Özgürlük yolcuları kazanıyor

Kürt halkı ve dostları 2020 yılına, yoğun siyasal, toplumsal direnişle ve hareketlilikle giriş yaptılar. Kürdistan ve Ortadoğu’da olduğu gibi Avrupa’da da faşizme ve iktidar güçlerine karşı alternatif siyasal ve toplumsal duruşlarını ve eylemliliklerini yoğunlaştırıyorlar. 2020 baharına doğru giderken demokratik siyaset çizgisini büyütme temelinde uzun yürüyüşlerden uluslararası konferanslara kadar yeni mücadele yılını karşılıyorlar.

Aynı zamanda Kürt kadınları ve Kürt halkı olarak, 15 Şubat komplosunun yeni yıldönümünü de karşılıyoruz. Kürt halkı kadar, tüm ezilenler için de özgürlük ve demokrasi mücadelesine büyük ve tarihi bir aşama kazandıran Reber Abdullah Öcalan, 15 Şubat 1999 tarihinde devletçi-iktidarcı devletlerin komplosuyla ve insanlık dışı oyunlarla kaçırıldı. Bu tarihte, Türk devleti ve bir NATO-Gladio komplosu ile Reber Öcalan şahsında 21. yüzyıla taşınan devrimci halk ve kadın çizgisine saldırı gerçekleştirildi.

2020 yılının 15 Şubat’ına birkaç gün kaldı. Korsanca komplonun 21. yılını tamamlayıp 22. yılını karşılıyoruz. 15 Şubat 1999 tarihinden önceki ve bu tarihten sonraki süreç, sadece Kürt halkı için değil, tüm ezilen ve direnen halklar, kadınlar ve toplumsal kesimler için büyük yaşam dersleriyle dolu dolu geçmiştir. 15 Şubat, ‘Kara gün’ olmakla birlikte, karanlığın içinde ışığın, aydınlığın kendini yeniden var ettiği, yarattığı bir irade hakikatini de ifade etmektedir.

15 Şubat komplosunu yaratan güçler, Reber Apo’nun şahsına alçakça saldırarak, birçok hedefe birden ulaşmak istemişlerdir. Bunlardan en başta gelenleri arasında, 20. yy’da şekillenen halkların, kadınların özgürlük, eşitlik düşünce, duygu ve umutlarının, bunlar için söylenen sözlerin, atılan adımların bitirilmesi, ‘devrim’ yapma iradesinin ve enerjisinin tüketilmesi gelmektedir. Reber Apo’ya yönelirken, onun şahsında ‘20. yy’ın son çeyreğinde Kürdistan’da başlayan devrimci çıkışı’ da bitirmek istemişlerdir. Özgür Kürtlüğün, insanlığın doğal komünal toplum öncülüğünün, ilerici bir hareket, ideoloji, siyaset ve örgütlülük temelinde yeniden canlanması anlamına gelen bu devrimci çıkışın etkisinin, sadece Kürdistan ile sınırlı kalmayacağını bilen kapitalist uygarlık güçleri, en kirli, en insanlık dışı komployu bu amaçla devreye koydular.

15 Şubat 1999 komplosu, Reber Apo’nun bir savaş esiri olarak tutulduğu İmralı zindanından başlayarak nefes nefese verilen mücadeleyle her gün, her yıl boşa çıkarılmıştır. Komplocu güçlerin başında gelen Türk devleti, 15 Şubat 1999’dan bu yana öyle bir noktaya getirilmiştir ki, kendi kazdığı komplo kuyusuna adım adım girmiştir. Şiddet, savaş, Kürt inkarı, kadın katliamcılığı, toplum ve ekoloji düşmanlığı karakteri ve çizgisinde derinleşen Türk devletinin faşist, ırkçı eli, kendini vuran pozisyonu ortaya çıkartmıştır. Savaş ve faşist politikalar, Türk devletinin var olmaya devam etmesinin de ne kadar tehlikeli olduğunu göstermektedir. Türk devletinin zamanı dolmaktadır.

Türk faşizmi, oligarşisi bunun farkındadır ve ‘devletimizin bekası tehlikede’ diyerek kendi milletini bir yandan uyuturken, diğer yandan da kendini kurtarmak için her türlü hırsızlığı, talanı, soygunu, hortumlamayı devreye koymuştur. Türk devleti artık bir çete ve çapulcu devlet olarak ayakta kalmaya çalışmaktadır. Bu anlamda Türk devletinin varolması Ortadoğu’nun temel aşılması gereken bir sorunu haline gelmiştir. Ve bugün en esas özgürlük ve demokrasi mücadele ölçüsü, Ortadoğu’nun bu temel sorununu aşmak olmaktadır. Çünkü Arap, Fars devletleri gibi Tük devletinin de kapitalist sistemce inşa edilmesi, Ortadoğu halklarına yapılan büyük bir komplodur.

Devlet sisteminin nasıl halk, toplum, birey, doğa, kadın düşmanı olduğunu uzun uzun anlatmaya, yazmaya gerek yok artık. Türk devletinin, yine diğer devletlerin Kürdistan ve Ortadoğu şahsında insanlığa yaşattıkları olaylara, felaketlere bakmamız yeterli. Halkların, toplumların, kadınların neden devletten, erkek egemenlikli sistemden kurtulması gerektiğini anlamak için mevcut egemen devletlere bakmak yeterli.

Reber Apo’ya karşı yapılan 15 Şubat komplosuna karşı bugüne kadar yürütülen mücadele ve direniş bu gerçekliği açığa çıkarmıştır. Reber Apo tarihsel ve radikal bir sorgulama ve red hareketini hem 40 yılı aşkın bir süreçte, hem de en zorlu zindan koşullarında geliştirmiştir. 15 Şubat komplosuna ve komplocularına verilecek en büyük cevabın, iktidarcı-devletçi-erkek egemenlikli sistemden ve onun tüm yaşam alışkanlıklarından kopmak olduğunu göstermiştir. 21 yıldır 15 Şubat komplocularını protesto etmek için bugüne dek onbinlerce kilometreyi bulan yürüyüşler yapan Kürt halkı ve insanlık, attıkları her adımla bu sistemden kopuş ve alternatif demokratik sistem inşasına yöneliş içinde olduklarını göstermişlerdir.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da Strasbourg’da binlerce insan 15 Şubat’ı protesto edecek. Strasbourg’da yapılan 15 Şubat’ı kınama yürüyüşü sadece bir eylem olmayı aşmaktadır. Bu eylemler, ideolojik-siyasal anlamda, toplumsal-evrensel bir tutum ve taraf olma gerçekliğini de ifade etmektedir. 15 Şubat komploculuğuna karşı insandan, insan kalmaktan yana olanlar, tarafını alternatif sistem inşasından yana yapıyorlar ve yoğun bir şekilde mücadelelerini büyütüyorlar. Umudu başka yerden beklemeden, umudu emekle, bedelle kendileri yaratarak çalışıyorlar, yürüyorlar.

15 Şubat ile mahkum edilmek istendiğimiz karanlık da, işte böyle tersine çevriliyor. 15 Şubat komplocuları kaybediyor, özgürlük yolcuları kazanıyor.

Yazarın diğer yazıları