PKK’yi anlamak ve anlamlandırmak  –  Rauf KARAKOÇAN

PKK’nin kuruluşundan günümüze 42 yıl geçti. Bu geçen 42 yıllık mücadele tarihi birçok açıdan öğretici derslerle doludur. PKK, iki kutuplu bir dünyanın siyasal konjonktüründe ortaya çıkmış bir harekettir. Real sosyalizmden etkilenmesinin yanı sıra, eleştirisel yaklaşarak kendi coğrafyası ve halk gerçekliğine uygun ideolojik bir çizgi geliştirdi. Çıkış koşulları, toplumsal zemini, mücadele araçları, kendi dönemine has strateji ve taktiği, örgütsel yapılanması, pratik uygulamaları, siyasi ve askeri mücadelesi, ittifakları, kısacası bütün yönleriyle bütünlüklü anlaşılması gereken bir öğretidir.

Real sosyalizme eleştirisel, kuşkulu yaklaşımı kadar kapitalist sistemi çözme ve ona karşı mücadele etmede de emsalsizdir. Real sosyalizmin çözülmesiyle birlikte iki kutuplu dünya ve soğuk savaş süreci fiilen ortadan kalkarken, dünya genelinde ki sol sosyalist hareketlerin çoğu bu çözülüşten etkilenmiştir. Ulusal kurtuluş hareketleri, devrimci halk savaşları, demokratik halk devrimleri, sosyalizmin kıblesi konumundaki Sovyetlere göre şekil alırken, PKK kendi özgünlüğünü koruyarak olumsuz süreçlerden çokta etkilenmeden 90’lı yılları, en büyük mücadele yılları haline getirmeyi başarmıştır.

Sovyet sonrası, tek kutuplu dünya süreci, kapitalist sistemin kendi başına at koşturduğu yıllardır. Yerküre üzerinde kapitalist sisteme karşı ciddi bir politik ve askeri hareketin çıkışı gerçekleşmedi, gerçekleşemedi. Deyim yerindeyse ideolojik bir boşluk yaşanmıştır ve bu boşluk halen giderilememiştir. Sol, sosyalist devrimci hareketler bir şekliyle varlıklarını sürdürmüş olmakla birlikte büyük oranda yerel kalmışlardır. Solun bunalımlı yılları aşılamamıştır. Evrensel ölçekte ideolojik bir doğrultu tutturulamamıştır. PKK’nin farklı gelişim seyri, özellikle ideolojik çizgisinin önemi burada ortaya çıkmaktadır. Sosyalizmin itibarsızlaştırıldığı dönemde ‘sosyalizmde ısrar, insanlıkta ısrardır’ diyerek devrimci geleneğin mirasına sahip çıkmayı başarmıştır. Bunu sadece söylemde değil pratik uygulamada da gerçekleştirmiştir.

PKK’nin, kendisini yenileme arayışları ve olağanüstü çabaları, aktif savaş nedeniyle fazla sonuç vermedi. 93 yılı ve sonrası ateşkes girişimleri TC tarafından kabul görmedi. Uluslararası komplo sürecinden sonra PKK önderliğinin geliştirdiği yeni paradigma, solun bunalımını aşan, itibarsızlaştırılan sosyalizme yeni nefes boruları açan, sınıf mücadelesine yol gösteren öncü bir hareket durumuna gelmiştir. Dünya devrim hareketlerinin mirasına sahip çıkan ve geleceğe taşıyan bir hareket olma özeliği kazanmıştır. PKK önderliği ‘düşüncede rafine’ derken, işte bu düşünce gücünün açığa çıkarılmasıdır. Demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmayı bu eksende ele alarak, evrensel boyuta taşımaya ihtiyaç vardır. Tek kutuplu kapitalist hegemonyaya karşı evrensel çapta bir ideolojinin olmayışı devrimci mücadelenin enerjisini boşa tüketecektir. İşte PKK bu ideolojik boşluğu gidermiştir. Bütün mücadele deneyimlerinde sentezini bulan PKK önderliğinin paradigması, devrimci mücadelede yeni ufuklar aralamaktadır.

PKK, mevcut durumda temsil ettiği değerlerle, karmaşık toplumsal sorunların çözümünde izlediği üçüncü yol perspektifiyle, kapitalist sistemi çözmesi ve ona karşı mücadele pratiğiyle, insanlık adına önemli bir kazanımdır. PKK, bu anlamda kendi sınırlarını aşan bir hareket durumuna geldi. PKK’nin öncülük ettiği mücadeleyi, sadece bir halkın özgürlük mücadelesine indirgenmesi eksik bir tanımlama olacaktır. Kürdistan’ın sömürge olması, PKK’nin çıkışına temel teşkil etse de, başta Kürt sorunu olmak üzere, bütün etnik ve dinsel azınlık sorunlara, bölgesel, toplumsal sorunlara evrensel çözümler üreten iddialı bir PKK gerçeği vardır. PKK’yi böyle anlamak ve böyle anlamlandırmak gerekir.

Demokratik mücadelenin Ortadoğu’da verilmiş olmasının başka bir tarihi önemi vardır. neolitik toplumdan sonra öncülüğü kapitalist uygarlığa, yani devlet, sınıf ve iktidar üçlüsüne kaptıran demokratik uygarlık, PKK paradigmasıyla birlikte yeniden insanlığın beşiği Mezopotamya’da yaşam bulmasıdır. Yani neolitikle birlikte yitip giden toplumsal değerlerin, yine aynı coğrafyada PKK’de temsilini bulmasıdır. PKK’nin mücadelesi ulusal kurtuluş mücadelesinden öteye, kapitalist moderniteye karşı demokratik modernite mücadelesidir. PKK neolitik toplumun yurdunda, doğuda yükselen güneş gibi tüm insanlığı aydınlatacak kadar iddialı bir düşünce gücünün sahibidir. İnsanlığı beş bin yıllık sınıflı toplumdan sonra kendi kökleriyle buluşturmanın yoludur PKK.

PKK’nin 42’nci yıldönümü insanlığa kutlu olsun diyor, tüm mücadele şehitlerini saygıyla selamlıyorum.

Yazarın diğer yazıları

    None Found