Rejim halkı mağdur ediyor

Dr. Seevan Saeed, ABD’nin İran’a dönük yaptırımlarının ülke ekonomisini büyük oranda etkilediğini söylüyor. Saeed’e, İran halkları açısından KODAR’ın öncü rol üstlenebileceğini de  vurguluyor.

LUQMAN GULDIVÊ

Çin Shaanxi Normal University’de, tarih ve uygarlık bölümü eğitim görevlisi Dr. Seevan Saeed, ABD yaptırımlarının halk üzerinde büyük bir etkisi olduğunu söyledi. Saeed, İran rejiminin daha önceki ağır uygulamalarından ötürü ABD’nin yeni yaptırım kararlarının zaten zor koşullarda yaşayan halk üzerinde fazla bir etkisi olmayacağını söyledi. Saeed, İran’da parçalı bir duruş sahibi olsa da güçlü bir sivil toplum hareketinin mevcut olduğu ve bu yüzden de umutlu olduğunu söyledi.

Saeed’e göre değişik gruplar farklı şekillerde rahatsızlıklarını dile getiriyor ancak parçalı duruştan ötürü ülkenin tümünü etkileyecek siyasi bir protesto gündeme gelmiyor. Rejimin politikaları sonucu ihmal edilen ve zor durumda bırakılan Kürdistan gibi bölgelerin durumu kötü olsa da, Dr. Seevan’a göre KODAR, başta Doğu Kürdistan olmak üzere İran’ın geleceğini değiştirebilir.  Dr. Seevan Saeed’e göre yeni ve aktif bir güç olan KODAR’ın bu projesiyle toplumun çözümünü öngörüyor. Dr. Seevan Saeed sorularımızı yanıtladı:

İran rejimi ABD yaptırımlarına karşı topyekün ve büyük bir direniş içinde olduğunu söylüyor. İran siyasetinde bu konuda farklı düşünceler var mı ve rejimin yaklaşımı eleştiriliyor mu?

İran rejimi ABD ve Batılı ülkelerin baskı ve yaptırımlarına karşı uzun bir direniş tecrübesine sahip. Halkın taleplerinin bastırılması, basının rejim çıkarları doğrultusunda susturulmasında da vahşetle adlandırılabilecek büyük bir tecrübeye sahiptir. Buna rağmen de ülke içinde değişik tepkileri görmek mümkün. Öte yandan İslam rejimi sitemini oluşturan değişik gruplar arasında karşıtlık ve ihtilaflar bulunuyor. Ben reformist ve radikal olarak tanımlanan kesimlerden söz ediyorum. Yani devlet politikalarının arkasından gidenler ile ona karşı duranlar. Yine bir çok bölgesel, etniki grup var ve bunlar da İran devleti ve mevcut rejime karşı. Bunlar değişik yöntem ve protestolarla rahatsızlıklarını dile getiriyor. Ekolojistlerden sanatçılara kadar, kadın örgütlerinden daha fazla özgürlük talep eden gruplara kadar değişik kesimleri bu yelpazede görmek mümkün. Ancak rejimin sert politikaları ve zulmünden ötürü bu gruplar siyasi ajandalarını açıklamıyor.

Biraz da sivil toplumdan söz edelim, onun durumu nasıl? İran rejiminin Ortadoğu’ya yayılmacı poltikasına karşı sivil toplum muhalefet ediyor mu?

Yukarıda sözünü ettiğim grupların bir kısmı zaten sivil toplumun bir parçası durumunda. Ancak şöyle bir gerçeklik var; İran’daki sivil toplumun protesto biçimi ve rahatsızlığını dile getirme tarzı Arap ülkelerindeki sivil toplumun yöntemlerine benzemiyor. İran’da farklı gruplar arasında birlik ve ortak hareket etme bilinci yok. Fazla gündeme gelmeden değişik gruplar arasında dayanışma yaşanıyor. Kürdistan ve Loristan’da yaşanan deprem ve sel felaketlerinde yaşanan dayanışma konsepti bunu gösteriyor. Devlet de bunu çok iyi biliyor. Bir çok bölge kendini devletin ve rejimin bir parçası olarak görmüyor. Buna Kürdistan bölgesini örnek verebiliriz. Söylemeye çalıştığım şu; var olan sivil toplum gerçekliğine rağmen devletin Kürtlerin yaşadığı bölgedeki baskı ve saldırıları daha yoğun ve Ortadoğu’daki başka hiç bir yerdeki politikalara benzemiyor.

Acaba yaptırımlar var olan ekonomik krizi daha da ağırlaştırıyor mu? Toplum bunu nasıl yorumluyor? Acaba halk yeni ve daha ağır yaptırımlarını yükünü kaldırmaya hazır mı?

Doğrusu yaptırımlardan önce ve yaptırımlardan sonra da halk büyük ekonomik sıkıntı içindeydi. Bu yüzden de uzun süredir var olan yoksulluğa karşı rejimi protesto ediyordu. İran-Irak savaşı ve 40 yıldır süregelen kısmi yaptırımlar halkın ağır ekonomik sıkıntıları yaşamasına sebebiyet verdi. Konuttan tutalım eğitime, yiyecek ve içeceğe kadar her şey halka kısıtlı ulaşıyor. Ancak bu durumlardan etkilenmeyen kesimler de vardı.

