Ortadoğu’da çözüm

Metin YEĞİN

İki temel paradigma var. Belki bunu kaba bulacaksınız ama evirin çevirin, nereye koyarsanız koyun, istediğiniz taraftan bakın nihayi olarak Ortadoğu’da iki temel paradigma söz konusu olabilir. Ya devletli bir durum, yani bu yaşanan, her biri diğerinin boğazında katliamcı devletlerin kendilerini her coğrafyada kustukları ya da devletsiz, ‘Özyönetim’ yani radikal katılımcı bir demokrasi. Bu kadar basite indirgemiş filan değilim aslında basit bir şekilde bir analizin ulaştığı noktadan yani sonundan doğru başlayarak anlatmaya çalışıyorum.

Öncelikle bizi sürekli olarak hayalcilikle tanımlayanlara sormak istiyorum siz mi gerçekçisiniz? Hiç bir şeyi anlatmam gerekmiyor ki devletli bir Ortadoğu’nun -Dünyanın da farklı değil- hali ortada. Hiyerarşik kurumsal cinayet aparatı devletlerin bulaştığı herhangi bir işin kansız geçtiğinden söz edebilir miyiz? Hangisi olursa olsun ya kötüler, ya daha kötüler ya da çok kötüler. Bir de karekterinde zaten mevcut olan şiddeti sürekli ve kesintisiz, her zaman kullanan şiddet şahikalar var ki erkeoğulları, onların hepsinden beter. O zaman şöyle başlamalıyız siz bu devletlerden barış bekliyorsanız hayalci olan sizsiniz ve yüz yılı aşkın süredir hala ve hala bekliyorsanız hayalciden öte körsünüz ve gözlükleriniz kapkara kapitalist modernite ile boyanmış ve kalkınma çerçeveli…

Ortadoğu’nun çözümü, birleştirici bir parçalanmadan başka bir şey değil. Her biri birbirinden soyut hikayelerle kurulu Ortadoğu devletleri ve çok daha somut kökenleri olmasına rağmen devletsizlerin toprakları burası. Gerçekten baş egemeninin kendi imzaladıkları anlaşmaları yırttıran nükleer bomba da var burada. Bu bomba topluluk zerrelerine ayrılmış, konfederal radikal demokrasilerin çoklu demokratik inisiyatiflerinden başka bir şey değil.

Bütün bunları söylerken devletler sanki yoklarmış ve biz onları, yani en gelişmiş cinayet mekanizmalarını yok saydığımızda her şeyin çözümleneceğini tabii ki söylemiyoruz. Devletlerle ile mücadele, çelişkilerinden yararlanarak ittifaklar yaratmak, halkın mücadelesinin meşruiyetinin etkisiyle onları, istemeseler de mücadelenin ekseni üzerinde tabii ki geçici de olsa hareket ettirebilmeyi hiç de yok saymıyoruz tabii ki. Ancak devlet dokunduğu her şeyi devletleştirmeye çalışırken buna karşı panzehir olarak radikal demokrasiden başka bir şey kalmıyor geriye. Bir yanda devlet paradigması öte yanda özgürlük.

Yani Ortadoğu da çözüm iki üç daha fazla radikal demokrasi…

Yazarın diğer yazıları