Resmileşen dedikodu…

Almanya Gündemi

Salı günü Alman devlet kanalı ARD, bugüne kadar resmi makamlar tarafından itina ile verilmekten kaçınılan bir son dakika haberi geçti. ARD’nin Sol Parti’nin soru önergesine verilen cevaba, önergedeki cevabın ise Almanya Federal Haber Alma Servisi’nin (Bundesnachrichtendienst-BND) raporuna dayandırıldığı son dakika haberde Türkiye’nin İslamcı grupların merkezi eylem platformu haline geldiği belirtildi. İlerleyen saatlerde haberin ayrıntıları bütün medya kuruluşlarında paylaşıldı ve gazetemiz de dün manşetten verdi. 

Zira, ulusal çıkarlar nedeni ile kamuoyuna açıklanması istenmeyen gizli ibareli cevap, Türkiye Almanya ilişkileri bakımından oldukça önemli ayrıntılar taşıyor. Yine başka önemli bir ayrıntı olarak; Dış İşleri Bakanlığı’nın imzası olmadan verilen yanıtta "Ankara’nın özellikle 2011 yılından bu yana adım adım İslamileşen iç ve dış politikasının sonucu olarak Türkiye, Orta ve Yakındoğu bölgesindeki İslamcı örgütlerin merkezi eylem platformu haline gelmiştir" deniliyor. (Als Resultat der vor allem seit dem Jahr 2011 schrittweise islamisierten Innen- und Außenpolitik Ankaras hat sich die Türkei zur zentralen Aktionsplattform für islamistische Gruppierungen der Region des Nahen und Mittleren Ostens entwickelt). Ayrıca Erdoğan isminin büyük harflerle yazıldığı cevapta (Bu önemle vurgu anlamına geliyor) Erdoğan’ın Mısır’daki Müslüman Kardeşler, Hamas ve Suriye’deki silahlı İslamcı muhalefete yönelik dayanışma ve destek eylemlerinin altı çizilmiş. 

Almanya’nın dış istihbarat teşkilatı BND’nin faaliyetleri daha önce de Türkiye ile krize neden olmuştu. İlk elden der Spiegel’de yayınlanan haberde BND’nin Türkiye’yi "aydınlatılması gereken ülke" kategorisinde değerlendirdiği ve hükümetin verdiği yetki ile 2009 yılında Türkiye’ye yönelik istihbarat ve dinleme faaliyetlerinde bulunduğu ortaya çıkmıştı. Fakat tantana uzun sürmedi. 

Bildiğiniz üzere Türkiye’de büyük insan hakları ihlalleri yaşanırken, Avrupa’nın çözüm üretmekte yetersiz kaldığı mülteci krizi nedeniyle Merkel öncülüğünde Erdoğan ile hiç olmadığı kadar yakın temaslar kurulmuş, Merkel Türkiye ile Almanya arasında mekik dokumuş, sorunun çözümüne odaklı Erdoğan’a büyük tavizler verilmişti. Bu süreçte IŞİD örgütlenmesinde Türkiye faktörü, Erdoğan’ın IŞİD mücadelesinde gösterdiği pasif duruşun nedenleri medya tarafından genişçe işlenirken, hükümet tarafından bu konuya yönelik açıklamalardan mümkün olduğunca kaçınılmıştı. Peki ne oldu da daha önce Die Linke’nin bazı soru önergelerini devlet çıkarları nedeniyle muğlak cevaplandıran/ ya da cevaplamayan hükümet bu istihbari bilginin sızdırılmasına göz yumdu? Yeni olarak nitelendirilmeyeceği aşikar olan bu bilginin hükümet tarafından bilinmesine rağmen Türkiye -Almanya ilişkilerinin gerildiği bu dönemde ortaya çıkması tesadüf mü?

Ermeni Soykırım tasarısının mecliste kabul edilmesi ile birlikte uykudan uyanan gerginlik hali (ki, yasa tasarısı oylamalarında Merkel oylamaya katılmayarak aslında stratejik bir hamle yapmıştı), Alman müsteşarın İncirlik’i ziyaretine izin verilmemesi ile yükselişe geçti, Türkiye’deki darbe girişimi sonrası, Erdoğan’ın vize muafiyetinin yerine getirilmemesi halinde mülteci geri kabul anlaşmasına bağlı kalmayacakları yönündeki tehditkar açıklamaları ile daha da tırmandı. Bu süreçte hükümet mümkün olduğunca; mesafeli, telkinler veren açıklamalarda bulunurken, Erdoğan’ı direk hedef alan açıklamalardan mümkün olduğunca kaçındı. Fakat Erdoğan’ın, Köln’de düzenlenen AKP mitinginde telekonferans aracılığı ile konuşmasına izin verilmemesi Almanya’nın Erdoğan’a dolaylı bir mesajıydı. Yine DİTİB ve UETD faaliyetlerine yönelik tartışmalar da bu sürecin bir devamı olarak okunabilir. 

Son dönemde artan saldırılar nedeniyle Almanya terörle mücadele yasasında sert değişikliklere gitmeyi hedefliyor. Bu temelde radikal islamla mücadele belirleyici rol oynuyor. Dolayısıyla bu hassas konuda sızan BND istihbaratı karşısında, Türkiye ile stratejik ilişkilerin seyrinin hangi yöne kayacağı merak konusu. Haliyle Merkel’in bu yöndeki açıklamaları da. Zira bu bilginin resmi ağızdan onaylanması ilişkileri, dolayısıyla partnerliği tepetaklak edebilir. Ya da gerginliğin önüne geçmek adına atmosferi yumuşatıcı açıklamalarda olası. Bu durum ise Merkel ile kamuoyu arasında güven dengelerinin tepetaklak olacağı anlamına geliyor. Önümüzdeki günlerde Almanya tarafından dolaylı olarak Erdoğan’a verilen bir mesaj mı, yoksa tesadüfen sızmış bir bilgi mi olduğu netleşecek. Gelişmeleri merakla bekliyoruz. 

Yazarın diğer yazıları