Özgürlüğün bilinci ve Leyla Güven

“Nasılsın” dedi kız.

“Anlamlı bir amacım var, huzurluyum” dedi anne.

İnsan yaşamının her aşamasında yeni bir seçim sorunuyla yüz yüze gelir; ya bakaldırır ya da ruhsal olarak ölüme teslim olur. Bakaldırmak, her türden sorumluluu yüklenmek demek olacaktır; çünkü bakaldırı, açık bir biçimde onurun seçildiine dair bir haykırıtır. Ama yaamı seçmek, aynı zamanda yaamda takip edilecek yolların seçimini de üstlenmek demektir. Açıktır ki, bu üstlenile kii, düünce ve eylemlerinin belirleyicisi mertebesine yükselir; çünkü yaamda atılan her adım düünce ve eylem ürünüdür. Bundan böyle kii, her türden onursuzluğa boyun emeyi reddeder. Dünya ve yaamla düünsel balamda karı karıya gelmek, dünyanın her tür halini ve yaamda varlık kazanan her türden yaantıyı deerlendirmek, onlara anlam vermek, onların gereklerine uygun eylemlerde bulunmak yalnızca onlarla karı karıya gelen kiinin elindedir. Zira vicdana dayanarak yaayan kii derin bir huzurun iç dinginliğindedir. İşte Leyla Güven, en acılı yanıyla onuru seçen, onurlu yaşamanın iç dinginliğine ulaşan kadınlardandır.

“Korkuyorum, endişeliyim” dedi kız.

“Başka evlatlar da acı çekiyor, başka anneler de ağlıyor” dedi anne.

Haksızlıklar karşısında bu haksızlıkları önemsemeyen veya önemsemeye korkan ya da en kötüsü, kendi çıkarları gerektirdiği için önemseyen insanların tutumu karşısında boğazı tıkanan, midesi bulanan kişi için tek çıkar yol kendisini bir örnek olarak ortaya koymak, insanca direnmektir. Böyle bir yaşam her yönden gelen tehlikeler ne olursa olsun insana yakışır yaşamaktır. Böyle bir yaşamanın temel koşulu, insanın daha doğrusu kişinin ana değer, kayıtsız şartsız ana değer olduğunu kavrayabilmek ve bunu gözden kaçırmadan davranmak, bir şey yapmak ve eylemde bulunmaktır. İşte Leyla Güven dünyanın neresinde bir gözyaşı varsa gözyaşı dökebilen kadınlardandır.

“Anne beni bırakma” dedi kız.

“Ben bırakabilirsem başka anneler bırakmak zorunda kalmaz” dedi anne…

Öyleyse özgürlük, kiinin zamanla baını “imdi”ye indirger. Her düünce ve eylem “imdi” beliren bir durum ya da yaantı karısında doar ve yine “imdi” içinde varlık kazanarak ebedilik kazanır. Ebedileşen ahlaki edimler geleceği şekillendirir ve anlamlandırır. Anlamlandırılan edimler umut üretir. Anlamsızlığın bilincine varmı kii bu evrende anlam gücüyle yaşanabilineceğini ve umudu kaybetmemek gerektiğini bilir. İşte Leyla Güven içinde olduğu insanlık durumundaki değer kaybını gören, bu sınırsız bencilliğin ürettiği her türden zulme karşı; hala insan kalmanın ve bunda ısrar etmenin, düünce ve eylemlerin ekillenmesinde kiinin devrimci enerjisinin rölünü betimleyen bir semboldür. Olup-bitenleri kendi gözleriyle görür, her eyi kiisel hesaplardan arınmı kafayla deerlendirir, adını koyar, mücadele etme yollarını belirler ve nihayet buna paralel olarak eylemlerde bulunur.

Özgürlük ve eylem ya da edimler… Bunlar birbirinin yerine geçebilen terimlerdir. Bu terimler sadece uçuşan harfler ve ses tınıları olmanın ötesinde hissedilen ve kalbte eriyen bir gücü içerir. Kendi varoluşunu eylem ve edimlerle gerçekletiren ve anlamlı kılan insan, özgürlüünü de edimleri aracılııyla örenir. Bu nedenle özgürlüğün bilinci Leyla Güven’de hakkaniyetli düşünmenin, hakkaniyetli davranmanın ve bunu hücre hücre erime pahasına gerçekleştirmenin bilincidir.

Yazarın diğer yazıları