Recep büyük taarruza hazırlanıyor

Recep Erdoğan, geçtiğimiz hafta Denizli’de, kafasında depreşen hangi kin ve öfkenin yansıması bilinmez, içi anlamsızca boş gülümseme ile karşısına yığılmış kalabalığa bakıyordu. Kalabalık Denizli afyonuyla tütsülenmiş gibi meluldu. Recep’in ise badem tüylü üst dudağı hırlayan kurdunki gibi seğiriyordu.

Bir anlık karşılıklı bakışmadan sonra, Recep “sevgili kardeşlerim” tiradıyla söze giriyor, “hamd olsun Cudi Dağını, Gabar ve Tendürek‘i onlara mezar ettik” diye haykırıyordu.

Recebin “onlar” dedikleri insan, sonra rejimin yurttaşlarıydı. Vergi toplama, askere alma, oy isteme zamanı “sevgili” diye hitap edilen Kürtler…

Melul melul bakan Denizliler, kazılan mezarların müjdesini aldıktan sonra, darbelenmiş yılan gibi belli belirsiz kıvranıyor, sonra kan kokusu almış “zemheri kurtları”nın uzaktan gelen ulumasını andıran bir uğuldama koyverip dalgalanıyor, ardından kamçılanmış kervan beygiri misali sıçrayarak dikkat kesiliyor, yüzlere ağırdan ağıra gülümseme yayılıyor, giderek coş oluyorlardı.

İnsanlık adına utanç verici, ama kalabalık, kendi kendine işkence edercesine, ellerini birbirine vuruyor, mezarcıyı alkışlayarak yüceltiyorlardı.

Katliam, kırım ve kan sesi şenlikti, bunlar için…

Oysa insan hayatı üstünde kurulan eğlenti sefillikti. İsa Peygamberin doğumundan yüz yıllar öncesinin pis, adi halleriydi. O dönemde, Roma İmparatorluğu, kölelerin ölesiye dövüştükleri yarışlar düzenliyor, kan fıskiyelerini görmeye, can havlıyla direnleri seyredip mutlu anlar yaşamak isteyenler, arenaları dolduruyor, akan kanla coş oluyor, alkışa duruyorlardı.

Oysa bu manzara, vahşetin faziletsizliğiydi.

Ve, imparatorluk kendi icadı vahşetten dersler çıkararak, “Roma Hukuku”nun temellerini inşa etti. Dünyaya yön veren adalet, bu vahşetin ateşinden doğdu.

Bugün, İslam Faşizmi vahşete çağrılarla evriminin dışındadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, tek bir İslam yoktur, bu dünyada. Her çetebaşının, kral, sultan ya da seçilmişin İslamı kendine göredir.

“Peygamberin kelamı” hadis icat edenler, ayet uyduranlar vardır. Kimileri, beyinsel olarak geri kalmışları kendine ram edip sırtına binmek için, namaz gösterilerine koşuyor, hatta ağızlarından anlaşılmaz sözler döndürerek Kuran’dan ayetler okuyormuş gibi yapıyorlar.  

El Kaide, IŞİD (DAİŞ) unsurları, İslamın en hızlısıdır. İslam adına diye diye insan kesiyor, insan kanıyla ellerini yıkıyor, talan, hırsızlık yapıyorlar.

Türk-İslam Faşizm, IŞİD’in öteki türevi…

Kürt şehirlerini top atışları, tank ve uçak füzeleriyle, içinde yaşayan insanların başına yıkıyor, bodrumlara sığınmış yaralıları benzin dökerek ya da Hitler icadı lav silahlarıyla aleve tutarak yakıyorlardı.

Amed’in içinde bir medeniyet olan Sur‘un insanları, tarihin en uzun ev mahpusları. Evlerinin suyu, elektriği kesik, yiyeceği nasıl tedarik ettiklerini ise kimse bilmiyor.

Demek istiyorum ki, sen Türk, seni kandırıp dolandırarak, “seni sen” yani insan olmaktan çıkardı, İslamik Faşistler. Seni İslamın adıyla dolandırdılar.

İslamda, Müslümanın hayatı, malı, mülkü, Müslüman için kutsal dokunulmazdı. Ama bunlar, bu dokunulmazlığı tanımadılar. İnsanların ekmeğini ellerinden alıp emeklerini talan ettiler.

Seni de, insanlıktan çıkarıp alkışçı olarak kullandılar.

Bak hafta sonu, Amerika halkı, yüzünü gösteren ırkçılığa karşı ayaktaydı. Boston şehri sokaklarda…

Ve sen, insanlığını inkar edercesine, Kürtlerin celladı ve mezar kazıcı ırkçıya alkışçı oluyorsun.

Oysa, Kürtler fazladan bir şey istemiyorlar. Senin gibi, herhangi bir yerden kopup gelen göçmen soylu olmadığı halde, senin sahip olduğu hakları, özgürlükleri istiyorlar. Dillerini, kültülerini, yaşama haklarını, kısacası insaniyetlerini…

Kürt çocukları, geçenlerde Kardeniz kıyısı Maçka’da, kalkan olarak öne sürülen, sonra annesine cesedi teslim edilen Ersin Bülbül gibi büyünce, annesine ev ve yeterince yiyecek sağlanması karşılığında “şehit” olma hayalleri kurmuyorlar. Onlar, kölelikten kurtulup insan gibi yaşamayı hayal ediyorlar…

Sözüm sanadır Kürt. Recep, sana karşı yeni ittifaklar için Ürdün’e giderken şöyle diyordu:

“…sınırdaş ve özellikle aynı inancın mensupları olarak tehdit unsuru haline gelmiş terör örgütlerine karşı İran ile müşterek hareketin yapılması her an gündemde. Nasıl bir çalışma yürütülebilir bunların hepsini aramızda görüştük. PKK terör örgütünün ve İran ayağının verdiği zararlar var. Bu tehditler her iki ülkenin dayanışması halinde çok kısa zamanda neticeye ulaşır düşüncesinden hareketle bu çalışmaları yapacağız.”

Anladın mı, Kürt? Sen kendi birliğini kuramıyorsun ama, Recep, canını almak için bölgesel ittifak peşinde. 

Yazarın diğer yazıları