Rejime liderlik edenler ve ona bağlı kesimler bu krizlerden pek etkilenmedi. Bu yüzden de yeni uygulamaya konulan yaptırımlar halkın yaşamından pek bir şeyi değiştirmedi. Sadece var olan kötü durum biraz daha ağırlaştı. Bu yüzden de halkın büyük çoğunluğunun İran rejimi ile batılı ülkeler arasında yaşanan sorunları kendi sorunları gibi görmediği düşüncesindeyim. Onlar rejimin değişmesinden yana. Ancak siyasi alternatiflerin bulunmaması da ülkede değişim önündeki en büyük engel durumunda.

Rejimin ekonomi politikaları İran’da yaşayan halk topluluklarının yaşamını nasıl ne derece etkiliyor? Var olan enflasyon bunda ne kadar etkili?

Devlet ve rejim halktan tamamen kopuk durumdalar. Bu yüzden de halkın ve rejimin kaderini ayrı ayrı ele almak durumundayız. Kürdistan ve Ehwaz gibi rejimin yoksullaştırma politikaları yürüttüğü bölgelere giderseniz halkın nasıl bir zorluk içinde yaşadığını görürsünüz. Sağlık hizmeti yok denecek kadar az, işsizlik olabildiğince fazla, yollar bozuk, yaşam olanakları tamamen ortadan kalkmış. Bunlardan da kötüsü, rejimin halkın yaşamını nasıl bozmaya çalıştığı uyuşturucu, doğa talanı gibi özel savaş yöntemlerinin nasıl devreye konulduğunu rahatlıkla görebilirsiniz. Bu yüzden de mesele sadece enflasyon ya da ekonomik kriz meselesi değil. Rejimin kendisi çok yönlü büyük krizin kaynağı durumundadır.

Bunların dışında da İran’da büyük sorunlar var. Etnik sorunlar çözülmemiş, değişik inançların sorunları ortada duruyor. Komşu ülkelerle yaşanan sorunları da buna ekleyebiliriz. Bütün bunlarla birlikte İran nereye doğru gidiyor sorusu insanın aklına geliyor.

Kısa vadede İran’ı büyük bir kaostan kurtaracak olan şey İran’ın çok renkliliğini hesaba katacak çoğulcu demokratik bir yönetim modelidir.

Rejimin yarattığı bunca sorunla artık kendi varlığını sürdürmesi mümkün değil. Merkeziyetçi, Fars egemen kimliği üzerinden halkın bastırılması politikalarının İran’da çözüm olamadığı görüldü. Bundan 40 yıl önce rejim halkın devrimini oluşan koşullardan yararlanarak kendine mal etti.

Bu sefer tarih tekerrür etmeyecek. İran halkının çoğu ülkedeki etniki ve dini çeşitliliği kabul ediyor ve saygı gösteriyor. Bu sefer toplumsal koşullar farklıdır. Ancak tekrar görülmesi gereken yurtdışında ve yurt içindeki İran muhalefetinin ne kadar zayıf ve parçalı olduğudur. Sistematik ve büyük bir değişim önündeki en büyük engel bu parçalı duruştur. İran’da bulunan Kürt siyasi partiler de dahil tüm kesimlerin mevcut durumu iyi analiz etmesi ve doğru okuması lazım. Olası değişimi karşılayacak güçten çok uzaklar.

KODAR ve PJAK’ın siyasi projesi İran’da değişim için bir alternatif olabilir mi? Siyasi aktörler bu projeyi tartışıyor mu?

Doğrusu KODAR ve PJAK’ın açıkladığı son proje bir çok kesimce yanlış anlaşıldı. Bundan da önemlisi bir çok siyasi kesim bunu anlamamak için uğraştı ve zaman kaybetmeden olumsuz bir şekilde lanse etmeye çalıştılar. Ama gerçekte proje çok önemli noktalara dikkat çekiyor ve çözüm yollarını gösteriyordu.

Birincisi kimliklere saygı meselesiydi. Devletçi, merkeziyetçi zihniyete sahip kesimler projeye bu bakış açısıyla baktıkları için çözüm projesini ya da önerilerini ülke ve rejim için tehlike olarak göstermeye çalıştılar. 

İran ve Ortadoğu’da küçük grupların kimliklerini tanıma ve saygı gösterme konusunda ciddi sorunlar var. Küçük ya da zayıf olanlar öteleniyor daha büyük ve güçlü grupların kültür ve kimlikleri üzerinden bunlar asimile ediliyor.  KODAR projesinde yaşanan büyük krizden çıkış yolu olarak her etnik grubun, dini, kültürel grubun varlığının zenginlik olduğu ve yerelden çoğulcu demokratik bir yönetim modeli öngörüyor. Yine çoğulculuk ve demokratik değerleri ön plana çıkarıyor ve her grubun içinde yer alacağı çözüm modeli öneriyor. Yine her siyasi, etniki, dini ve kültürel grubun kendi kaderini tayın hakkı sağlıyor. Proje bu bölgede yaşayan halklar için yeni bir süreç ve başlangıç anlamına geliyor. Bu projeye yaklaşım İran’daki parti ve örgütlerin ciddiyet, bağımsız ve demokratik bir değişim iradesine sahibi olup olmadıklarını da ortaya çıkarıyor.

Projeyi doğru bir şekilde ele alıp anlam veren grupların sayısı oldukça fazladır. Bu düşüncelerin yayılması ve tartışılması için verilen çaba İran ve Doğu Kürdistan’ın geleceğinde belirleyici olacak. KODAR gibi yeni ve aktif olan bir gücün projesi halkın gelişimi ve önünün açılması, demokratik bir gelecek öngörülmesi noktasında önem arzettiğini söyleyebiliriz.

Yazarın diğer yazıları

    None Found