Orucun istismarı

Cihan EREN

Ortadoğu’da şekillenen Türk iktidarı, İslam’ı araçsallaştırarak şekillenmiştir; Türk oba ve boyları Ortadoğu’ya geldiğinde İslam Arap halifelerinin sultası altında tam bir devlet ve iktidar dinidir; Kendi içinde biri ‘İrani’ diğer ‘Arabi’ olmak üzere de ikiye ayrılmış gibidir. ‘Arabi’ iktidar gurubu, iman ve itikatla değil daha çok Türk kabile reislerine iktidarın nimetlerini pay ederek yanında tutmaya çalışmıştır.

Türklerden asker devşirmiştir. Ardından başlayan Haçlı seferleri bu yeni yetme İslamcılara bir takım fırsatlar sunmuştur; Geleneksel iktidar güçleri için hayat memat meselesi olan Haçlıları durdurma ihtiyacı, boy reislerine daha fazla tavizkar yaklaşmalarına yol açmıştır; Tarih en büyük tavizin İslam’ı ilim yolundan daha da uzaklaştırarak tam bir savaş ve işgal aracına dönüştürerek verildiğine tanıktır.

Selçuklularla başlayan ve Osmanlılarda zirveye çıkarılan bu istismar, derinleştirildikçe ve söylemleri asıl dinin yerine ikame edildikçe, tüm iktidar güçlerini besleyen rol oynamaya başlamıştır. O gün bu gündür Ortadoğu’daki tüm gericilik bu sahte ve sapkın kesimce beslenip kollanmaktadır. Gürcü Erdoğan’da da gördüğümüz gibi çeşitli etnisitelerden iktidar düşkünü tüm sapkın ve sapıklar kendini Türk sayıp ya da Türk gösterip bu iğrenç geleneği kullanarak başta Türkmen halkına olmak üzere Müslüman halklara zulmetmiştir. Türk iktidar geleneği sahtekarlar koalisyonundan müteşekkildir. Bunlar 19. yüzyılın sonlarında bilimsel ve sosyal gelişmeleri engelleyerek, Ortadoğu’daki sorunların da baş müsebbibi oldular. 21.yy’da ise tüm gücünü kullanarak demokratik gelişmeleri engellemeye çalışıyorlar. Erdoğan ile birlikte İslam’ı en çok yine Türk devleti istismar ediyor.

Şimdiye kadar ‘Hıristiyan ikitdarlar’ca belli oranda desteklenmiş, Ortadoğu’nun en gerici yapısı her türden selefilik, en az 1980’den beri ‘Hıristiyan iktidarlar’ adına TC eliyle kontrol edilmektedir. AKP ile birlikte bu kontrol her alanda yapılmaya başlanmıştır.

Suriye savaşıyla birlikte iktidarlar arası çelişkiler derinleşmiştir. Böyle bir ortamda Türk devleti, cihadist ve İhvani yapıların İslam’ı temsil ettiğini bazen doğrudan bazen de ima yoluyla dillendirerek, kendini İslam aleminin koruyucusu ve öncüsü olarak lanse etmeyi bugün de sürdürmektedir. Bu siyasetin bir diğer önemli amacıysa batılı güçleri zorlayarak tıpkı birinci ve ikinci dünya savaşı ortamında yaptığı gibi yeni bir Kürt katliamına izin ve destek koparmaktır. Sık sık ABD ve NATO güçlerine ‘neden müttefikiniz olan bir devletle değil de ‘teröristlerle’ işbirliği yapıyorsunuz’ derken kast ettiği budur. Yine DAİŞ ve Nusra’yı değil QSD’yi tehlikeli ve güvenilmez bulması da bu aklın ürünüdür.

Erdoğan-Bahçeli ya da AKP-MHP, bugün Türk devletinin sahipleri ya da yöneticileridir. Erdoğan AKP ağırlıkta İslam’ı, Bahçeli MHP ise Türk halkının geçmiş birikimini, emeğini istismar ederek siyaset yapıyor. Ajitasyonlarıyla, ‘Türk eşit İslam, İslam eşit Türk’ resmini çizmeye çalışıyorlar. Türk İslam sentezi denilen bu sapkın fikir, İslam istismarının modern araçlarındandır.

