Referandumda ‘hayır’ demenin programatik ve politik anlamı

KCK Yürütme Konseyi yaptığı son toplantının sonucunda önemli bir bildiri yayınladı.

Bildiri KCK’nin programatik yaklaşımını somut durumda şöyle formüle etti:

“Ortadoğu’da ve dünyada sorunlar kat kat birikerek ağırlaşmış bulunmaktadır. Beş bin yıllık devletçi sistem ve onun son temsili olan ulus devlet derin bir krizi yaşamaktadır. Kapitalist modernite ise toplumsal sorunları ağırlaştırıp kapsamlı hale getirerek insanlığı çürüme ve derin bunalımlarla karşı karşıya getirmiş durumdadır. Liberal ve sosyal demokrat siyasal güçlerin sorunlara çözüm bulmadığı ortamda askeri müdahaleler ve sağ hükümetlerle bu sorunlara çözüm bulma eğilimi ortaya çıkmıştır. Ancak sorunları yaratanların sorunlara çözüm bulması mümkün olmadığından önümüzdeki dönemde sorunların daha da ağırlaşması kaçınılmaz hale gelecektir. Bu gerçeklik Önder Apo’nun tarihsel toplumu ve günceli çözümleyerek ortaya koyduğu radikal demokrasiyi ve demokratik sosyalizmi tek çözüm gücü haline getirmiş bulunmaktadır.

“Önder Apo’nun tekçi devletçi ulus anlayışına alternatif olarak geliştirdiği demokratik ulus anlayışıyla demokratik sosyalist çizgide örgütlü demokratik topluma dayalı demokratik konfederal sistemin, Ortadoğu ve tüm dünyada tek alternatif çözüm modeli olarak önümüzdeki dönemde büyük başarılar elde etmesi zemini ve koşulları ortaya çıkmıştır. Bu açıdan önümüzdeki dönemde Ortadoğu’ya ve dünyaya dayatılan etnik ve dinsel çatışmalar demokratik ulus anlayışıyla çözüme kavuşturulurken; toplumsal sorunları ağırlaştıran küresel kapitalizme karşı da demokratik sosyalist çizgide küresel demokrasi mücadelesiyle büyük hamleler gelişecektir.”

Bildiride bu program temelindeki politik hedef de şöyle özetlendi:

 “Yürütme Konseyimiz bu temelde önümüzdeki ayları Önderliği özgürleştirme, Türkiye’yi demokratikleştirme, Kürdistan’ı demokratik özerkliğe kavuşturma süreci olarak tespit etmiş; tüm halkımızı Şubat ayından başlamak üzere her yerde mücadeleyi yükseltmeye çağırmıştır”.

Programatik hedef ve politik hedefe giden yol ise şöyle dile getirildi:

“Kadın özgürlük çizgisinin ruhuyla girilecek Mart ayında Newroz’un ulusal birlik ve ulusal direniş ruhuyla özgürlük ve serhildanlar tarihimize layık olarak Kürdistan’ın tüm şehirleri, kasabaları ve mahallelerinde coşkuyla kutlanması soykırımcı sömürgeciliğe büyük bir darbe vurarak 2017 yılının zaferle taçlanması yolunda büyük bir adım olacaktır. Bu temelde baharla birlikte Mahsum Korkmaz çizgisindeki gerilla mücadelesiyle buluşacak serhildanlar AKP-MHP iktidarını sarsarak Türkiye ve Kürdistan’da özgürlük baharının müjdecisi olacaklardır.”

Kürt Özgürlük Hareketi bu temel çizgisini, güncel politik mücadeleyle şöyle birleştirdi:

“AKP-MHP iktidarının Özgürlük Hareketi ve demokrasi güçlerine karşı yürüttüğü saldırılarını soykırımı tamamlama amaçlı öngörülen başkanlık sistemiyle yeni bir aşamaya vardırmasına karşı tutum almak ve mücadele etmek de çok önemli hale gelmiştir. Bu açıdan soykırım amaçlı saldırılara karşı Şubat ayıyla başlayan mücadelenin, referandumda ortaya konulacak hayır tutumuyla birleştirilmesinin önemi üzerinde durulmuştur. Bu temelde referandum süreci demokrasi mücadelesi haline getirilerek AKP-MHP iktidarına bir de bu yönlü darbe vurmayı önümüzdeki dönem mücadelesinin önemli bir parçası olarak görmüştür.”

KCK’nin bu bildirisi, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’daki bu bütünsel mücadele çizgisini, uluslararası alanda stratejik hedefle de şöyle birleştirdi:

“AKP-MHP faşist iktidarına karşı demokrasi güçleri olarak bir araya geldiğimizde; ulusal birliği sağlayıp tüm demokrasi güçleriyle birlikte mücadeleyi geliştirdiğimizde sadece Kürtlerin özgür ve demokratik yaşamı gerçekleşmeyecek, bu temelde Ortadoğu’nun demokratikleşmesi ve tüm halkların özgürlüğü de sağlanacaktır.

Halkların zamanı gelmiştir. Kürt halkının gerilla öncülüğünde onlarca yıldır yürüttüğü mücadele her türlü baskı ve engeli aşarak soykırımcı sömürgeciliği yenilgiye uğratıp Kürtleri özgür ve demokratik yaşama kavuşturan siyasi statülerini kazanmasını sağlayacaktır. 2017 yılında mutlaka kazanılacaktır. Özgürlük Hareketimizin iradesi ve halkımızın özgürlük tutkusu ‘Mutlaka Kazanacağız’ şiarını mutlaka özgür Kürdistan ve demokratik Ortadoğu ile taçlandıracaktır.”

Bildiriden bu bölümleri almaman nedeni, KCK’nin “güncel gelişmelerle” kendini sınırlamadığını, çizgisini sistematik bir bütünsellik içinde formüle ettiğini göstermek. Çünkü bu yaklaşım önemlidir. Özellikle Kürdistan legal hareketindeki en büyük zayıflık, “güncel politik mücadele” ile programatik amaç, buradan çıkarılan poltik amaç, buna varmak için mücadele yöntem ve biçimleri ve bu çizginin uluslararası karakteri arasında sistematik bağ kurmaktaki yetersizlik olmuştur.

KCK’nin bu bildirisi, “hayır” kampanyasının eşiğinde tüm legal örgüt ve kadrolara, önemli bir ideolojik eğitim materyalidir.

Yazarın diğer yazıları