Öz yönetim ve hendekler gerekli miydi?

"Öz yönetim ve hendekler katliamlara davetiye çıkarmaktır. Şehirlerin içinde hendek kazmak, öz yönetim ilan etmek yanlış ve bu devleti halkın üzerine sürüyor. Hem zamanı mıydı?"

Hüseyin yanımdaki koltuğa oturmuş heyecanlı bir şekilde anlatıyor. Birçok kişinin içinden geçen ama farklı nedenlerle yüksek sesle dillendirmediğini söylemeye devam ediyor: "Şu hendekler olmasaydı HDP yüzde 15 oy alırdı. Öz yönetim kararı batıda HDP’ye oy veren Türkleri ürküttü. Hem devletin ne kadar zalim olduğunu bilmeyenimiz yok.

"Eğer öz yönetim ve hendekler olmasaydı bu kadar insan ölmezdi."

HDP’nin bazı bileşenleri ve hatta Kürt hareketinin legal çevrelerinden bazıları Hüseyin gibi düşünüyorlar. 

Hüseyin’e, Fethiye’de linççe maruz kalan İbrahim’in hikayesini anlattım. 

İbrahim Ç. yıllar önce Muğla’nın Fethiye ilçesine yerleşti. Orada çalıştı. Komşuları oldu, arkadaşları… Bir gün geleneksel Kürt kıyafetlerini giydi. Ve giydiği kıyafetlerin fotoğraflarını ‘Bu kıyafetleri giymek bile onurdur’ notuyla Facebook sayfasından paylaştı. 

Giydiği ve sayfasından paylaştığı fotoğraflar yaşadığı Fethiye’de dilden dile dolaştı. Bir gün evindeyken saldırıya uğradı. Tekme tokat dövüldü. İbrahim’e saldıranlar ve dövenler komşularıydı. Zorla şehrin meydanına götürüldü. Meydanda her kim var ise İbrahim’e ya tekme attı ya da hakaret etti. Yerde sürüklenerek, hırpalanarak ve boynundan tutularak meydanda bulunan Atatürk heykeli öptürüldü. 

Askerler İbrahim’i zorla o ırkçı güruhun elinden aldılar. Hastaneye götürdüler. Hastanedeki personel İbrahim’i tedavi etmek istemedi ve hakaret ettiler. 

İbrahim’in evini basanlar ona ‘terörist’ dediler.

İbrahim’i dövenler, hakaret edenler, yerde sürükleyenler ve ona Atatürk büstü öptürenler ‘terörist’ dediler. 

Hüseyin ve onun gibi düşünenler diyorlar ki, ‘eğer İbrahim geleneksel elbiselerle fotoğraf çekmeseydi ve o fotoğrafları facebook sayfasından paylaşmasaydı dövülmezdi, hakarete uğramazdı, Atatürk büstü öptürülmezdi.’

İbrahim’i dövenleri, ona sövenleri ve Atatürk büstü öptürenleri sorgulamazlar, onlara laf söylemezler. Suçlu İbrahim (!) ‘Eğer Kürt Hareketi devletin oyalamalarına ve kandırmalarına rağmen masada dursaydı, mücadele etmeseydi, ‘adım at’ demeseydi ve baskıya karşı direnişe geçmeseydi bunca ölüm olmazdı’! Kafa tam da bu… 

Kürt Hareketi 2013 Newroz’undan başlayarak çözüm süreci başlattı. Ancak çözüm yönünde bir adım yol alınamadı. 

Devlet 3,5 yıl oyaladı.

Kürt Hareketi bu şekilde daha fazla sürdüremezdi. Bölgesel gelişmeler de buna izin vermiyordu. İzleme pozisyonu kaybettiriyordu. 

Devlet, Kürt Hareketinin ‘adım at’ çağrılarına demokratik alanı terörize ederek, askeri operasyon ve baskı mekanizmalarını devreye sokarak yanıt verdi. 

Buna karşı Kürt Hareketi bir şeyler yapmak durumundaydı. İlk seçenek eski tarz gerilla savaşına dönmekti. Ancak bu seçenek 40 yıllık pratikte görüldü ki devleti çözmekten uzaktı. İkinci seçenek ise demokratik alanı genişletmek ve güçlendirmekti. Ancak devletin kimi engellemeleri ve HDP’nin demokratik süreci geliştirmekteki hantal ve yaratıcı olamaması nedeniyle devlet üzerinde bir baskı oluşturulamadı. Böyle olunca da Devlet, 7 Haziran’da seçilen 80 milletvekili yokmuş gibi yaklaştı. Kürt Hareketi çözümü sağlayacak yeni bir mücadele hattı örmek durumundaydı. Olan biteni durup izleyemezdi. Eğer durup izlerse hem Bakur’da sağlanan 40 yıllık mücadele kazanımı ve Rojava’da ortaya çıkan öz yönetim gerçeğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyaydı. 

Diyelim ki öz yönetim hamlesi ve hendekler yanlış! Pek ki Kürt Hareketi devletin baskı ve zorbalığına karşı ne yapmalıydı? İşte buna bir yanıtları yok. Sadece susuyorlar. 

Kuşkusuz dar bölgeye hapsolmuş olması, kimi sekter ve yanlış yaklaşımlar gibi yetersizlikleri var. Ancak öz yönetim haktır ve sahip çıkmak gerekiyor. 

Ve Kürt Hareketinin öz yönetimi geliştirmekten başka şansı yok. 

İzleyip susacak mıyız?   

Yazarın diğer yazıları