Pejmürde!

Erdoğan ve arkasındaki faşist çeteler için seçim sadece ve sadece kendileri kazanırsa seçimdir ve kutsaldır. Yoksa hiçbir değeri yoktur ve geçersiz hale getirmek için her yola başvurmak caizdir.

Erdoğan 7 Haziran 2015 seçimlerini kaybedeceğini anlayınca saldırganlaştı. Ama buna rağmen bozguna uğrayınca açıkça Bahçeli ile birleşip meclise karşı darbe yaptı. Meclisi geçersiz hale getirdi.

Yeni parti kurma çalışmalarını sürdüren eski Başbakan Ahmet Davutoğlu “Terörle mücadele konusunda defterler açılırsa birçok insan insan yüzüne çıkamaz” diyerek 7 Haziran – 1 Kasım sürecini hatırlattı. Onun bu sözü bir köşeye yazılmalı. Çünkü o dönem unutulmadı ve bundan sonra daha da çok gündeme gelecek. Bu sadece geçmiş bir dönemin hesabını sormak için değil günümüzde de tekrarlanmak istenen senaryoyu anlayıp deşifre etmek ve engellemek için de şart oluyor.

Seçimlerden önce az çok tahmini sonuçlar belli olmaya başlayınca “Seçim sonuçlarını bırakalım da seçimden sonra ne yapacağımızı düşünüp konuşalım” demiştik. O günlerde Erdoğan ve Bahçeli sahneye sürdükleri tetikçi pejmürde işleri bakanı ile birlikte savaş tamtamları çalıyor, her yerde hain-terörist ve işbirlikçilerini arıyorlardı. Vatandaş kendilerine oy vermezse memleket batacaktı. AKP-MHP’ye karşı olanlar hain-ajan-casus ve benzeriydi. Bu nedenle HDP’liler yeniden kazanırsa gene kayyım tayin edeceğiz” diye tehditler savurdular. Halk bütün bu oyunlara rağmen sandıkta bütün oyunlarını bozdu. Demirtaş’ın dediği gibi gerçekten “Bir oyluk canları varmış.” O günlerde dillerinden düşürmedikleri “beka sorunu”nu şimdi kendileri bile unuttu.

Diktatörlüğün izlediği bütün politikalar iflas etti. Bir daha seçim kazanma umutları da kalmadı. AKP-MHP ve Erdoğan-Bahçeli diktası pejmürde oldu. Bu nedenle yeni bir sivil darbeyle 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerini geçersiz hale getirmeye çalışıyorlar.

TBMM’yi bir darbeyle devre dışı bıraktılar. Yapılan anayasa değişikliklerinden sonra TBMM ne iş yapıyor belli mi? AKP’li vekiller bile “Züğürt ağa olduk” deyip ağlıyor ki haklılar. Erdoğan ve bir avuç bürokrat saray darbeleriyle 82 milyonu kukla gibi oynatmak istiyor. Kaybettikleri sadece belediye seçimleri olmadı. En büyük rant kaynaklarını da kaybettiler. Bankamatik personeli denen bindirilmiş kıtaları, çeteleri işsiz ve aç kaldı. Besleme medyada iflaslar başladı.

Bütün kusurlarına rağmen belediyeler yerel demokrasi mevzileriydi. Halka nefes alma olanağı veriyordu. İyi değerlendirilmesi halinde halkın birçok acil sorununa çözüm bulunabilir ya da çözüm yolu gösterilebilirdi.

İşte Erdoğan-Bahçeli diktası hem kendilerini ayakta tutan bu büyük rantı kaybetmemek hem de yerel demokrasi umutlarını filizlenmeden ezmek için saldırıya geçti. Halkın iradesini hiçe sayarak uydurma gerekçelerle belediye başkanlarının yerine kendi emir kulu olan kayyımlarını gönderiyor. Böylece TBMM’den sonra yerel yönetimleri, belediye meclislerini de devre dışı bırakmak, darbe yönetimine karşı olan herkesi susturmak istiyorlar. Bu amaçla her yola başvuruyorlar.

Bu yollardan birincisi her zamanki gibi ırkçı saldırılar, kışkırtmalar ve savaş-işgal maceralarıdır. Emirlerindeki besleme medya bu amaçla ahlaksızlık rekoru kırarak hiç durmadan saldırıyor. Kamuflaj elbise giymeye hazır bekleyen medya generalleri her yere kılıç sallıyor, ateş açıyor.

İkinci yol da içeride direnebilecek olanların ezilmesi yani diktatörlüğün yolunu açmak için “temizlik”tir.

Erdoğan-Bahçeli diktası “Yurtta savaş-dünyada savaş” diyerek karanlık bir tünele doğru koşuyor. Onlar hane halkını rehin almış saldırganlar gibi evi ateşe vermekle tehdit ederek ömrünü uzatmaya çalışıyor. Buna dur demek ve özgürlük-barış-çözüm yolunu açmak için bütün demokratik güçlerin birleşmesi zorunludur.

Bu ülke emekçi halklarımızındır. Pejmürde kabadayı taslaklarının ve efendilerinin insafına bırakılamaz.

Yazarın diğer yazıları