Pankhurst ve kızları

Dr. Özlem B. GALİP

Britanya’da kadınların oy kullanma haklarını teslim almalarının 100. yıl kutlamaları, Britanya’nın birçok büyük şehrinde çok büyük yürüyüşlerle ve gösterilerle ihtişamlı bir şekilde kutlandı. Peki ne kutlandı tam olarak? Londra’daki Hyde Park’ta 21 Haziran 1908’de yapılan bir gösteri 19. yüzyılın son çeyreğinde İngiltere ve diğer sanayileşmiş ülkelerde başlamış bulunan “Suffragette” ya da “Kadınlara Oy Hakkı” hareketi, Britanya tarihinde en büyük kadın mücadelesi olarak bilinir. 1908’deki gösteri “Women’s Social and Political Union” (Kadınların Sosyal ve Politik Birliği, WSPU) tarafından düzenlenmiş ve yaklaşık 250 bin kişi katılmıştı.

Gösteriyi düzenleyen Birlik, 1903 yılında Manchester’de Emmeline Pankhurst ve kızları Christabel ve Sylvia Pankhurst tarafından kurulmuştu. Pankhurst ve kızlarının mücadelesi dikkatle okunup bilinmesi gereken kadın mücadeleleri arasında başı çekmeli. Dikkate alınacak stratejileri olmasının yanında eleştirilecek birçok tarafı da var elbette. Daha önce kurulan kadın hakları örgütleri yasal yolları kullanarak parlamento üyelerini etkilemeye çalışmışlardı. 1900’lerin başında İngiltere’de kadınlar oy hakkı için dilekçe kampanyası başlattılar, yaklaşık 30 bin imzalı dilekçe Avam kamarasına verildi.

Ancak Pankhurst ve kızları, parlamentonun dışına çıkara kamuoyunu harekete geçiren farklı taktikler uyguladı. Kamuoyuna sunduğu taktikler arasına vergi gösteriler düzenlemek, polisle çatışmak, kabine üyelerine saldırmak, mağazaların camlarını kırmak, kundakçılık ve tutuklandıklarında açlık grevi yapmak yer alıyordu. Çok eleştiri kaynağı da olmadı değil. 1912 Mart ayında Londra’daki Piccadilly çevresindeki vitrinlerin kırılmasından sonra adeta bir sokak örgütü haline gelen Pankhurst’ların kurduğu Birlik, 1913’ten başlayarak kundakçılık, evlere bomba koymak gibi eylemler düzenledi. Bu olaylar can ve mal kaybına yol açarken o zamana kadar kadın haklarına sempati duymuş olan erkekleri bile ürkütmedi değil.

Zamanla siyasal çizgilerini değiştirdiler. Anne Pankhurst ve kızları farklı siyasi fraksiyonlara kaydılar buna sağ koalisyon ve Muhafazakar Parti dahil denebilir. Bu yüzden de İngiltere’de birçok sokağın adı Pankhurst. Sisteme ayak uydurmayıp sosyalizmde ısrarcı olsalardı bu sokaklara Pankhurst verilir miydi acaba? Kızlardan sadece Sylvia sonuna kadar sosyalistliği korudu ve Doğu Londra Kadın Hakları Federasyonun başkanlığını yapıp işçi ve yoksul kadınların haklarını savunmaya başladı. Kadın haklarının ve özgürlüklerinin korunmasına ilişkin aslında İngiltere’de sık sık yürüyüşler düzenleniyor. Kadınlar çoğunlukla sosyal medya platformalar üzerinden örgütleniyor.

Tarihte Feminist hareketler ve kadınların İngiliz hükümete karşı başlattıkları mücadeleler de İngiliz sinemasında ara ara yansıyor. Arada yapılan yürüyüşler olmasa kadın hakları sorunları İngiltere’de çözülmüş izlenimi veriyor ki bu çok yanlış. İngiltere’de kadın erkek arasındaki gelir eşitsizliği hala en büyük sorun. Her 10 kurumdan 9’unun kadınlara daha düşük ödeme yaptığı biliniyor. Bu kurumlarda erkeklerle aynı mesleği yapan kadınlar, erkeklerden hala yüzde 14 daha az maaşla çalışıyor. Bu durumu sürekli ifşa edenler arasında sadece sivil toplum örgütleri ve bazı kadın vekiller var. Gerisi suspus! Başbakanın kadın olduğu bir ülkede bu meselenin meclis gündeminden düşmemesi gerekiyor. Ancak siyasetin dilinin, stratejisinin ve aygıtlarının da erkekleştiğini düşünecek olursak Theresa May gibilerin duyarsızlığı şaşırtmıyor.

Yazarın diğer yazıları