Putin’in İdlib hamleleri

Türkiye bir türlü başa edemediği Suriye sorunununda yolun sonuna geldi gibi; sürekli başka ülkeleri terör hamisi olarak suçlayan Türkiye’nin El Nusra ve türevi örgütlerle olan ilişkisi Rusya ile Türkiye arasında imzalanan Soçi Mutabakatı ile resmiyet kazandı.

Halep’in boşaltılıp bütün cihatçı katillerin İdlib’e toplanması ile başlayan ‘Soçi Mutabakatı‘ ile devam eden süreçte Türkiye’nin Suriye iç savaşındaki rolü ve nerede durduğu dünyanın geri kalanının gözünde netleşmiş oldu.

Erdoğan rejiminin cihatçılarla girdiği karanlık ilişkileri gözler önüne seren “MİT TIR’ları Davası“ içerde her türlü hukuk dışı yollarla kapatılırken; dışarıda güya şimdi Türkiye’nin yeni stratejik ortağı Rusya tarafından adeta bütün dünyanın gözüne sokulurcasına ispatlanmış oldu.

Büyük devletlerin güçlü hafızası vardır; kendisine bu kadar hakaret etmiş bir ülkeye sonra hiç bir şey olmamış gibi davranmazlar. Putin kendi durduğu yerden Erdoğan’ı parmağında oynatıyor.

Erdoğan’ın kendi kamuoyuna başarı diye anlattığı her şey aslında Putin’in her geçen gün biraz daha Türkiye’yi yalnızlaştırdığı, Rusya’ya mecbur ettiği, Batı ittifakından kopardığı hamlelere denk düşüyor.

Batı ittifakının dışına doğru savrulan Türkiye’nin Rusya’ya mecburiyeti de aynı oranda artıyor; güya anti-Amerikancılık yapanlar şiddetle Rusya’ya bağımlı hale geliyorlar. Tahran’da kameralar önünde Putin’den cihatçı fırçası yiyen Erdoğan hemen arkasından yeniden Soçi’ye Putin’in ayağına gitmek zorunda kalıyor.

Halbuki tersi olsaydı, Türkiye; içerde Kürt sorununda çözüme yakın duran; demokrasisini güçlendirmiş, ekonomisini legalize etmiş bir pozisyonda olsaydı, Türkiye Rusya’ya değil; Rusya Türkiye’ye mecbur hale gelirdi.

Fakat işler Türkiye’de böyle yürümedi; Erdoğan rejimi tam tersini yaptı. Demokrasiden uzaklaşan, içerde sorunlarını baskı ve şiddetle çözmeye yönelen, başta Halk Bank olmak üzere kimi kamu bankalarını illegal ekonominin hizmetine sunan Türkiye Putin Rusya’sının oyuncağı haline geldi.

Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesi sonrası Türkiye’nin yoğun çabaları ile yeniden başlayan Rus/Türk ilişkilerini değerlendiren bir Rus uzman “Bir uçtan başka bir uca bu kadar hızlı savrulabilen Erdoğan’la Putin yeniden çalışır ama bir daha asla Erdoğan’a güvenmez!” demişti.

İdlib müzakereleri boyunca Türkiye Rusya arasında yürüyen süreç yukardaki görüşü tamamen doğrulayan bir eksende gelişiyor.

Rusya sadece Suriye’de otoritesini yeniden inşaa etmekle kalmıyor; aynı zamanda usta hamlelerle hem en kirli işleri Türkiye’ye yaptırıyor, hem de Türkiye’yi oyunun sonunda Suriye sürecinin dışına itiyor.

Rusya ile Türkiye arasında imzalanan Soçi mutabakatına göre; “Hükümet ve Muhalefet Güçleri arasında 15-20 Km’lik silahsız bir bölge oluşturlacak, muhalifler ılımlar ve radikaller diye ayrılacak, 15 Ekim’e kadar radikaller bölgeden ayrılacak ılımlılar kalacak!”

Ilımlıların kim olduğu; radikallerden nasıl ayrılacağı, kim tarafından bölgeden ayrılmaya ikna edileceği veya zorlanacağı mutabakat zabtında belirtilmemiş; ancak daha önce Putin’in temsilcisi Lavrentiyev bunun kendilerini ilgilendirmediğini bu işi Türkiye’nin üstlenmesi gerektiğini belirtmişti.

Fakat her durumda Türkiye dünyanın her yerinden gelip Suriye’ye geçen cihatçıları; ılımlısı ve radikaliyle kucağında bulmuş oldu. Suriye’de rejime ve Kürtlere karşı; organize edilen, para verilen, silahlandırılan cihatçılar şimdi artık neredeyse sadece Türkiye’nin problemi haline gelmiş durumda ve Türkiye’nin sorunu çözmek için Rusya’ya yalvarmak dışında hiç başka bir seçeneği de kalmadı.

İdlib’den kovulan cihatçı katiller; daha sonra Efrîn de dahil Suriye’nin hiç bir yerinde tutunamazlar. Böyle giderse bu zamana kadar Türkiye dışında tutulan cihatçı gerilim bir süre sonra Türkiye’nin içine taşınacak, yağmur ekenler fırtına biçecekler!

Yazarın diğer yazıları