Ortak payda: Faşizm – Rauf KARAKOÇAN

Bir muhalefet düşününüz ki, iktidarın işgal politikalarını destekliyor. Bir muhalefet düşününüz ki AKP-MHP faşist cephenin savaş politikalarına, sivil katliamlarına ‘Evet’ diyor. İnsanlıktan nasibini almamış çetelerin barbarlık düzeyindeki terörüne onay veriyor. Bu nasıl bir muhalefettir ki yerel seçimlerde Kürtlerin oyları ile büyük kazanımlar elde etmesine rağmen Kürt katliamına tezkere çıkarıyor. Bu türden bir muhalefete dünyanın hiç bir yerinde rastlayamazsınız. Buna Türk usulü muhalefet denir. İktidar ile muhalefet faşizm ortak paydasında buluşarak Kürtlere karşı aşağılık bir saldırı içine girmişlerdir.

Hemen her konuda Kürt düşmanlığı yapan Türk ulus devletinin soykırım politikaları var gücüyle pratikleştirilmektedir. Kürtlere devlet terörü uygulayıp savaş suçu işliyorlar. Kendi yasalarını, kanunlarını, hukuklarını çiğneyerek Kürtleri imha etmeye çalışıyorlar. HDP’yi siyasetin dışına itiyorlar. Belediyelerine kayyum atıyorlar. Siyasetçilerini, seçilmişlerini tutukluyorlar. STK’ları hiçleştiriyorlar. Özgür medyayı susturuyorlar. Kendi hukuklarını hiçe sayarak, keyfi dayatmalarla her türlü baskı, işkence, sindirme ve korkutma yöntemleriyle sonuç almaya çalışıyorlar.

Kürtlerin yaşadığı her coğrafyada saldırıyorlar. Paris’in merkezinden, Maxmur mülteci kampına, DAİŞ’ten kurtulmuş Şengal’deki Êzîdîlere, Efrîn ve Rojava halkına, medya savunma alanlarına kadın-çocuk demeden, sivil-asker ayrımı yapmadan kurt sürüleri gibi saldırıyorlar. 9 Ekim’den itibaren Serêkanîyê ve Girê Spî alanlarına yönelik başlattığı fiili işgal hareketi bütün yoğunluğuyla devam etmektedir. 15 Ekim’de Süleymaniye’nin merkezine, yine 4-5 Kasım günü Şengal’ê yapılan hava saldırıları da dikkate alındığında Faşist Türk devletinin haydutlukta sınır tanımadığını bir kez daha göstermiştir. Kürtler karşısında AKP, MHP, CHP, VP, SP, İP faşist cephede ittifak yapmışlardır. Politik hedeflerine savaşla varmak isteyen diktatör Erdoğan’ın arkasında tesbih tanesi gibi dizilmişlerdir.

Kürtler söz konusu olduğunda sadece siyasi partiler değil, beyni uyuşmuş toplumsal kesimler de dahil kepsiz kafaya selam çakmakta yarışıyorlar. ‘Sanatçısı, futbolcusu, haber sunucusu’ ipsiz sapsız ne kadar faşist artığı varsa hepsi birden sivil katliamlara, talana, tecavüze alkış tutmakta, DAİŞ çetelerine destek mesajları vermektedir. İnsanım diyen biri, böyle bir toplumda bırakalım yaşamayı nefes bile alamaz. Faşist iktidarla uzlaşan muhalefetin temsil ettiği, sapkın düşüncede bir araya gelmiş toplum adeta şirazesinden çıkmıştır.

Kürtleri bitirmek isteyen zihniyet aşağılık yöntemlerle, komplolarla, kumpaslarla, yalanlarla sonuç almak istiyor. Halkımızın direnişi karşısında bütün bu çabaların beyhude çabalar olduğu görülecektir. Bu karanlık zihniyetin sahipleri, destekleyeni, taraftarı her kim olursa olsun iktidarıyla, muhalefetiyle ve tabanlarıyla birlikte tarihin çöplüğüne gömüleceklerinden son derece eminiz. Çünkü Kürtler haklı ve meşru bir mücadele yürütüyorlar, kendilerine ait aidiyetleri talep ediyorlar. Dünya da birleşse bu taleplerinden vazgeçmeyeceklerdir.

Kürt Özgürlük Hareketi kendi tarihinin en büyük direniş mücadelesi içinden geçmektedir. Bütün zamanların en kapsamlı soykırım saldırılarına karşı tüm Kürdistan coğrafyasında ve yurt dışı alanlarında aynı anda bir savunma savaşı içindedir. İnsanlığa mal olmuş, dünya halklarının güvenliğine hizmet eden meşru savunma hakkını kullanıyor. Kürtler, küresel teröre karşı bir mücadele içinde olduğunu 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nde ve 2 Kasım Dünya Rojava Günü’nde, dünya halkları bu mücadeleyi sahiplenmesiyle ispatlamıştır.

Küresel terörün en büyük yürütücüsü olan faşist Türk devleti, DAİŞ’i yenen Kürt Özgürlük Hareketinden intikam almaktadır. DAİŞ’i Kürtlere saldırtarak sonuç alamayan faşist Türk devleti bu savaşı kendisi yürütür hale gelmiştir. Kürtlerin varlığına yönelen bir saldırı olduğu bilinmelidir. CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da bilmelidir ki, kendi Kürt ve Alevi kimliğine ne kadar ihanet ederse etsin bu faşist düşman onu da af etmeyecektir. Çünkü Kürdün imhası amaçlanmaktadır.

Faşist Türk devletinin saldırıları kırılmadığı takdirde Kuzey ve Rojava Kürdistanında süren soykırım ve imha operasyonlarından Güney Kürdistan da nasibini alacaktır. Bilinmelidir ki Türk devletinin Kürde tahammülü yoktur. Bu gerçeği tüm Kürtler ve Kürt siyasi partileri görmeli ve ortak mücadele platformları oluşturmalıdır. Kürt Özgürlük Hareketi öncülüğünde yürütülen onur savaşında tüm Kürtler birleşmelidir. Kendi gücünü birleştiren ve ulusal birliğini sağlayan Kürtler tarihin bu evresinde büyük kazanacaklardır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found