Referandumda cinayeti önlemek önlenemezse ‘evet’ hayır demek

‘CHP’nin anketçisiymiş.”               

 CNN Türk’te “isyan etmişmiş.”

Neye isyan ediyor bu CHP anketçisi?

Okuyalım da öğrenelim:

‘’Kelepçeledi ellerini Aylin Nazlıaka, etrafını CHP’liler sardı diyorduk, hayır HDP’li milletvekilleri de onu korumaya geldiler. İşte o öyle olduğu zaman Nazlıaka yüzde 100 haklı olsa bile onu koruyan HDP’li vekiller olduğu zaman seçmen şöyle bakar olaya: ‘HDP-CHP el ele, karşısında MHP ile AK Parti.’

HDP mümkünse kampanya yapmasın. HDP, ‘Hayır’ tavrını ve kampanyasını kuvvetle yaparsa bu ‘hayır’ cephesine verilecek en büyük zarardır.“

Daha geçtiğimiz gün iki HDP’li vekil gözaltına alındı. Partinin eşbaşkanları hapiste. Vekilleri, Belediye eşbaşkanları hapiste. Onbin HDP’li hapiste. Şehirler yakılmış, yıkılmış.

Neden oluyor bütün bunlar?

HDP “kampanya” yapamasın diye oluyor. Kürt halkı siyasi hayattan dışlansın diye oluyor. Kürdün hiç bir hakkı, hukuku olmasın diye oluyor.

Anketçi ne diyor?

O da HDP’nin “kampanya yapmasını” istemiyor. “Hayır cephesine” zarar verirmiş.

“Hayır cephesi” yok.

Ortada “hayırcılar” var.

HDP kendi konumunu en ahmakların bile anlayacağı açıklıkta ilan etti. HDP diyor ki, biz ne CHP’nin “bürokratik” statükoya dönme tutumuyla, ne de AKP’nin ve Saray’ın faşizmiyle beraber değiliz. CHP’nin askeri darbeci anayasa statükosuna da, Saray’ın 20 Temmuz darbesiyle dayattığı faşist statükoya da “hayır” diyoruz.

Yani HDP “anketçinin CHP’sinin” “hayırına” da, AKP ve Saray’ın “evetine” de “HAYIR” diyor.

Kampanyası da belli ki, tastamam böyle olacak.

Bir bakıma şöyle bir şey: “Hayır, ama yetmez, AKP’nin ‘evetine’ de CHP’nin hayırına da hayır!”

Anketçinin kafasındaki CHP’liler bu durumda ne diyor?

Örneğin referandumda “evet” çıkarsa, bu “evete” “hayır” diyebilecekler mi? Hangi yüzle diyecekler.

Rejimin 20 Temmuz’da darbe yaptığını söylemişsin. Ardından bu darbenin sonucu olarak, ülkede, kitapların tarif ettiği bir faşist rejim kurulduğunu ilan etmişsin.

Buna rağmen, sanki marifetmiş gibi, darbecilerin ve faşistlerin ele geçirdiği TBMM’de anayasa tartışmalarına en başından beri, komisyonundan, meclis görüşmelerine kadar, her aşamasına katılmışsın.

Böylece Saray’ın dayattığı “gayrı meşru anayasa sürecine” bizzat meşruiyet kazandırmışsın.

Şimdi de referanduma, hiç bir “ön koşul” öne sürmeden, referandumu illegal bir referandum olarak ilan etmeden, meşru olmayan bir referandumda, devlet gücüne dayanarak ve muhalefetin yüzde on üçlük oya sahip bir kesimini, yani HDP’yi hareket edemez hale getirerek çıkacak olan “evet”in de, o “evetle” başımıza bela edilecek anayasanın da meşru olmayacağını peşinen söylemeden referanduma gideceksin…

Bunun adına da “hayır” diyeceksin.

Hadi ordan.

Böyle bir “hayır” çok açıktır ki, “eveti” meşrulaştırır.

HDK eş sözcüleri geçtiğimiz gün, “çıkacak eveti” tanımayacaklarını açıkça ilan ettiler.

Haklılar. Çünkü bu referandum demokrasiye karşı cinayet işleme referandumu. Böyle bir durumda, HDP’nin referanduma “hayır” diyerek katılması, “cinayeti önleme” amacı taşıyor. Önleyemezse, “evet” oylarıyla “cinayet” işlenirse, hiç bir güç HDP’yi “cinayete evet” demeye zorlayamaz. Çünkü “cinayete” “evet” denemez.

Düşünün. Suçsuz siyah deriliyi “dört yol ağzında” kurulu sehpaya çıkartmışlar. Sehpanın etrafı yüz adet “beyaz”la doldurulmuş. Beş de siyahi. Asılacak olanın ailesi. Ku Klux Klancı “sherif” oylama yapıyor. Yüz beyaz “asılsın” diyor. Beş siyahi “asılmasın” diyor. Şimdi o beş siyahi “oylamayı kaybettik, itirazımız yok” mu diyecek, yoksa, varsa şerifi yere serip, siyahi adamı, ipten mi alacak?

Bir Amerikan filmi çevirseydik, bu son sahneyi izleyen seyirci sizce hangi şıktan yana olurdu?

Elbette ikinci şıktan. Yani “evete” “hayır” demekten…

CHP anketçisini dinledikten sonra, “şüphelerim” iyice arttı: CHP eğer “evete” de “hayır” diyeceğini açıklamazsa, bilelim ki, o, faşist saray rejiminin “muvazaa muhalefet partisi” olmaya hazırlanıyor.

MHP intihar etmiş. HDP’yi ise Saray öldürecek. Oh ne ala, meydan bir kere daha 2002’de olduğu gibi AKP ile CHP’ye kalacak.

İyi de bre utanmazlar, o meş’um seçimden buyana başımıza gelenleri unuttunuz mu?

Yazarın diğer yazıları