Roboskî, katillerini cezalandırmak için ayakta!

Roboskî uzun, zor bir yolculuk sonrasında ulaşacağınız bir dağın yamacında kurulmuş. Benzer pek çok yer gibi sağı solu, önü arkası dağlarla çevrili. Burada ne tarla var, ne hayvan ne de fabrika geçimi sağlayacak. Kış aylarında karla kaplı bu dağların aşılmaz olacağına şüpheyle bakan çıkmaz diyeceğim ama, orada yaşayanlar böyle düşünmüyor. Geçim derdi aşılmazı aşılır kılmış onca zaman. Sadece satmak için getirdikleri malları değil, canlarını da sarmışlar katırların sırtına yıllar yılı. Öyle gitmiş gelmişler sınır ötesinden berisine.

Sadece bu da değil, umutlarını da bağlamışlar aynı katırlara. Kimi aş ekmek, kimi evlilik, kimi okul düşünü o katırların sırtında taşımış yıllar yılı. Elbet zorlu olmuş bu yolculuklar, elbet korkmuşlar. Korkmuşlar, geri dönememekten çok bin bir zorlukla getirdikleri mallara el konulur diye.
Bir gün o umut yolcularının üzerine TSK’nın savaş uçakları bombalar yağdırmış. Ve parçalanmış bedenleri. Parçalanmış katırları sırtlarında kaçaktan getirdikleri mallar, umutları… Geride gözleri yaşlı, dindirilemez bir isyan kalmış…
Onları, üzerlerinde çiçekler ve sevdikleri eşyalarıyla gördüm ilkin. Bir yamaçta yan yana uzanmışlardı. Tüm dünyaya bir katliamı, bombalarla yok edilen umutlarını haykırıyorlardı yattıkları yerden.
Anneleri, babaları, kardeşleri, sevgilileri büyük bir acı çemberinin içinden bakıyorlardı dünyaya. O acı paylaşılabilir miydi bilmiyorum ama paylaşmaya gitmiştik. Sessiz feryatlarına kapılıp dilimiz kilitlenmişti. Değil büyük laflar, 34 gencecik canın karşısında her şey teferruat oluvermişti anında.
Acıları gibi lütufları da büyüktü Bujehlilerin ve Roboskîlilerin.  “Acımızı paylaştınız, yalnız olmadığımızı hissettik sizinle” dedilerdi gönülden…
Hiç unutmadık olanları da onları da. Üzerinden tam bir yıl geçti. Devlet halen suskun. Gevelemenin dışında ne olaya ne sorumlulara ilişkin bir açıklama yapılmadı.  
Ama acıyı, isyanı parayla satın almak için çıktığı yoldan da boş çevrildi iktidar. Öyle ya, katliamın adaleti olur mu? Hangi can parayla tartılabilir?..
Öğrendik ki, TBMM Uludere araştırma komisyonu, siyasi malzeme yapılır diye yılbaşı sonrası açıklayacakmış raporunu.  Saklayamayacağı katliam gerçeği ve herkesin malumu katilleri korumanın, iktidarı kollamanın adı bu oluyor şimdi.
 O “Komisyon” raporunu açıklamasa ya da devleti korumak için gerçekleri gizlese, katliama “zincirleme hata” dese ne yazar oysa. Daha katliamı yaparken yakalanmış gerçeğe. Yalanı daha orada iflas etmiş. Kürt gençleri teknolojiyi kullanmış, gerçeği katliam anında duyurmuş dünyaya. Devletin savaş uçakları o anda vermiş yakayı ele. Suçluları ihbar etmiş atılan bombalar.Şimdi komisyon raporunu açıklasa ne yazar, açıklamasa ne? Roboskî bir katliam, devlet eliyle yapılmış. Bile bile, göre göre katledilmiş Kürt gençleri. Hangi rapor bu gerçeği gizleyebilir?..
Ne verilen sözler, ne kurulan komisyonlar ne açılacak davalar silecek bu utancı devletin şeceresinden. Devlet korumaya çalışacak katillerini, her şeye rağmen gizlemeye çalışacak karanlık yüzünü Maraş’ta, 19 Aralık’ta olduğu gibi. 34 yıl geçse de korkusunu yenemeyip saldıracak acımasızca, hesap sormak için yola düşenlere biliyoruz.
Yine biliyoruz ki; korku eceli öteleyemez. Roboskî, Maraş, Dêrsim, 19 Aralık, bin yıl da geçse kimse vazgeçmeyecek katilleri cezalandırmak için çıktığı yoldan. Ne devlet korkusu ne AKP’nin kirli oyunları işe yaramayacak.

Yazarın diğer yazıları