Ramazan bu sapkın ve saptırıcı iktidarın kendisini en çok ‘kuzu postundaki kurt’ şeklinde sunduğu ay olur; Sahur, iftar gösterileri, Namaz kılma seremonileri, kepçe ile aldıklarından kaşıkla verme hilekarlıkları, ahlaki argümanları daha çok kullanmaları, İslam alemine seslenen ve dua eden sahte sözleri, birlik ve kardeşlik söylemini tekrarlamaları gibi daha birçok ‘Osmanlı oyununu’ bu ayda oruç hayrı altında sahnelerler.

Kürtleri de en çok bu ayda ‘kardeş’ ama ‘Türk iktidar tebaası’ kimliği ile basınlarının ve kurumlarının gündemine alırlar. Kürt adını ağızlarına almayı bile kendilerine hakaret sayan bu ırkçı güruhtan, bakanlar, valiler, kaymakamlar, müdürler bu ayda iftar sofraları düzenler ve boy gösterirler. Demokratik İslam ruhuna göre olan dini vecibeleri de bu ayda yasaklarlar. ‘Yeryüzü Sofrası’nın helal lokmalarına polislerini saldırtırlar. Ancak kuş sütü eksik israf sofralarını ayet ve hadislerle süsleyerek propaganda etmekten geri durmazlar. Tüm yıl yoksulluktan ötürü doğal oruçlu olanların fukaralığını iftar adı altında iyice sömürürler. Hac ve ramazan ayını ticaret ayı yapan reklamcı cemaatlere devlet nimetleri kapısını sonuna kadar açarlar. Ve böylece çaldıklarını helal biçimde paylaştık demeye getirirler.

Türk iktidar geleneğinde Allah’ı aldatamaya kalkışmak da çok olmuştur; Saltanat uğruna Kur’an’a uygundur denilip onlarca bebek katledilmiştir. Birilerinin saray ve saltanatına, makam ve mevkisine devlet denilerek, halka cennetin yolu bunlara hizmetten geçer denilmiştir. Denilmektedir. Dolar kurunu yükselten hırsızlar, Allah’ın adını kullanıp halkın parasını bankalarında toplamaya yerlilik ve millik demekten sakınmazlar.

Ramazanda yıl boyu işledikleri suçlarını temizleme, günahlarını örtme gösterisi, Türk iktidarının değişmez merasimlerindendir. Zalimler, yalancılar ve adaletsizler iftar sofralarına büyük propaganda aygıtlarıyla oturup, kendilerini iyi insan göstermeye çalışırlar. Tutukları orucun kendilerine yüklediği sorumluluk değil halkın içindeki gösterişi propaganda edilir. Yüreği evladı için yanıp tutuşan bir anneye polisini saldırtan biri, ramazanda vefa bilen, saygılı, dürüst, hak hukuk bilen biri gibi sunulur. Milyonlarca insanın vicdanıyla karar verdiği seçimi iptal ettiren Bahçeli ve Erdoğan, oruç ayında, Allah’tan korkan, yoksulu besleyip giydiren, adaleti ve hakkı koruyan diye sunulur. Bu ikisi oruçlu halleriyle her gün sadece İstanbul seçimleri hakkında onlarca yalan söyleyebiliyor. ‘Yalanlarının affı için oruç tut’ diyen bir dine mensup olduğunu söyleyen bu iki şahıs, oruç ayında bile sürekli yalan söyleyip duruyorlar. O zaman iman sahibi biri bu iki kişi ve bunlarla çalışan diğerlerinin oruçlarının ne ifade ettiğini Allah katında nasıl karşılandığını elini vicdanına koyarak düşünmek zorundadır.

İnsani olarak doğru amel, dini olarak en hayırlı ibadet bu münafıklardan uzak durmaktır. Sürekli günah üreten sistemlerinden kopmanın ve bunlara karşı hadiste de belirtildiği gibi kişinin gücünün yettiği biçimde mukavemet etmesinin kesinlikle büyük sevap olduğunu bilmek gerekir.

Yazarın diğer yazıları