Rahmi Turan asparagası

Türk tipi demokraside siyasetin kalitesi, Rahmi Turan’ın el değdirmesiyle, bir kere daha oynaklaştı. Kayıkçı çekişmesine dönüştü. CHP’de iktidar itişmesine kalkışanlar ise namussuzlar, haysiyetsiz, şerefsizler korosu olarak karşılıklı bir birine hücum ediyor.

Genel anlamda eyyam çirkin ve ortalık pislik deryası.

Bütün bu olanların yaratıcısı, Rahmi Turan adındaki gazeteci ise köşesinde, her sabah huzur içinde, yeniden kusursuz masumiyetini savunuyor. Ve dahası, “bu insanlar, neden birbirini ısırıyor“ diye şaşarak, “ben masumum“ diyor.

Oysa, CHP’li kanatlardan birinin, rakibi yenmek için Recep Tayyip’e sığındığını yazan oydu.

Ama bu onun ilk, vuk’uatı değildir. Öncesi de var. 1969’da, el çabukluğu ile şahlandırdığı bir  “asparagas habercilik“ ile ortalığı karıştırmış, yarattığı depremin artçılarıyla da Süleyman Demirel’in Adalet Partisi (AP) ikiye yarılmıştı.

AP‘liler “hırsızlar, namussuz, şerefsiz deyyusler“ haykırışlarıyla gırtlaklaşırken, o zaman da rejimin mıymıntı cinsinden ana muhalefeti olan CHP, “acaba bana ne düşer“ beklentisiyle seyre durmuştu. Bugün ise el sağın en kalitesiz iktidarı AKP CHP’ye bakarak zevkini köpürdetiyor.

Rahmi Turan ise yine sağın gözde gazetecisi. Atatürkçü olarak Türk basınında “olay adam.“

Hep böyle geldi, o. Hiç bir krizden sarsılmadı. Hep üstte kaldı.

“Yediği herzeler“ boynuna dolanıp düştüğünde bile, her defasında görünmeyen bir elce, yarattığı berbatlığın ortasında ayağa kaldırıldı. “Yürü lan“ denilerek gaz verildi. 60 yıldır bu böyle…

Ama, bu süre boyunca “dünyayı boşuna çiğneyenlerden” olmadı. Bir zamanlar Sabah gazetesinin başındayken, Kürt nefretini köpürten, en iğrenç asparagas tefrikaları o sıraladı.

Beyinler yıkadı. Ruhları çarpttı.

Haldun Simavi’ye mal ediliyor, ama gerçekte, Türk basınında “fotoğrafın altına hikaye uydurma“ olan “Asparagas“ gazeteciliğinin mucidi odur.

Asparagas, gerçeğe takla attırmak, sulandırmaktır. O, aslında çok ciddi bir gazetecilik dalı olan magazini, böyle çarpttı. Beyin tahribatı için kullandı, magazini. Son yüz yılda, asparagasta, yani taklacılıkta henüz, onu aşan çıkmadı…

Süleyman Demirel, asparagasının ilk kurbanlarındandır.

Şöyle: Haldun Simavi’nin Günaydın gazetesinin Ankara taşrası baskısı, Genel yayın yönetmeni Necati Zincirkıran’ın yurt dışında, Rahmi Turan’ın da yazı işleri müdürü olarak yetkili olduğu 15 Kasım 1969 tarihinde, “ayakkabıcı Osman Tepe, Başbakan Demirel’in eşi Nazmiye Demirel’le olan dostluğu yüzünden öldürüldü“ başlığıyla çıkıyordu.

Ağır bir suçlamaydı, bu. Başbakan ve eşinin onuru darbeleniyordu, haberde.

Osman Tepe bir ayakkabıcıydı. Nazmiye Demirel de müşterilerinden biriydi. Ama haberde olay, imalarla başka yöne savruluyordu.

Demirel, bu olay yüzünden çılgına dönmüştü. Onuru çiğnenmiş koca olarak, aynı gün yargıya gitti. Haberi yazan Necdet Onur, tutuklandı. Rahmi Turan ise hapse girmemek için kaçtı.

Ancak, Demirel’in gazabı bu kadarla kalmadı. Gazeteyi batırmak için, dönemin parasıyla astronomik bir miktar olan 1 milyon liralık tazminat istemiyle davası açtı. Daha sonra, araya giren arabulucuların çabalarına rağmen, Demirel geri adım atmayınca, Haldun Simavi karşı taarruz emrini verdi. Gazete, Demirel’in parti içindeki muhaliflerinden aldığı destekle, o ve kardeşlerinin mal varlığını tefrika etmeye başladı. Demirel, yolsuzluklarla suçlanıyordu.

Suçlamalar, bir süre sonra sonuç verdi. Demirel’in partisi çatırdadı. 41 kişi ayrılıp DP’yi kurdu. Ama yolsuzluk dosyaları zamana yayılarak, 12 Mart 1971 darbesinin gerekçelerinden biri oldu.

Büyük bir siyasi krize neden olan olayın gerçek yüzü, daha sonra anlaşıldı. Haldun Simavi, yurt dışından yazın serin, kışın sıcak tutan bir klozet kapağı getirtmişti. Ama gümrüğe takılmış ve el konulmuştu. O da buna öfkelenip “al sana“ tertibinden, “ayakkabıcı“ olayını manşete taşımıştı.

Aynı Rahmi Turan şimdi yeniden iş başındaydı. CHP’de deklere olmuş Genel Başkan adaylarından Muharrem İnce’nin, gece yarısı Recep Tayyip’i Sarayda ziyaret edip yardım istediği, Recep’in de, “ülke güvenliği için sen genel başkan olmalısın“ diyerek destek sözü verdiğini yazıyordu, Rahmi Turan.

Ne derece doğru bilinmez. Medyaya geçen söylentilerden birine göre, Rahmi Turan Cumhuriyet resepsiyonuna çağrılmadığı için kızgındı. Recep Tayyip’ten intikam almak için, İnce olayını yazmıştı. Maksat CHP saldırıya geçip yıpratsın diye…

Ancak, gece yarısı görüşmesi yalan çıktı. Dahası olay Recep Tayyip’e yaradı. Yolsuzluklar, açlık, işsizlik, yoksulluk, yoksulluğun intiharlar boyutu ikinci bir vakte kadar ertelendi.

TC’de medyanın görevi budur. Ortalığı bulandırıp, efendi götürdüklerini görünmez kılmaktır. Rahmi Turan bunu yaptı. CHP’de ise bulgur kazanı misali kaynıyor. Şeref, namus ve onur havada uçuşuyor. Recep Tayyip payına ne düşer diye havaya bakıyor.

TC tipi politika budur.

Yazarın diğer yazıları