‘Rojava Ortadoğu’nun çözülmüş bulmacasıdır’

Suriye’deki savaş çok uzun bir süredir bütün bölgesel dengeleri doğrudan etkileyen bir karakter kazanmıştı. Bölgede savaşan güçler sadece Suriye’nin geleceğine yön vermeye çalışmıyorlar; aynı zamanda kendilerinin bölgesel ve küresel geleceğini de güvenceye almaya, düzenlemeye çalışıyorlar…

Örneğin, ABD, Fransa, İngiltere ve Rusya gibi küresel güçler yeniden şekillenen dünyada kendi hakimiyet alanlarını genişletmeye ve var olanı güvenceye almaya çalışıyorlar. Türkiye, İran ve İsrail gibi güçler için ise işler daha da karmaşık; bu ülkeler için Suriye savaşının sonuçları sadece söz konusu ülkelerin diğer ülkelerle ilişkilerini değil, kendi içlerinde bundan sonra nasıl bir rejiminle yollarına devam edeceklerini de belirleyecek

Buradan bakınca Erdoğan Rejimi gerçekten bir beka sorunu yaşıyor. Erdoğan/Bahçeli ikilisi Suriye içlerinde Türkiye’nin bekasını değil ama kendi bekalarını güvenceye almaya çalışıyorlar.

DAİŞ barbarlığı ile dünya gündemine oturan Suriye süreci; YGP öncülüğünde başlayıp daha sonra diğer güçleri de içine alan QSD ile (Demokratik Suriye Güçleri); hem askeri, hem de demokratik içeriğini zenginleştirdikçe demokrasi ve özgürlük isteyen bütün dünya için yeni bir umut haline geldi.

Dolayısıyla Rojava’da ortaya çıkan bu yeni durum Ortadoğu ve İslam coğrafyasına dair birçok yerleşik yargının yeniden sorgulanmasına yol açtı. Burada yenilen, tarih olan sadece DAİŞ değildi, DAİŞ‘le beraber; Müslüman Kardeşler, AKP ve benzeri akımlar da batılı kurumlarca sorgulanır hale geldiler.

Eskiden çokça kabul gören, birçok Türkiyeli entelektüellin neredeyse iman edercesine ikna olduğu; “Müslüman modernleşmesi, yine müslümanların içinden gelecek/gelmeli!” yaklaşımı Suriye’de özellikle de Rojava’da ortaya çıkan gelişmelerden sonra yeniden tartışma konusu oldu.

Rojava’da ortaya çıkan gelişmeler hem bu beklentinin bir zorunluluk olmadığını; hem de İslam coğrafyasında gelişmelerin Batı’da yaşananlarla tek doğrusal bir paralellik taşımasının o kadar da zorunlu olmadığını ortaya koymuş oldu. Ilımlı İslamın radikal İslamın panzeri olmadığı; tam tersine radikal İslamı geliştirip büyüten şeyin bizzati sözüm ona ılımlı İslam olduğu artık hiç kuşkuya yer bırakmayacak kadar net açığa çıkmıştı.

İşte tam da bu koşullarda Rojava’da yaşananlar Ortadoğu ve İslam coğrafyasının çözülmüş bulmacasıdır. Rojava pratiği ne daha önce Kemalistler ve BAAS’çılar gibi modern olma adına geleneğin ve inancın inkarına ne de özellikle DAİŞ, İran ve AKP örneğinde olduğu gibi belirli bir dinin veya mezebin diğerleri üzerinde mutlak tahakküm kurması esasına dayanmaz.

Rojava pratiği bu anlamda her türlü ideolojik ve dinsel bağnazlığın reddi üzerinden kendini inşaa eden; demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir pratik olarak öne çıkmakta ve bütün Ortadoğu ve İslam ülkelerine örnek olmaktadır.

Dolayısıyla nüfusun çoğunluğunun müslüman olduğu ülkelerde insanların kafasının üzerinde demoklesin kılıcı gibi sallanan; ya şeriatçılık ya da, BAAS’çı/Kemalist modernlik ikilemini ortadan kaldırılmış; bölge halklarına bu coğrafyada da; halkların eşitliğini, özgürlüğünü esas alan gerçek demokratik, özgürlükçü bir seçeneğin mümkün olduğu ortaya konmuştur.

Böylece modern dünyanın Rojava pratiğinden sonra; ne AKP’nin sahte ılımlı İslamına ne de Ergenekoncuların Kemalizmine ihtiyacı kalmamıştır. Dolayısıyla soruna buradan bakınca başta bütün Türkiye halklarının önünü açan bu yeni gelişme Erdoğan ve çevresi için gerçekten bir beka sorununa dönüşmüştür.

AKP artık kendini “modern İslamın” temsilcisi olarak, Kemalistler de kendilerini bölgenin “tek modern, müslüman” ülkesi olarak pazarlayamazlar. Rojava sonrası hem dünya hem de Türkiye yol ayrımına gelmiştir.

Dolayısıyla modern dünya ve bölge halkları; bundan sonra kimlerle yollarına devam edeceğine karar verme noktasına gelmişlerdir. Sorun artık Türkleri veya Kürtleri veya Arapaları tercih etmenin çok ötesinde bir karakter kazanmıştır. Sadece Suriye’de değil bütün Ortadoğu’da artık sorun nasıl bir yaşamı tercih edeceğimizdir.

Bu saatten sonra; Baasçılarıyla, Kemalistleriyle, Erdoğanistleriyle, Humeynicileriyle bir bütün olarak ya eski yerleşik çatışma üreten düzen devam edecek, ya da hep beraber bütün bölge haklarıyla birlikte; dayanışacı, kadın eşitlikçi, çevreci yeni demokratik bir Ortadoğu inşa edeceğiz…

Yazarın diğer yazıları