Rehine ile süper devlet olmak

Ahmet KAHRAMAN 

[email protected]

Lafı uzatmaya gerek yok. Amerika’nın Türk devletine karşı baş vurduğu cezai yaptırımların sebebi, salt Rahip Brunson ve üç elçilik mensubunun rehin alınması değildir.

Olay kulvar, yan, yön değiştiren, demokratik rejim yörüngesi, hukuk devleti gidişatından sapıp IŞİD ideolojisi temelli diktatörlüğe sıçrayan bir ülkenin, müttefiklerine verdiği zararı önleme çabasıdır.

 Burada, bir kaç kez tekrarladık ama, yeri gelmişken yeniden özetleyelim:

Hem Batı ile bütünleşmeyi simgeleyen NATO üyeliği, Avrupa Birliği’ne aday adaylığı, hem de Batı karşıtlığının bir arada yürümesi mümkün değildir, yürüyemez. Olur ve Amerika İran’a ambargo uyguladığı halde, Türk devleti mafyavari sıkı dostluğa devam eder derseniz, müdahale ederler.

Nitekim, Batı karşıtı IŞİD sloganlarını heybesine doldurup Avrupa’da gösteriye çıkan Recep Erdoğan ve adamlarına, sopayı gösterdiler. Dost ve müttefik bir devlet başkanı ile hükümetine karşı görülmemiş, duyulmamış cinsten bir yasaklamaydı, bu. Hatta bir Türk bakanı araba içinde tutuklu kaldı, saatler boyu…

Çünkü, Batı’nın kuralları vardır. Hem Batı’dan nemalanmak, hem de IŞİD ve benzeri çetelerin propagandasını anımsatan eylemler bir arada olmaz…

IŞİD yolundaysan, oraya derler adama…

TR (TC eskidi, Türk devleti artık TR rumuzuyla anlıyor), Amerika’dan silah ve teknolojisini alıyor. Ama öte yandan, bu silahlarla Amerika’ya kabadayılanıyor. Buna geçit vermezler. Bu silah ve teknolojiyi alıp Rusya’nın yanına revan olunduğunda ise birilerinin “yağma yok, önce hesabı öde” deme hakkı doğar…

Rusya ile kol kola, İran’a payandalık, sonra dilencisi gibi avuç açıp “bana bir sadaka” dercesine yardım istemek…

Ardından, “antiemperyalist” numarasına yatıp Amerikalı görevlileri rehin al ve aynı nara ile İran’ın yanında kalmak…

Bununla, “iki Türk bakana mafya muamelesi yaptılar, ulusal onurumuzu kırdılar” diye ağlamaklı olan eski solcu Necati’ye yaranırsın, ama dünyada geçerliliği yok.

Çünkü Necatiler, soğuk savaş yıllarının rüzgarları kuytuluğunda uyuya kalmışlar. Bu süreç içinde emperyalizmin kavram ve kapsam olarak değiştiğinden, TR, Rusya ve İran’ın kendilerince emperyal cephe kurduğundan henüz habersizler. Uyanınca belki öğrenirler ama, bütün komşularını tehdit ve Kürdistan’ı işgal eden, adım adım ilerleyerek Arap topraklarını çalanlar yeni emperyalizmi temsil ediyorlar.

Onlar hiç bir zaman antiemperyalist de olamadılar. Ayrıca, insan hayatını rehin alıp fidye karşılığında serbest bırakmak, hiç bir devir ve dönemde anti emperyalizm olmadı, değildir. Karsanlığın adıdır, rehinecilik. Mafya çeteciliği, devletin haydutlaşmasıdır.

Çağımızın şık giyimli haydutlar, mafya babalarıyla doludur. Kendi ülkelerini işgal edip soyan ve halkı rehin alan…

 Bunlardan Panamalı Noriega, bir uyuşturucu kaçakçısı ve ülkesini soyan bir hırsız, halkı da rehineydi. O, kendini “asrın lideri” olarak görüyordu. Yurttaşları, elinin altında birer rehineydi. Amerika’dan aldığı yardımlarla, Amerika’ya kafa tutunca, bir gece kelepçelenerek götürüldüğü hapishanede ömrünü tamamlaldı. Saddam’ı anlatmaya gerek yok. Onun rehineleri Kürtlerdi. Batı’nın desteği de ardındaydı. Taki, onların da şah damarına hançerini saplayana kadar…

Arjantinli Generaller, Buanos Aires’in arka sokaklarında katliam yaparak dünya devleti sikletine çıkıyordu. Ülkeyi dünya devleti yapma manyaklığıyla Britanya’nın elindeki Falkland Adalarına saldırınca, hapsi boyladılar.

Bir seçilmiş olan Filipinli Marcos, Amerika’ya rahatsızlık vermeye başladıktan sonra, eşinin ayakkabı koleksiyonunu da geride bırakarak kaçmak zorunda kalıyor, ama Tunuslu Bin Ali hazinesini götürmeyi başarıyordu.

Ve şimdi dünya medyasında, Türk devletinin (TR) haydutlaşıp mafya düzeneğine dönüştüğü tarşılıyor. TR, bir NATO üyesi. Amerika’nın bağışlarına mazhar olan bir müteffik. Avrupa Birliği’ne de üyelik sıralamasında.

Öte yandan bunlarla düşmanlık güden İran’ın kolunda. Rusya ile askeri alış veriş içinde. Yakalayıp ele geçirdiği Batılılar TR’ın rehineleri. Almanya, Fransa, Belçika kendi rehinelerini pazarlıkla kurtardılar. Elde var dört Amerikalı…

Ve Amerikalılar şimdi, adamlarımı vermezsen kafana vururum diyor. Bu amaçla İçişleri ve Adalet Bakanını cezalandırma kararı aldı.

Bu onların anladığın dildir. Amerika “istediğimi vermezsen…” diyor. Ve de alacaktır da….

Olan, asrın lideri karizmasına oldu. Karizma çizildi. Yere döküldü. Dün babalananlar, bugün yalvarmalı, “biz dostuz, müttefiğiz” diyorlar.

Bu duruma düşüp “aman” dileyen Mafya çetesi var mı? Varsa da ben hatırlamıyorum. Al Capone yalvarma yerine gidip mahpus yatmıştı…

NOT: Bana bir süreliğine izin. Gerçekten tatil yapacağım, bir dağ yamacında. Buluşmak dileğiyle…

Yazarın diğer yazıları