Politika ve gerçek

Sanılanın aksine politika gerçek üzerinden değil ‘görünen’nin üzerinden işler. Etkisini ve hegemonyasını görünen üzerinden kurar. Hele 21. Yüzyıl ‘görünen’, imaj yüzyılı olduğundan neredeyse görünen dışında gerçek yoktur. Bunu seversiniz ya da sevmezsiniz ama ‘gerçek’, yine paradoksal olacak ama ‘görünen’ budur. Bu yüzden politik doğruluk ya da haklılık bunun ‘görünen’ de nasıl etkili olduğuna ilişkindir. Çünkü bu olgusal gerçekliği daha doğrusu olgusal görüneni kabul etmezseniz hayatın sineması, etkilemeye çalıştığınız, değiştirmeye çalıştığınızın aksine işler. 

Bir başka bir şey yine politika sizin hoşunuza giden ya da gitmeye üzerinden değil olgular üzerinden yürür. Guatemala’da bir eski gerilla komutanı ile konuşuyordum. Bana barış sürecinine getiren şeyleri anlatırken ‘Sovyetler Birliği yıkıldı’ dedi. Konuşmasını kestiğinde ‘Sovyetler Birliği’nden yardım alıyor muydunuz’ diye sordum. Yok dedi hiç ilgimiz yoktu ve eleştiriyorduk da ama bunlar olgudur. Mesela Berlin duvarı yıkıldığında ister Berlin duvarını sevin, ister sevmeyin bu sizi etkiler çünkü bu olgudur. Olgular sizin sevmeniz ya da sevmemeniz üzerinden yürümez. Yani kendinize sosyalist diyorsanız, istediğiniz kadar Berlin duvarını eleştirin, genel görünende Berlin duvarı yıkıldığında sizin üzerinize de yıkılmış olur. 

Bu yüzden politik eylemler onun gerçekliği üzerinden değil, etkisi üzerinden analiz edilir. Mesela Kızıl Tugayların Başbakan Aldo Moro’yu kaçırması ve sonunda öldürmesi, kuşkusuz bir kent gerilla eylemi olarak en üst düzeyde eylemlerden biridir. Ancak bu eylemin ardından Kızıl Tugaylar kendisini destekleyen kitleden izole olmuş, onlarla ilişkileri kopmuş ve bir daha aynı güce ulaşamamıştır. (Bunun Gadyo eylemi olduğuna dair iddialara hiç girmiyorum sadece olgular üzerinden bir analiz örneği bu.) Yani klasik bir silahlı mücadele bakışı açısından çok üst düzey bir eylem olarak görülebilecek br eylem, politik mücadele sonuçları açısından kaybettiricidir. Çünkü politik eylem kısa ve orta vadeli belki uzun vadeli etkileriyle ölçülür. 

FARC-EP, daha önce Kolombiya’da iki kez minimalize oldu. Yani ik kez hem sayısal olarak küçüldü ama daha da önemlisi geniş etkisi azaldı. Bunlardan birincisi anlatmayı başka bir zamana bırakarak daha yakın süreçte olanı, iki ‘Çevreci aktivisiti’ öldürdüğü dönemdir. Dünyanın her yerinde olduğu gibi Kolombiya’da da mücadelenin eksenine ekoloji oturmuştu. Çok genel anlamda doğayı ama bütünüyle doğayı, yani toprağı, dağları, nehirleri, ormanları, hayvanları talan eden neoliberalizm karşısında, kendi yaşamlarını korumaya çalışan ve çoğunlukta da bu yaşamlarını koruma, İndian-yerli ve siyahların kimliği ile de çakışan bir alanda devam ederken bu öldürme minimalize olmasının en önemli nedenlerinden biridir. 

Ve aslında politikanın görünen üzerinden yürümesi de çok şaşırtıcı değildir çünkü ancak bu görünen üzerinden gerçeklik anlatılabilir. Çünkü sizin gibi düşünmeyenler için sizden geriye sadece görünen kalır ve siz de ben buna aldırmıyorum diyemezsiniz…

Yazarın diğer yazıları