Parça ve bütün

Zamanında “Parça bütüne tabiidir. Bütünün çıkarları için gerekirse parça feda edilebilir” derlerdi. Ama kim parça, kim bütün? Buna ve parçayı feda etmek gerekip gerekmediğine kim karar verecek?

O günkü dünyada bütünden kasıt, SSCB idi. Parça ise özgürlük için mücadele eden diğer halklar. Bu kural gereğince nice parça feda edildi. Parçalar, parça parça feda edildikçe bitip tükendi. Sonunda “bütün” için feda edilecek parça kalmadı. O zaman, “bütün” de çöküp gitti.
Birinci emperyalist paylaşım savaşından sonra Ortadoğu paramparça edildi. Aslında, savaşın galipleri bölgeye her zaman bir bütün olarak baktılar. Bu bütünü kendi aralarında nasıl paylaşacaklarına karar vermek için savaştılar. Ortadoğu’da, Kürdistan’a da bir bütün olarak baktılar. O bütünlük kalmasın, bir daha da bir araya gelemesin diye bölüp parçaladılar. Kendi aralarında paylaştılar. Kürdistan halkının kahramanca direnişleri her parçada kanla bastırıldı. Dörde bölünmüş Kürdistan halkı bir türlü bir araya gelemiyordu. Bütün sömürgeci devletler ve arkalarındaki güçler birleşerek, bir parçada ayaklanan halkı bastırıyorlardı. Kürdistan halkı parçalarda bile parça parçaydı. Bırakın dört parçada bir araya gelmeyi, bir parçada dört kişinin bir araya gelmesi bile çok zordu. Kürdistan’ı bir bütün olarak tehlikeli görenler, paramparça ederek kendilerince tehlikesiz hale getirmişlerdi.
Kürdistan üzerindeki 100 yıllık zifiri karanlık perdesi artık yırtıldı. Çok uzun sürse de, çok ağır bedeller ödense de Kürdistan’a Güneş doğdu. Bir parçada dört kişinin bir araya gelmediği günlerden, dört parçadaki halkın bir araya geldiği günlere gelindi. Hazırlıkları yapılan Kürt Ulusal Kongresi’ne dört parçadan her eğilimi yansıtan parti ve örgütler katılıyor. Ulusal Kongre’ye haftalar kalmışken Rojava devrimine yönelik saldırılar da iyice azgınlaştı. Ulusal Kongre daha toplanmadan Rojava devrimiyle sınanıyor. Kongre bu sınavı başarıyla vermek zorundadır.
Rojava’da uzun yıllar sessizlik vardı. Sessizlik bilinçsizlikten ve ilgisizlikten kaynaklanmıyordu. Genelde bir yükseliş olmadan, bu küçük parçanın özgürleşmesi olanaksızdı. Rojava halkı, bu sessiz yıllar boyunca bütün parçalar için bir cephe gerisi-lojistik destek alanıydı. Zor günlerinde sığınma yeriydi. Rojava halkı sadece diğer parçalardaki Kürtler için değil, bölgede başı belaya girmiş bütün devrimciler için de bir dost ocağıydı. Türkiye’li devrimcilerin, özellikle 12 Eylül faşizminden sonra ilk sığındıkları yer Rojava’ydı. Rojava’nın yoksul halkı, kendi sofrasını ve evini bütün devrimcilere açmıştı. Devrimcilerin, gerek Türkiye’den çıkışına, gerekse geri dönüşlerine canı pahasına yardımcı olmuşlardı.
Kuzey Kürdistan’da yükselen özgürlük mücadelesi en ciddi desteği Rojava halkından gördü. Bugüne kadar binlerce Rojavalı gencin özgürlük için canını feda ettiği biliniyor. Bu gençler, halk bir parçada özgürleşirse diğerlerinde de özgürleşir, bir parçada köleleşirse diğerlerinde de köleleşir diyerek her parçada mücadele ettiler.  Suriye’deki gelişmeler sonucu Kürdistan’ın bu en küçük parçasında sessiz ve büyük bir devrim gerçekleşti. Bilinçli ve örgütlü olan Rojava halkı denilebilir ki bir damla kan dökmeden kendi yönetimini kurdu. Bir yıldır Kürt-Arap-Türkmen-Asuri-Ermeni ve tüm halkların, tüm inançların demokratik birliğine dayalı bir yapılanma oluştu. Suriye’nin her köşesinde çatışmalar sürerken, Rojava’da barışçı ve demokratik bir toplum oluşuyordu. Başarılı oldukça da, hem bütün parçalara hem de diğer halklara model oluşturuyordu. Bu model hem Türkiye’nin hem de tüm emperyal ve sömürgeci gericilerin, işbirlikçilerinin huzurunu iyice kaçırmış görünüyor.
Kürt Yüksek Konseyi Üyesi İsa Huso’nun alçakça bir suikastla katledilmesi, Türkiye destekli bazı çetelerin sahte dinci maskeleriyle Rojava devrimine ve sivil halka alçakça-vahşice saldırmaları bunu gösteriyor. İçlerinde dincilik adına bazı Kürt grupların da olması acı bir gerçektir. Rojava devrimine saldıran çeteleri destekleyenler sadece Rojava halkına değil, diğer parçalardaki Kürtlere ve tüm ezilen halklara düşmandır. Rojava devrimi kazanırsa  bütün ezilenler kazanacak, Rojava kaybederse hepsi de kaybedecektir. Herkesin bunu görmesi ve Rojava devrimine layıkıyla sahip çıkması zorunludur. Rojava devrimine sahip çıkmayanları, arkadan vuranları ne tarih ne de halklarımız affeder.

Yazarın diğer yazıları