Putin’in İdlib endişesi: Astana’nın sonu mu?

Rusya desteğindeki Suriye ordusu İdlib’in kapılarına dayandı. Astana süreci ile bir araya gelen Rusya, İran ve Türkiye; Soçi Mutabakatı ile İdlib’de bir “ateşkes” bölgesi oluşturması ve nihayetinde “tehdit” oluşturan grupların “elimine” dilmesini öngörüyordu. Fakat geçen zamanda Türkiye “taahhütlerini” yerine getiremeyince Moskova’dan eleştirel tonu da aşan uyarılar yükselmeye başladı. Uyarıların “gereğini” yerine getiremeyen Ankara, işi yokuşa vurmaya, zaman kazanmaya çabalarken, Şam ve Moskova’nın “hamlesi” gecikmedi. Han Şeyhun hamlesi ile İdlib’in kapılarına dayanan rejim güçleri, ateşkesi sağlamak ve gözlemek amacı ile “çatışmasızlık bölgesi” olarak tanımlanan “kalkanda” gedik açarak, Türkiye’nin 9 numaralı gözlem noktasını “kuşattı”. Bu kuşatma ve İdlib’in rejim tarafından “kontrolü” isteği, Suriye iç savaşını yeni bir boyuta taşıdı.

Bu hamleye ilişkin olarak Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov yaptığı açıklama son derce açık: “Rus hava güçlerinin destek verdiği Suriye ordusunun Han Şeyhun’daki eylemlerinin, Türkiye ile yapılmış anlaşmaları ihlal etmediğini, Türkiye’ye İdlib’de ortak devriye çalışması yürütülmesini önerdiklerini ancak henüz bir anlaşma sağlanamadığını”. Rusya Devlet Başkanı Putin’in bu konuda yaptığı “endişenin” boyutlarını ortaya koyuyor: “Suriye’de bölgenin askerden arındırılması konusunu Soçi’de konuştuğumuzda, bölgenin yüzde 50’si teröristler tarafından kontrol ediliyordu. Şimdi bu oran yüzde 90’a ulaştı”.

Putin’in “endişesini” sahada İdlib’i yüzde yüz denetime alma “iradesi” olarak okumak gerek. Rusya’nın bu sıkıştırması, Türkiye’nin İdlib’de üstlendiği sorumlulukları hatırlatırken, bir yandan da sen yapamıyorsan “biz yaparız” mesajı da içeriyor.

ABD Türkiye uzlaşması

ve İsrail…

ABD ve Türkiye’nin Kuzeydoğu Suriye’de, “güvenli bölge” konusunda “uzlaşması”, Rusya, İran ve Türkiye’nin başlattığı “Astana Sürecinin de” sonuna gelindiğinin kanıtı. Kaldı ki sadece Suriye ile sınırlı olarak değil, genel anlamda Ortadoğu’da yeni “uzlaşmalar da” gündemde. ABD, Rusya ve İsrail yeni bir “yakınlaşma” ve belki de geleceğe ilişkin “uzlaşma” ile Ortadoğu’nun geleceğine ilişkin yeni bir “şekillendirme” fikri etrafında, 21 Haziran’da İsrail’de bir araya geldiler. Bu nedenle Suriye’nin yeniden şekillenmesi açısından önemli bir aktör olarak İsrail için ayrı bir parantez açmak gerek.

Önce Kudüs’ün “başkent ilanı” ardından Golan Tepeleri’nin “ilhakı”, Filistin topraklarında kurduğu yeni yerleşim politikaları ile “genişleme” stratejisi izleyen İsrail, “güvenliğini” gerekçe göstererek, Suriye ve Irak üzerinden İran’ı “hedefe” koyması, Ortadoğu’da denklemleri değiştirecek nitelikte.

Putin Erdoğan görüşmesi…

Erdoğan’ın Putin ile yaptığı görüşmede İdlib’e ilişkin “yeni” bir gelişme yaşanmadı. En azından yapılan “ilk” açıklamalardan çıkardığımız sonuç bu.

Türkiye Suriye rejimini “suçlarken” Rusya’da Astana Sürecinin “devam” ettiğini vurgularken “Soçi Mutabakatını” hatırlatıyor: Rusya Devlet Başkanı Putin, “Türkiye Cumhurbaşkanı ile İdlib’de teröristlerin ortadan kaldırılması ve yapılması gerekenler için anlaşma sağladık.” Türkiye’nin “yapması” gerekenler her halde bir “takvime” bağlanmıştır.

Devamla “endişesini” yineleyen Putin, “Türkiye ile teröristlerin yok edilmesi için ek tedbirlerin çerçevesini belirledik” derken bir “yol haritasının da” varlığına işaret etmiş oldu.

Putin, “Türkiye’nin güney sınırlarında bir güvenlik bölgesi oluşturulması, Suriye’nin toprak bütünlüğü açısından olumlu bir adımdır” derken ABD Türkiye “uzlaşması” konusunda “pozitif” bir tutum ortaya koyuyor.

Putin’in “endişeleri” giderildi mi bilinmez ancak İdlib Suriye düğümünün çözüleceği yer olarak tarihe geçecek.

Yazarın diğer yazıları