Paris’te adaletsiz 7 yıl

Tarih: 9 Ocak 2013

Yer: Paris

Katledilenler: 3 Devrimci kadın (Sakine Cansız, Fidan Doğan, Leyla Şaylamez)

Katil: ….

Adalet: Yok

Paris’te üç Kürt kadın devrimcinin katledilmesinin üzerinden 7 yıl geçti. Katil zanlısı Ömer Güney tutulduğu cezaevinde şüpheli bir şekilde ölürken, onca belge ve bilgiye rağmen katliamın arkasındaki asıl güçler hala açığa çıkarılmadı.

Tarih, 9 Ocak 2013 gösterdiğinde Paris’in merkezinde Kürt halkının üç öncü ismi, üç fidanı; Sakine Cansız (Sara), Fidan Doğan (Rojbin) ve Leyla Şaylemez (Ronahi) hunharca katledildi. Katliam, 9 Ocak’ta yapılsa da, olay 10 Ocak’ta duyulacaktı. Katliamı hem Kürt hem de dünya medyası son dakika geçmeye başlar başlamaz, başta Fransa’da olmak üzere Avrupa’da yaşayan Kürdistanlılar ve onların dostları katliamın yapıldığı yere, yani Kürdistan Enformasyon Bürosu önüne akın etmeye başlamıştı.

Üç kadın devrimcinin katledilmesi, Kürdistan dağlarındaki gerilladan tutun da bütün Kürt halkında büyük bir şok etkisi yaratmıştı. Saatler ilerledikçe Paris sokaklarını dolduran on binler, bir taraftan yaşadıkları öfkeyi dışa vururken diğer taraftan Fransız yetkilileri göreve çağırıyordu.

Kuşkusuz ki, katliam sadece Kürt halkında değil aynı zamanda Fransa’da da büyük bir etki yaratmıştı. Her ne kadar Kürt halkı hedef alınmış olsa da, olayın Paris’te yaşanması bir anlamda Fransa’ya büyük bir sorumluluk ve görev yüklüyordu. Bu durumun farkında olan dönemin Fransız hükümet yetkilileri, üzüntülerini dile getirerek, öfkeli on binleri sakinleştirmek için ise katliamın sorumlularının kısa zamanda açığa çıkarılacağının mesajı veriyordu.

Fransız yargısı ve polisi, katili veya katilleri aramaya dururken, Kürtler açısından en başından beri her şey çok açık ve netti: Tetiği çeken her kim olursa olsun, bu katliamın arkasındaki asıl güç, Türk devletiydi…

Öyle de oldu. Fransız yetkililer, kısa sürede katliamı gerçekleştirenin Ömer Güney’in olduğunu duyurdu. Ama, bu açıklama sadece tetiği çekenin yakalandığı anlamı geliyordu. Katilin ardında bıraktığı işaretler, katliamın arkasında Ankara’nın olduğunu işaret ediyordu. Güney’in polis sorgusunda verdiği çelişkili ifadeler, savcılığın yürüttüğü soruşturma ve Güney’in MİT ile ilişkisi, katliam emrinin doğrudan Ankara’dan alındığı gerçekliğini ortaya koyuyordu.

Savcılığın mahkemeye sunduğu iddianamede MİT’in katliamdaki rolüne dikkat çekilse de, Ankara konuya ilişkin yürütülen soruşturma ile işbirliği yapmayı reddetti. Ankara’nın soruşturmaya ortak olmayı kabul etmemesi bile aslında katliam emrinin Ankara’dan verildiğinin ortaya koyuyordu.

Dava başlamadan tutuklu katil zanlısı Ömer Güney, 2016 yılının sonlarında Paris’te tutulduğu cezaevinde şüpheli bir şekilde öldü. Durum böyle olunca, Fransa yargısı da davayı fiili olarak düşürme kararına gitti.

Daha sonra 3 kadın devrimcinin ailesi ve avukatları, katil zanlısı Güney ölmüş olsa da katliam emrini verenlerin ortaya çıkarılması ve yargılanması gerektiği talebinde bulundular.

PKK’nin elindeki MİT elamanlarının itirafları ve MİT’in Avrupa’da Kürt siyasetçilere yönelik suikast planları, Paris katliamının doğrudan Türk devleti eliyle gerçekleştirildiğini ortaya koysa da Fransa bu konuda sessiz kalmayı tercih etti.

Fransız yöneticiler, katliamın olduğu gün verdiği sözleri unutup dosyanın üzerini kapatmaya çalışa da, üzerinden geçen 7 yıla rağmen Kürtler, adalet arayışını hala sürdürüyor. Fransa tarihine düşen bu kara lekeden kurtulmak için bundan sonra ne yapar bilinmez ama, gerçek olan o ki; Kürt kadınları Sara, Rojbin, Ronahi için adalet istemekten asla geri durmayacak…

Yazarın diğer yazıları