Reqa’daki sivillerle bağlantı var

QSD savaşçıları her gün sivilleri kurtarıyor, sadece önceki gün kurtarılan sivil sayısı 950’yi buldu. QSD, sivillerin kurtarılması için özel ekip kurdu. Kurtarılan siviller, Reqa’nın 49 km kuzeybatısında bulunan Eyn Îsa Kampı’na yerleşiyor. Reqa Sivil Meclisi yetkililerinin verdiği bilgilere göre, 7 bin civarında sivil kampa yerleştirildi ve kampta binden fazla çadır kuruldu. Kampın ihtiyaçlarının bir kısmı insan hakları örgütleri tarafından temin edilirken bir kısmı da Reqa Sivil Meclisi tarafından karşılanmaya çalışılıyor.

BM açıklamasına göre; 30-50 bin arası sivil Reqa’da bulunuyor. Reqa Sivil Meclisi Diplomasi Komitesi Üyesi Elûş, kentte bulunan sivillerle bağlantı içerisinde olduklarını ve Meclis olarak sivillerin durumlarını takip ettiklerini söyledi. Omer Elûş, Meclis’in özellikle yaz mevsimi ve hastalıkların yayıldığı bir zamanda siviller için sağlık ve hizmet alanlarında yaptığı çalışmaların gözler önünde olduğunu belirterek, “Meclisimizin iyi iş yaptığını halkın buraya gelmesinden anlıyoruz. Kampta işçiler için bir büro ve çarşı da açtık” dedi. Elûş, uluslararası örgütlerle de iletişime geçtiklerini ve belli ölçülerde gıda yardımının kampa ulaştığını belirtti. Omer Eluş, özgürleştirilen mahallelere geri dönüşlere ilişkin ise hazırlık ve planlarının olduğunu belirterek, güvenliğin sağlanmasının ardından halkın geri döneceğini ve şimdi de kentte mayın temizleme çalışmaları yapıldığını söyledi.  

 ANHA/REQA


‘Çocuklarım eridi, kemik kaldılar’

DAİŞ’in 3 oğlunu öldürüp bir oğlunu yaralı bırakarak, 3 kızını da kaçırdığı 70 yaşlarında yaşlı kadın ile yaralı oğlu, QSD savaşçıları tarafından bir evde öldürülen 3 çoğunun başından beklerken bulundu. Sürekli tekrar edip duruyordu: ”Çocuklarım eridiler, kemik kaldılar.”

Altı yıldan fazladır Ortadoğu halklarının yaşadığı dramı anlatmak için hiçbir zaman ne kelimeler yetebilecek ne kameraların çektiği görüntüler ne de objektiflere yansıyan fotoğraflar. Hiç kimse bu insanların beyninde ve yüreklerinde yaratılan tahribatları ne anlayabilecek ne de anlatabilecek. Bu toprakların çocukları olan biz Kürt gazeteciler bile kendi ülkemizde gözlerimizi savaş içinde açmamıza ve sürekli kendi halkımızın trajedisine tanık olmamıza rağmen bugün Reqa’daki  trajediyi anlamamakta ve anlatmakta zorlanıyoruz, yetersiz kalıyoruz. 

Kurtulduklarına inanamıyorlar

QSD savaşçıları tarafından şehrin içinden kurtarılıp getirilen her bir sivilin anlatımları karşısında çoğu defa donup kalıyoruz. Dört yıl boyunca tüm dünyaya kapalı bu kabus kentinde akla hayale sığamayacak trajediler yaşayan insanlar, kurtulduklarında bile inanamıyorlar. Sürekli etraflarına ürkek ürkek bakan, bir araba sesinden bile korkan bu insanlar, bir iki cümleyle dile geldiklerinde bile insanın kanı donuyor.

Reqa’dan çıkarılan siviller bazen cephe için hazırlanan sağlık noktasına getiriliyor. Orada sağlık çalışanları tarafından sağlık kontrollerinden geçiriliyor. Yaşadıklarını hiçbir zaman unutmayacaklar; çalınıp alınan bu dört yıl, hayatlarının sonuna kadar yaşadıkları her saniyeyi etkileyecek. Ancak yine de sağlık çalışanlarına yaşadıklarını özetliyorlar. 

Beklerken aklını yitirdi

3 çocuğu DAİŞ tarafından öldürülen ve 3 kızı da kaçırılan yaşlı annenin, sağlık çalışanı kadının elini tutarak, ”Benim çocuklarım gözlerimin önünde öldürüldü, günlerdir onların başuçlarında bekliyordum, gözlerimin önünde eriyip kemiğe dönüştüler, 3 kızımdan da haberim yok” demesi gibi. 70 yaşlarında olan kadın, günlerdir çocuklarının cenazeleri başından beklemekten ve gözleri önünde eriyen çocuklarının cesetlerini görmekten aklını kaçırmıştı. QSD savaşçıları tarafından yaralı oğlu ile birlikte bir evde bulunduğunda, öldürülen 3 çoğunun başından bekliyormuş. Anne ve oğlu yarı yarıya akıllarını yitirmişlerdi. Yaşlı kadın sürekli tekrar edip duruyordu: ”Çocuklarım kemiğe dönüştüler. Evin içindeler hala. Cenazeleri şişmişti, sonra eridiler kemik oldular. DAİŞ öldürdü onları. Diğer 3 kızımdan haberim yok.” 

Sağlık çalışanın eline sıkı sıkı sarılan kadın, ”Gidin kızlarımı getirin, onları Xerbi tarafına götürdüler. Kızlarımı istiyorum” diyordu. 

Kendi kendine konuşuyordu

Yaşlı kadının oğlunun durumu daha kötüydü. O da ayağından bir mermi almıştı. Mermi kemiği kırmış ve günlerdir tedavisiz kaldığı için ayak simsiyah olmuştu. Nerdeyse aklını tümden kaçırmıştı. Kendi kendine konuşuyordu. Konuşmalarından hiçbir şey anlaşılmıyordu. ”Ben Reqa’ya geldim. Savaş yoktu, savaş yoktu, DAİŞ kim, tanımıyorum DAIŞ’i” deyip duruyordu. Sonra bir anda sessizleşti. Sağlık çalışanları ona çok yakınlaşmamıza ve konuşturmamıza izin vermedi. 

Yazarın diğer yazıları

    None Found