla büyürken, güvenlik amacıyla kurulacak yeni yerleşkeler de AOÇ’yi yok ediyor.

Bir gecede yok olan ormanlar

Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Teknokent Kavşağı ile 1071 Malazgirt Bulvarı arasındaki bağlantıyı sağlayacak olan tünelin yapımı için ODTÜ ormanı talan edildi. Öğrencilerin büyük bir direnç gösterdiği yıkımda 90-100 metre genişliğindeki ve yaklaşık 50 hektarlık alan talan edildi.

Talandan İstanbul da nasibini aldı. “Mega projeler” olarak adlandırılan projeler özellikle kentin akciğeri olan Kuzey Ormanları’nı talana açık hale getirdi. Mega projelerle talan edilen kentten geriye, deprem toplanma alanlarına doldurulan gökdelenler, delik deşik edilen ormanlar, yok edilen su havzaları kaldı. İstanbul’un Kuzey Ormanları’nda talanı 3’üncü Köprü ve Kuzey Marmara Otoyolu projesi ile başlayıp, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kabul edilen Çanakkale-Balıkesir 1/100 000 ölçekli çevre düzeni planına işlenen Lapseki-Gelibolu arası Çanakkale Boğaz Köprüsü ile devam eden ve Körfez geçişi-İstanbul-İzmir Otoyolu ile süren bu ring ile Marmara Denizi’nin çevresinin bir otoyol ile çevrilmesi ve tüm yol güzergahı ile bağlantı yolları üzerinde ciddi bir yapılaşma baskısı yaratılması öngörülmekte. Marmara bölgesine beton bir kelepçe takılması anlamına gelen bu proje, ringin içinde kalan Trakya ve Güney Marmara kentlerine ve tarım alanlarına, doğal varlıklarına yönelik diğer yıkım projeleri ile tamamlanmakta.

Kanal İstanbul

Proje, Küçükçekmece Gölü’nden başlayarak, Sazlıdere Barajı havzası boyunca devam edip Sazlıbosna köyünden geçerek Dursunköy’ün doğusuna ulaşacak; Baklalı köyünü geçtikten sonra da Terkos Gölü’nün doğusunda Karadeniz’e uzanacak. Özellikle su toplama havzalarını talan eden projenin zararları ise saymakla bitmiyor.

3’üncü Köprü ve 3’üncü Havalimanı

Kuzey Ormanları hem 3’üncü Köprü’nün hem de 3’üncü Havalimanı’nın talanına uğradı. Gözle görünür derecede azalan ormandan yaban hayatı da olumsuz etkilendi. Yaban hayvanları, yaşam alanı ve yiyecek bulamadı.

 Hükümetin son bir ayda Kaz Dağları, Munzur, Salda Gölü ve Hasankeyf’te gerçekleştirdiği yıkımın yanı sıra Fatsa, Finike, Saros’da da uzun süredir bu yıkım devam ediyor. En son Kaz Dağları’nda maden arama faaliyetleri kapsamında 200 bine yakın ağaç katledildi. Geri dönüşü olmayan yıkımla birlikte birçok canlının yok olacağı ve siyanürün su ve toprağa karışacağı belirtiliyor. Buna karşı yöre halkı günlerdir “Vicdan ve Su Nöbeti” tutuyor.

Munzur’un tamamı maden sahası ilan edildi

Kaz Dağları’nın yanı sıra 60 kilometrelik uzunluğa sahip Munzur Dağları’nın tamamı da bu süreçte maden sahası ilan edildi. Munzur Vadisi Milli Parkı 42 bin 674 hektar iken maden sahası ilan edilen saha ise 43 bin 350 hektar. Halihazırda 145 maden projesinin bulunduğu kentte verilen bu ruhsatlardan bir kısmı Munzur Gözeleri, Munzur Suyu, Mercan Vadisi, Kırk Merdiven Şelaleleri, Tülin Tepe, Tepecik ve Pulur höyüklerini içine alan alanı kapsıyor. Arama ruhsatı verilen sahanın bir kısmının florasında bin 900 çeşit bitki tespit edilip, bunlardan 43 çeşidi Munzur Dağları’na, 227 çeşidi Türkiye’ye özgü endemik türlerden oluşuyor.

Hasankeyf’te 12 bin yıllık tarih dinamitlendi

2016 yılının ilk ayında Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Ilısu Barajı projesi kapsamında Hasankeyf ilçesinin taşınmasına ilişkin madde de torba yasaya eklendi. En son geçtiğimiz günlerde Hasankeyf’in dinamitlendiği görülmüştü. 12 bin yıllık tarih ve doğa bu projeyle yerle bir olacak.

Fatsa-Ünye sınırında Yukarıbahçeler’de beş yıldır Altıntepe Madencilik A.Ş. tarafından işletilen siyanürle altın ayrıştırması işletmesi kapasite artırmaya çalışıyor.

Ekolojik yıkımı yapan şirketler:

  • Cengiz Holding: Bu toprakların en acımasız girişimcisi.
  • Nurol İnşaat: Ilısu Barajı ve HES, Marmaray, Kürtün Barajı ve HES, Oymapınar Barajı ve HES.
  • Ağaoğlu Şirketler Grubu: Maslak 1453 Konut Projesi, Ağaoğlu My Home Ayazağa, İstanbul Finans Merkezi, My World Europe, My Home Yeşil Maslak, My Office Ataşehir, My Towerland, My Office Gold, My Prestige.
  • Limak Holding: İstanbul 3’üncü Havalimanı ve 3’üncü Köprü, Yusufeli Barajı ve HES, Uzunçayır Barajı ve HES, Tatar Barajı ve HES, Pembelik Barajı ve HES, Alkumru Barajı, İğneada Çimento Limanı.
  • Kolin İnşaat: İstanbul 3. Havalimanı ve 3. Köprü, Kuzey Marmara Otoyolu bağlantı yolları, Soma Termik Santrali, Yusufeli Barajı ve HES.
  • Çalık Holding: Tarlabaşı Kentsel Yenileme Projesi, Fener Balat Dönüşüm Projesi, Çatalağzı Termik Santrali, Adacami HES, Çankırı Orta Termik Santrali, Metropol İstanbul, Şehrizar Konakları, Çöpler Altın Madeni.
  • Kalyon İnşaat: İstanbul 3’üncü Havalimanı, Taksim Yayalaştırma Projesi, İstanbul-Şile-Ağva Yolu, Melen İshale Hattı.
  • Hattat Holding: Diamond of İstanbul, Amasra Hema Termik Santrali, Bartın Termik Santrali, Kireçlik Termik Santrali.
  • Doğuş Holding: Galataport (Salı Pazarı Limanı), Fatih Ormanı Parkorman Projesi, Boyabat HES.
  • Alarko Holding: Karabiga Termik Santrali, Fındıklı Parkı-Beşiktaş Metro Hattı Projesi, Karakuz Barajı ve HES, Tohma HES, Berdan HES, Hasanlar HES.

 JİNNEWS/ANKARA

Yazarın diğer yazıları

    None Found