Qileban katliamı ikinci Muğlalı olayı!

Türk savaş uçakları Qileban (Uludere) İlçesi Roboski (Ortasu) köylüsü 36 kişiyi hedef aldı. Yazıyı kaleme aldığım bu saate kadar 35 kişinin cenazesine ulaşıldı. Bir kişinin sağ kurtulduğu söyleniyor.
Katliamın mağduru bir kişinin yaralı kurtulması ve haber vermesi üzerine konu kamuoyuna yansıdı.
Kaçakçıların Türkiye sınırında katledilmesi ilk değil. 1943’te Van Özalp ilçesinde 33 kişi hayvan kaçakçısı olduğu iddiasıyla 3. Ordu komutanı orgeneral Mustafa Muğlalı’nın emriyle kurşuna dizildi. Bunlardan 32 kişi öldü, bir kişi kurtuldu. Suçları sınırı izinsiz geçmek ve hayvan ticareti yapmak… 19 Ekim 1994 yılında Şırnak’ın Kocağılı ve Kuşkonar köyleri uçak ve helikopterlerle bombalandı ve 38 köylü öldürüldü. Suçları korucu olmamaktı! 28 Aralık 2011’de sınırı izinsiz geçen 36 kişi Irak sınırını geçerken Katliamdan kurtulan tanık beyanına göre ‘askerlerle karşılaşıyorlar, askerler bunları görüyorlar. Daha sonra uçaklar geliyor. Uçaklar gelince askerler geri çekiliyorlar ve yaklaşık bir saat süren bombalamada 35 kişi öldürülüyor.’ Biri ağır yaralanıyor. Suçları mazot ve sigara ticareti yapmak…
TSK yaptığı açıklamada ‘köylülerin hedef alınmadığını, PKK’lilerin hedef alındığını’ açıkladı.
28 Aralık 2011 tarihinde akşam saat 21:37 ile 22:24 arasında tam bir saat süren bombardımanda tek bir kişi sağ çıkmasın diye vuruldular. 36 kişiden 35’İ öldürüldü…
Tarihi ile yüzleşemeyen Türkiye katletmeye ve tarihi tekerrür ettirmeye devam ediyor. Hükümet “Bana biat edeceksiniz, etmeyenleri tutuklarım!” diyor. Biat etmeyen özgürlük isteyen Kürtleri ya tutukluyorlar, ya da öldürüyorlar. Silahlı muhalif Kürtleri öldürüyorlar, Kaçakçı olan Kürtleri bombalarla öldürüyorlar.
Katliam tam 14 saat Türk basınında haber olmadı. Şırnak valiliği ve TSK açıklama yapınca ancak katliam haber değeri taşır oldu. 12 Eylül 1980 askeri darbesinde de böyle olurdu; haberler ancak yabancı haber ajanslarından duyulurdu… Durum şimdi de aynı; katliamın haberini sosyal medyada ve internet haberleriyle duyduk ancak.
Katliamın saatlerce basında haber olmaması ürkütücüdür. İçişleri Bakanı “cezaevlerinde gazeteci yok” demişti, pek ki dışarda da gazeteci yok mu!
“Operasyonlar eşgüdümlü yürütülüyor, sonuç alacağız” diyenler Kürt siyasetçilerini hapse atarak, Kürt köylülerini uçaklardan attıkları bombalarla öldürerek sonuç almak istiyorlar.
Yaşananlar katliamdır!
Hükümet bu sorumluluktan kurtulmak için İçişleri Bakanını, Genelkurmay Başkanını, Milli Savunma Bakanını, Şırnak valisi ve sorumluluğu olan Hava Kuvvetleri komutanını görevden alacak mı ve katliamın sorumluları yargı önüne çıkarılacak mı?
Savcılar ve yargı AKP’nin emrindedir.
Sorumlular görevden alınıp yargı önüne çıkarılmalıdır. Aksi halde katliamın sorumluluğu Başbakan’da ve Hükümette olacaktır.
Washington Post birkaç gün önce yaptığı haberde Afganistan’da insansız hava aracı uçaklarının 44 bombalama yaptığını ve bu bombalamalarda 400 sivilin vurulduğunu açıklamıştı. Qileban katliamının ABD ile yapılan anlık istihbarat çalışması sonucu yaşandığı açık… AKP Hükümeti Kürt sorununun çözümünü ABD ile anlık istihbarata, askeri operasyonlara ve insansız hava araçlarına havale ederek açıktır ki Qileban katliamını hazırlamıştır.
Katliam tesadüf değildir, Kürtlere verilen bir mesajdır.
Maraş katliamının yıl dönümünde olayı protesto edenleri gaz bombalarıyla dağıtan ve darp eden hükümetin polisi Qileban katliamını protesto edenlere de gaz bombalarıyla müdahale etti. Bu açıktır ki katliama ortak olmaktır. Müdahaleden amaç katliamı kamuoyunun gözünden saklamak ve tartışılmasını engellemektir.
Kazan vadisinde kullanılan kimyasal silahları gizleyenler açık ki Qileban katliamını da örtbas etmek istiyorlar!
Başbakan Suriye devletini kast ederek Beşar Esad’a “devlet kendi halkını öldürür mü?” diye sormuştu. Evet Erdoğan’ın başında olduğu devlet kendi halkını öldürüyor.

Yazarın diğer yazıları