Poyraz’ın babasını öldürdüler

Üç gün önce Beyazıt Meydanı’nda, YÖK’ün protesto eylemini izlerken kelepçelenen ve gözaltına alınan Bianet muhabiri Beyza Kural’ı, "artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" sözleri ile tehdit eden polis, faşizmin kurumlaştığını anlatmak istiyordu.

Devlet kurumları ve olanakları kullanılarak, hile ve entrika ile "kazanılan" bir seçimin ardından, Erdoğan ve avanesinin kaba ve küstah haliydi bu sözler.

Devlet aygıtını ele geçiren iktidar; sesini çıkaran, itiraz eden, biraz eleştiren kim varsa, önce polis muhbiri gazeteciler tarafından teşhir ve tehdit ediliyor, ardından gözaltı ve tutuklama kararları ile teslim alınmaya ve biat etmeye zorlanıyor.

Oysa ortalama akıl, ölüm döşeğinde iken, yüzde 49 oy ile yeniden hayata dönen hastanın, hızla steril bir ortam yaratması, makul ve mantıklı bir davranış ile toparlanmaya çalışmasını önerir.

Üstelik bu öneriyi, içlerinde Ömer Çelik, Efkan Ala, Numan Kurtulmuş, Faruk Çelik, Taner Yıldız, Mahir Ünal ve Mücahit Aslan’ın yer aldığı 12 kişilik AKP grubu, 7 Haziran seçimlerinden sonra Erdoğan ve AKP’ye yapmıştı.

AKP kurmayları, Tayyip Erdoğan’ın gerilim ve çatışma politikasının AKP’ye zarar verdiğini; başta Kürt halkı olmak üzere, tüm muhalifleri karşıya alan politikanın toplumu, "AKP’yi sevenler ve AKP’ye karşı olanlar" şeklinde kamplaştırdığını belirtilerek bu politikanın çok sakıncalı olduğu belirtmişti.

Erdoğan, AKP kurmaylarının aldığı tavsiye kararlarının tam tersini yapıyor.

Kürt halkına karşı topyekün bir savaş yürütüyor.

Muhalifleri gözaltı ve tutuklama ile tehdit ederek, "ya bizdensiniz ya da bize karşısınız" ikilemini dayatıyor.

Basın-yayın özgürlüğünü vergi cezaları, yasak ve engellemelerle ortadan kaldırıyor.

Gerilim ve çatışmayı sistematik bir şekilde tırmandırıyor, kamplaşma ve kutuplaşmayı derinleştiriyor.

Tayyip Erdoğan bu cüreti ve cesareti nereden alıyor?

Türkiye’de artık hiçbir gazetenin yazamadığı, hiçbir televizyonun dile getiremediği o malum olay, o çıplak gerçek, aynı anda Erdoğan’ın korkusuna ve cesaretine dönüşüyor.

Tayyip’i sara krizlerine, Bilal’i İtalya’da doktoraya düçar eden hakikati tekrarın ziyanı olmaz:

17 Aralık 2013 günü dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlu Barış Güler, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın oğlu Oğuz Bayraktar, Ekonomi Bakanı Zafer çağlayan’ın oğlu Kaan Çağlayan gözaltına alındı. 

25 Aralık’ta bu yolsuzlukların bir parçası olarak Recep Tayyip’in oğlu Bilal Erdoğan da şüpheli sıfatıyla savcılığa çağrıldı. Aslında şüpheli falan değil, kelimenin tam anlamıyla baba-oğul 30 milyar Dolarlık bir hırsızlık olayının failleriydi. Telefon konuşmaları hırsızlığı şüpheye yer bırakmayacak derecede kanıtlıyordu.

Savcılığın, şüpheli sıfatı ile Bilal Erdoğan için düzenlediği gözaltı ve çağrı belgesi, dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok tarafından delil yetersizliği gerekçesiyle geri çevrildi. İçişleri Bakanı Efkan Ala da ev baskını ile gözaltı olasılığına karşı Erdoğan’ın evinin çevresine özel timleri yerleştirdi.

Böylece hırsızlık olayının üstü "örtüldü."

Ama gerçek tüm çıplaklığıyla olduğu yerde duruyor. Bugün cumhurbaşkanlığı yapan zat, oğlu ile birlikte, dört bakanın da dahil olduğu büyük bir hırsızlık olayının failidir. 

Erdoğan’ın agresif ve depresif halleri bu gerçeğin herkes tarafından biliniyor olmasından.

Vatan, millet numaraları ile sağa sola savaş açması, o camiden bu camiye koşturması, yüzde 49 oy alması, ahlaktan falan bahsetmesi onu temize çıkaramaz.

Dolayısıyla, "köklü bir anayasal değişiklik olursa başkanlığı da tartışabiliriz" diyen siyasetçiler ve vekillerin işi hiç de kolay değil. Çünkü, Kürt il ve ilçelerinde seri katliamlar yapan "başkan adayı"nı makul hale getirmek mümkün değil.

Ayrıca dört gün önce, Silvan’da katledilen Engin Gezici’nin 7 yaşındaki oğlu Poyraz’ın ikna edilmesi de imkansız.

Çünkü 7 yaşındaki Poyraz Engin’in gözyaşları içindeki itirazı çok net, "babamı kapının önünde vurdular. Biz Kürdüz, bizi Kürt olduğumuz için öldürüyorlar, fakat biz bitmeyiz. Bunu hiçbir zaman unutmayacağım. Büyüdüğümde bunun hesabını soracağım" diyor. 

Yazarın diğer yazıları