PKK kendinden utanmıyor o nedenle açık konuşuyor

Geçtiğimiz gün, Tr 7 24 sitesinde Duran Kalkan ve Bese Hozat’ın son konuşmalarından hareketle Alper Ender Fırat adında bir köşe yazarı şöyle yazdı:

“Maskeli balonun kanlı katilleri, ihtiyaç hasıl olunca tiyatrodaki yerlerini yine aldı. Kör göze sokulan parmaklar gibi hep aynı repliği tekrar ediyorlar ‘İmamoğlu’nu destekliyoruz, eğer AKP kazanırsa biteriz’.”

Cemaat’in kimi yazarları vaktiyle Erdoğan ile ortak olarak yaptıkları KCK soykırım operasyonlarından, yarım ağız pişmanlık duysa da, Alper Ender Fırat’ın yazısı, şimdi yeniden Saray’a ortak olsalar, aynı soykırım operasyonlarını yine tekrarlayacaklarını böylece itiraf etmiş oldu.

Cemaat’in “Kürt düşmanı” polis kanadından olduğu anlaşılan bu yazar tam da polisiye bir çarpıtma yapmış:

Bese Hozat ve PKK sözcüleri hiç bir yerde “İmamoğlu’nu destekliyoruz” demedi. Onlar başından beri “HDP’nin yerel seçim stratejisini desteklediklerini” açıkladı. Bu açıklamaların temel sebebi, bu stratejinin doğru bir strateji olması yanında, kimi Kürt seçmende var olan “CHP alerjisini” aşmak. Onları HDP’nin etrafında birleşmeye çağırmak.

HDP sözcüleri de her fırsatta, yerel seçimlerde, şimdi ise yenilenecek seçimde şu ya da bu adayın ismi üstünde tartışma yapmak yerine, faşist rejime kaybettirmek amacını vurguladı. İstanbul’da İmamoğlu değil de, bir başka aday AKP’ye kaybettirecek olsaydı, HDP onu destekleyecekti.

Bu durumda PKK’nin de HDP’yi desteklemesinden, ona bu “zor” kararında destek vermesinden doğal ne olabilir?

Bu destek ne PKK’nin münhasıran İmamoğlu’nu desteklediği ve ne de HDP’nin PKK ile organik bağı olduğunu gösterir. Söz konusu olan faşist rejime kaybettirmektir ve HDP’nin stratejisi de bu nedenle desteklenmektedir.

“İstanbul’u AKP kazanırsa biteriz” lafına gelince… Bir PKK’linin böyle bir laf edeceğine ancak ahmaklar inanır. Belediye seçimiyle PKK bitmez, bu net de, bilelim ki, faşizm de bitmez. Çivi çiviyi söker. Mesele şu: Devletin çivisi mi PKK çivisini, yoksa PKK çivisi mi devlet çivisini sökecek?

Sanırım durum açık.

Ama açık olmayan bir başka durum var.

Açık olmayan durum, Adem Yavuz Aslan’ın durumu. Görünüşe göre bu yazar, Cemaat çevresinde “liberal” düşünceleriyle tanınıyor. Ne var ki, o da Cemaat’in polis kanadının açıklamalarıyla “paralel” konumunu dışa vuruverdi. Aynı sitede yer alan dünkü yazısında şöyle yazdı:

“(Erdoğan’ın) İstanbul seçimlerinde Kürtlerin oyunu alabilmek için Öcalan’a ihtiyacı vardı o da yine Öcalan’ın kapısını çaldı. Taktiğin başarılı olduğu bir kaç gün sonra KCK eş başkanı Bese Hozat’ın “İmamoğlu’na destek” açıklaması ile teyit edildi. Zira PKK’ın İmamoğlu’na destek açıklaması yapması gerçekte AKP’ye destektir.”

Kendi durumundan “habersiz” birinin açıklamasıdır bu. O halde soralım:

“Cemaat faşist rejime karşı İmamoğlu’nu destekliyor mu, desteklemiyor mu?”

Ve şu soru meşrudur: Nasıl oluyor da Cemaat’in İmamoğlu’na destek vermesi AKP’ye destek anlamına gelmiyor da, PKK’nin İmamoğlu’na oy verme çağrısı yapan HDP’ye verdiği destek AKP’ye destek anlamına geliyor?

Belli ki Cemaat kendisini hala “meşru” bir güç, PKK’yi ise “gayrı meşru” bir güç sanıyor.

Aynı zamanda Cemaat kendisini hala “KCK soykırım operasyonunu” yapan “milli ve dini” bir güç konumunda görüyor.

Sonra da aynı Cemaat kalkıp, “neden bize yapılan zulme sesiniz çıkmıyor” demeye kalkıyor. Sen kendini “dünkü Cemaat” gibi görmeye devam edersen, hiç kimse kalkıp, “bugünkü” Cemaatle dayanışmayı aklının ucundan bile geçirmez.

Türkiye’nin temel meselesi, ne kadar önemli olursa olsun, İstanbul Belediyesi değildir. Temel mesele faşist devlettir. Bu rejimin tasfiyesi, halkı zehirleyen iki silahı Erdoğan’ın elinden almaya bağlıdır. Bu silahlardan birisi “PKK terörü” iddiası, diğeri “Cemaat terörü” iddiasıdır. Bu iki uydurma iddia olmaksızın rejim sosyal tabanını elinde tutamaz; bu demagoji çöpe atılmadan da faşist rejimin sosyal gücü zayıflatılamaz. Bu demagojiye karşı çıkamayan CHP İstanbul Belediyesini alsa bile, yarın ilk demagojik kampanya karşısında “Yenikapı ruhunu” masaya üç kere vurarak çağırmak zorunda kalır.

Açık değil mi? Rejim İmamoğlu’nu “FETÖ ve PKK destekliyor” diyerek yıpratmıyor mu? CHP bu demagojiye karşı “bize destek kimden gelirse gelsin, başımızın üstünde yeri var” derse mi demokrasiye hizmet eder; yoksa faşist demagoji karşısında yerlere kapaklanır, “biz ne Cemaat’in ne, Yavuz Aslan’ın, ne HDP’nin, ne de PKK’nin desteğini reddediyoruz” derse mi demokrasiye hizmet eder?

Bırak demokrasiyi kendine bile hizmet edemez. Seçimi kaybeder.

Son soru: Cemaat İmamoğlu’nu açıkça desteklese iyi mi olur, kötü mü?

Fırat ve Aslan’ın mantığına bakılırsa “kötü” olur.

Neden? “Cemaat’in berbat bir şey olduğuna inandığınız için mi, berbat olmayan İmamoğlu’nu berbat eder diye onu desteklemekten utanıyorsunuz?”

Haklılığına inanan, kim ona ne derse desin, kendinden utanmaz.

Yazarın diğer yazıları