Perinçek’i yol arkadaşları terk etmeye başladı

Prof. H. Keskin, VP Genel Başkan yardımcılığından ve partiden istifa ederken Perinçek’in Erdoğan faşizmi yardakçılığına eleştirel açıklamasını yayınladı. 

Keskin, 2016 yılının sonunda da Perinçek’in Erdoğan diktatörlüğünü desteklemesini ve CHP’yi suçlamasını eleştirmiş, eleştiri mektubunu Perinçek köşesinde yayınlamıştı. (10.10.16 Aydınlık)

Perinçek geçen yıl Keskin’in uyarısını yayınlamak zorunda kalmış olduğuna göre demek ki saflarında çözülme tehlikesi ciddi. Yoksa yayınlamaz ve iç demokrasi gösterisi olarak sunmazdı. Çünkü partisinde Perinçek’e biat temel örgütsel ilkedir. 

Keskin, daha önce Almanya’da Sol Parti ve Sosyal Demokrat Parti’den vekillik yapmış bir siyasetçi. Gençlik yıllarında Türkiye’ye girişi yasaklanmış biri. 

Kürt düşmanlığı şartlanmasının zirve yaptığı koşullarda ulusalcı şovenizmi benimsemiş ve Vatan Partisi’ne (VP) geçmişti. 90’lı yıllardan bu yana gerek sosyal demokratlarda ve gerekse de “sosyalist” olduklarını iddia edenlerde ulusalcı şovenizm gelişen dalgaydı. Cumhuriyet mitinglerinde zirve yaptıktan sonra, son iki yıldır inişe geçti. 

İnişinin ilk belirtisi, A. Behramoğlu ve bazı arkadaşlarının Perinçek’in medyasından kopmaları ve Perinçek’in Erdoğan’a emirerliği yapmasına karşı çıkmalarıydı. Bunlar Sanatçılar Girişimi’ni kurarak Erdoğan diktatörlüğüne karşı tavır aldılar. 

Ardından, ulusalcı E.Korgeneral T.Ertürk Oda Tv’de “üç yılda bir frekans değiştiren Perinçek saçmalıyor….sürdürülen savaş ‘vatan savaşı’ değil ‘saray savaşıdır” eleştirisini yaptı (14.05.17, 40 Yıllık Kani Olmazmış Yani”). Bu, Ergenekoncu ve ulusalcı subayların, kılavuz olarak Perinçek ve politikalarını terketmeye başladıklarının belirtisi.

Prof. Keskin istifasını ve asıl eleştirisini, Perinçek’in Erdoğan’ın faşist yargı mekanizmasını kutsamasına, eleştirenlere saldırmasına, “adalet yürüyüşü”nü suçlamasına dayandırıyor. “Erdoğan’la birlik”e karşı çıkıyor!(bknz. Oda Tv web sitesi, 05.07.17)

Perinçek’ten ve etki alanından kopanların bazıları demokratik talepleri ürkekçe savunsalar da, Keskin ve emekli subaylar buna da pek yanaşmıyor. Fakat Erdoğan faşizmini hedef almak gerektiğinde birleşiyorlar.

Erdoğan liderliğindeki yeni faşist rejim, Kürtlere soykırımcıyla, devrimcilere imhacılığıyla ve emekçilere yağmacı sömürücülüğüyle, bölgede işgalci-yayılmacılığıyla karakterizedir. Bu nedenle, Erdoğan-Bahçeli faşizmine suç ortaklığı yapan Perinçek ve koltuk değnekliği yapan sosyal demokratlar, antifaşist güçler arasında tecrit olmaya mahkumdur. 

Demirel’den Erdoğan’a, ABD’ci generallerden, Ergenekoncu generallere, sömürgeci Türk burjuvazisinin siyasi-askeri temsilcileri, onyıllar boyunca Kürt düşmanlığını her gün işleyerek şovenist şartlanmayı Türk halkı arasında en yüksek seviyeye çıkardılar. Bu, yalnızca ortalama insanlarda değil, ilerici, sol, ılımlı Kemalistler, antiemperyalistler ve bazı sosyalistlerde de şovenizmi alıklık derecesinde gelişen eğilim haline getirdi. Bütün halklar yakılsa bile “Türk devleti”ni korumayı, Erdoğan faşizmini kıskançça desteklemeyi ve soykırımcılığı bu kesimler pervasızca savunur hale geldi. Erdoğan’ın Kürtlere karşı soykırımcılığını, devrimcileri imhasını ve kitlesel tutuklamaları, Rojava ile Suriye işgalini, Perinçek acil soykırım isteyerek, ‘vatan savaşı’ kutsamasıyla kendinden geçerek destekledi.

Yazarın diğer yazıları