‘Partilerle’ koalisyon Kürdistan’la koalisyon

Kürt Özgürlük Hareketi “demokratik” bir hareket. Her konuyu “açıkça” tartışıyor. Koalisyon konusu da böyle bir “tartışmanın” konusu oldu. Cemil Bayık, daha önce yaptığı eleştirilerin temelinde yeni bir öneriyle tartışmayı yeni bir aşamaya yükseltti. Yandaş medya böyle “açık tartışmaları” “HDP’ye ayar vermek” olarak karalıyor ve bu görüşleri “talimat” sayıyor. Öyle olsaydı, KCK yöneticileri bunları “gizli kapaklı” yapar ve sonuç da alırdı. Öyle olmuyor. Açıklık esas oluyor. Aslında buna benzer bir önerinin HDP PM’de yapıldığını hatırlatalım. Öyleyse habere bakalım:

AKP-CHP koalisyonunun mümkün göründüğünü belirten Bayık şöyle konuştu: “Her ikisinin milletvekili sayısı hükümet kurmaya da yeter, tek başına anayasayı değiştirmeye de yeter. Bu açıdan eğer seçim sonuçları doğru okunur, Türkiye’nin temel sorunları doğru anlaşılır, Türkiye’nin mevcut sorunlarına çözüm olacak bir koalisyon olursa neden olmasın?”

Bayık, şöyle dedi: “Koalisyon böyle bir yaklaşım gösterirse elbette HDP içinde de yer alabilir, dıştan da destekleyebilir.”

“Ama yok, eski politikaları sürdürme, bu temelde de hükümet olmanın nimetlerinden yararlanma biçiminde bir koalisyon olursa AKP-CHP koalisyonu Türkiye’ye en büyük zarar verecek bir koalisyon haline gelebilir”.

Cemil Bayık’ın konuşmasında asıl öneri ise şudur:

AKP-CHP-HDP Koalisyonu…

“Bir CHP-AKP-HDP koalisyonu eğer AKP ders almışsa, otoriterliğinden vazgeçip demokratikleşme eğilimi içine girebilirse, yine Kürt sorununun çözümünde şimdiye kadarki politikanın yanlışlığını görüp bundan vazgeçerse CHP’yle HDP’nin demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü konusundaki ısrarı ya da bu yönlü ortak tutumu Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda samimi ve ilkeli ilişkiler içine girmeleri belki AKP’yi demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü çizgisine getirebilir.

Akla şu soru gelebilir: Bu iki partinin oyları koalisyon kurmaya ve anayasayı değiştirmeye yettiğine göre, neden HDP’yi de böyle bir koalisyona katmaya razı olsun?

AKP-CHP koalisyonu “demokratik” temelde kurulursa, bu savaş hükümetini ve diktayı önler, çözüm sürecine elverişli ortam hazırlar. Ama demokrasi temelinde kurulacak böyle bir koalisyona HDP’nin katılması “Türkiye’yi savaştan, bölünmekten” kurtarır, doğrudan “çözüme ve selamete” çıkarır. Öneri bu açıdan hayatidir.

Belli oluyor ki, KCK, eğer bir AKP-CHP-HDP koalisyonu kurulacak olursa, bu koalisyonu destekleyecektir. Bunun önemini sanırım herkes kolayca anlayacak: KCK böylece tüm tarihinde ilk defa bir Türkiye Cumhuriyeti hükümetini destekleyecek olduğunu dile getirmiş bulunuyor. Böyle bir “destek” “demokratik cumhuriyet” temelinde “birlikte yaşama” hedefine doğru niteliksel bir adım olur.

Bayık’ın tartışmaya açtığı “büyük koalisyon”, tartışmayı yeni bir aşamaya yükseltmiştir: Şu ana kadar öne sürülen “koalisyonlar”, “partiler arasında” birer koalisyondur. Bayık’ın önerisi ise, Fırat’ın Batısı’ndaki en büyük “iki parti” ile, Türkiye’de barajı aşan ama Kürdistan’da “ezici çoğunluğu temsil eden” parti arasında bir “koalisyon” önerisidir.

Böyle bir koalisyon, bir anda TBMM’yi “kurucu meclis” haline getirir. Kürdistan’ın “koalisyon” içinde yer alması, tüm parçalardaki Kürt siyasi hareketlerini Türkiye’ye yakınlaştırır. Böylece Türkiye’nin Suriye savaşının dışında tutulma imkanı doğar.

Yani bu koalisyon, eğer gerçekleşirse, Ankara’nın Kürdistan’la koalisyonu olur.

Şimdi kendilerini “Türk partileri” olarak ilan edenlerin, Türkiye’de yüzde 13’ü ama aynı zamanda Kürdistan’ı temsil eden HDP ile “koalisyon” kurarak, Türkiye’yi “bölünmekten” kurtarıp kurtaramayacakları sorusu gündeme geldi. MHP “Kürdistanı temsil eden partiyi tanımadığını” söyledi. Bölücüdür. AKP-CHP nedir?

İkilem genişlemiş bulunuyor: AKP ve CHP, MHP’yle koalisyon kurmak ya da MHP’nin desteğini kazanmak için bir savaş ve çözümsüzlük programında mı birleşecek yoksa HDP’yle koalisyon kurmak ya da HDP’nin desteğini kazanmak için bir barış ve çözüm programında mı birleşecek?

Şimdi tartışılacak soru budur.

Yazarın diğer yazıları