Quto ile benim ortak projem!

Veysi SARISÖZEN

Tahterevalli nedir?                 Unsurlarını sayayım: 1) Kalas, yaklaşık on metre. 2) İstinat noktası; yani kalasın tam ortasından üstüne oturtulacağı yükselti; o da yaklaşık beş metre; 3) Kalasın birer ucuna oturtulan ağırlık, çocuklar da olabilir, eşek kadar herifler de; 4) Hareket dinamiği; kalasın A ucundaki ağırlık yere hızla çarpar ve o hızla yükselir, B ucundaki ağırlık aynı hızla yere çarpar, aynı hızla yükselir, böylece A ve B uçları sırayla iner, çıkar. Yükselir, yere çarpar, yeniden yükselir. Bu böyle devam eder. Fakat tahterevallinin “sıfır noktası”, geometri ya da fizik bilimi açısından “hareketsizdir.”

Bizim zamanımızda her çocuk bu tahterevalliyi çok iyi bilirdi. Zevkli bir oyundu.

Çocuklar oynadığında zevklidir de, eşek kadar adamlar, ister göbekli, ister ıstaka misali, kafası ister takkeli, ister fötrlü, sırtı ister cübbeli, ister lacivert takımlı, ister eli tesbihli, ister ağzı pipolu, ister pis bıyıklı, ister pos bıyıklı olsun, bu oyunu oynamaya kalktığı zaman yalnız komik olmaz, fena halde kerih olur. Oyun olarak tahterevalli çocuklar içindir.

Gelgelelim, bir de “ekonomik tahterevalli” vardır. Burada durum yukarıdaki tahterevalli tarifini unutmadan söyleyeyim, şöyledir: 1) Kalas kapitalist modernitedir, ama Türk usulü, üretmeden tüketen “kur farkından” ya da “faizden” nemalanan sermaye, finans kapital, yerli-yabancı banka, tefeci sermayesi; boyunu varın siz tahayyül edin, 2) İstinat noktası, buraya dikkatinizi rica edeceğim, “halktır”. Kalas yerde iki büklüm duran halkın sırtına dayanmıştır, bu halkın yanında sırtı kamburlaşmış sanayi ve tarım sermayesi de yer alır, 3) Kalasın bir ucundaki ağırlığın adı “kur”dur, yani “doların TL değerinden fiyatı”dır, öteki ucundaki ağırlığın adı “faiz”dir, yani verilen borcun karşılığında elde edilen “fazla paradır,” 4) Şimdi yeni unsuru ekleyelim: Halkın sırtına bindirilen kalasın “sıfır noktasında”, “mali sermaye” ve onun “siyasi iktidarı” oturur, bizde bu “Erdoğan diktatörlüğüdür.” 4) Oyun başlar; Türkiye 500 milyar dolar borç alır. Ama savaş çıkar. Pazarlar daralır. Sonra krize girer, borç alamaz olur. Alamayınca “dışardan gelen ve içeriden bankaya, borsaya yatırılan dolar” TL’den kaçar. Dolar ayağını yere çarpınca “fırlar, yükselir.” Faiz yerdedir. Doları indirmek için bu defa faiz yere vurur, fırlar, dolar yere çakılır, çakılınca yeniden yere vurup yükselir. Dolar yukarı faiz aşağı, faiz yukarı dolar aşağı. Birkaç gün önce faiz yükselmiş dolar düşmüştü, şimdi dolar yeniden yükseldi. Göreceksiniz, faiz de yeniden yükselecek.

Bunun sonucunda “emeğin” feleği şaşar; enflasyon ve işsizlik halkın sırtına vurur. Dolar yükselince sanayi sermayesinin borcu katlanır, tarım sermayesi topraktan kaçar, sonuçta üretim düşer, fakirlik artar. Derken faiz yükselince bırakın sanayinin ve tarımın “pahalı kredi” yüzünden üretim yapamaz hale gelmesini, cebinde “on banka kredi kartı” olan, “kredi borcunu krediyle” ödeyen milyonlarca yurttaşın imamesi şaşar.

“Sıfır noktasındakilere” gelince, onların keyfi yerindedir. Kur yükselse de faiz yükselse de ister yerli ve milli ister gayrı milli olsun mali sermaye kazançlı çıkar ve “mali sermayenin en terörist, en emperyalist, en şovenist, en dinci kesimine” dayanan Erdoğan faşizmi yerinden bir milim kıpırdamaz. Ayakta kalır.

Proje diyorlar ya… Alın size proje: Bu tahterevalli oyunundan zarar gören halk, sanayi sermayesi ve tarım sermayesi “biz bu oyunda yokuz” diyerek, kalası sırtından attığı anda, “sosyalizm olmaz” ama oyun bozulur. Kur, faiz, mali sermaye ve diktatör “sıfır noktasından” yere çakılır.

Kalası sırtından at, faizden, dolardan, diktatörden kurtul. “Nasıl atayım.” Quto dedi ki, “ben bile biliyem, HDP’ye birlikte barajı aş.”

Biliyorum. İtiraz var. “Nereden çıktı bu sanayi ve tarım sermayesi, mağdurların bileşimini bulandırma.”

Ben bulandırmıyorum. Bileşim maksimum bulanık. Sosyalist de, liberal de, özgürlükçü Müslüman da Laik Atatürkçü de sırtında kalas taşıyanların temsilcisi. Burada emek de var AB yanlısı sermaye de, kadın da var “maço” erkek de. Faşizmin en büyük marifeti, “benzemezleri” yanyana getirmektir.

İşte Millet İttifakı, işte HDP.

“Kalas devrilince bu sanayi sermayesi ve tarım sermayesi yine emekçiyi sömürmeyecek mi?”

Sömürecek.

Kürdistan’da sömürgecilik, bölgesel emperyalizm, silahlanma, savaş devam etmeyecek mi?

Edecek.

Sen önce mali sermayenin en faşist kesimini ve diktatörü bir devir. Bil ki sömürücülerin, sömürgecilerin, bölgesel emperyalizmin, militarizmin ve savaş baronlarının “yeni temsilcileriyle” başa çıkma imkanı elde edeceksin. İşçi sınıfı fabrikada tarlada “genel grev” yapar, Kürt halkı sömürgeciye karşı serihildana çıkar, kadınlar militarizme ve savaşa karşı “tülbent” atar; çocuklar da “bomba” yerine “taş” atar.

HDP’yle demokrasiye, demokrasiyle “kurtuluşa”…

Yazarın diğer yazıları