Rojava/Trump’ın mektubu ve sonrası

Rojava tarihi bir Tufan’ın merkezinde doğdu.

Her tufanda, sıfır noktası/merkez, korunaklı yerdir.

Tufan‘ın merkez noktası, sarsılmaz alan olarak kabul edilir.

Bu, de facto alandır. Etrafında ve yörüngesinde yıkımdan sora, merkezi görebilirsiniz.

Merkezin yörüngesindekiler, kasırga dininceye kadar hareket halindeler.

Kasırga dinice, herkes merkeze döner!

Rojava, de facto bir süreçte, emsalsiz toplumsal bir doğumdu.

Aynı dönemde, ABD o bölgedeydi ve çıkarları Rojava ile çakıştı.

Bu bir “merhaba” süreciydi.

Rojava’daki sosyalist kadrolar, emperyalizm ve kolonyalizme uzanan köprüleri dinamitlediler.

Ancak, “devletlerarası hukuk” gibi tarihi bir aldatmacanın eşiğinde ve gölgesinde yaşamak gibi bir realiteyle yaşamak mecburiyetindeydiler.

Türkiye’deki kolonyal faşizmi, İran gibi hilebaz bir rejimi, Baas rejiminin komplocu historyasını da iyi tanıyorlardı.

Sonrasında, tüm ABD zamanlarının kabarettist ve sükseli ABD Başkanı söz aldı:

Erdoğan’a mektubunu realist buluyorum. Gizli saklı ne varsa, onların tercümesi gibi birşey.

Bir komisyon siyasi tercümesini yapsaydı, bu kadar başarılı olmazdı.

“General Mazlum” tarifi, Erdoğan ve Türkiye’den alacaklarla ilgili bir tehdit olarak yorumlanmalı.

Emperyal gücün, yaptırım kuvvetini gösteriyor; diplomatik olanın yaşama tercümesi.

“Binlerce insanın katledilmesinden sorumlu olmak istemezsiniz ve ben de Türk ekonomisini mahvetmekten sorumlu olmak istemem” belirlemesi bana pek şaşırtıcı gelmedi, 70’li yıllarda ABD Dışişleri Bakanı, Yunanistan’ı kastederek: “Yunanistan bir karınca, ABD ise bir Fil’dir, istersek, ezer geçeriz” demişti

1902’de Panama’nın işgalinden bu yana aptal politika uygulamanın ne olduğunu bilen yetkin “merkez” ABD‘nin Başkanı Trump’ın Erdoğan’a hitaben “Aptal olma!” önerisini, aile mutfağına dair bir hoşgörü olarak yorumluyorum.

Trump’ın: “Suriye ve Esad Kürtleri korusun” açıklaması, geleceği belirsiz bir koridora işaret ediyordu.

Rojava cephesine dönersek:

Rojava eskenli açıklamalar, Suriye Gelecek Partisi’nin Eş Başkanı Hevrîn Halef’in katli Türkiye tarafından azmettirildi ya da Türkiye’ye bağlı çeteler tarafından gerçekleştirildiğine işaret ediyor.

Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Yürütme Kurulu Üyesi Aldar Xelîl sosyal medya hesabında paylaştığı mesajda, Türkiye’nin Kuzey Suriye harekatıyla girdiği yerlerden çekilmesi ve bölgede güvenliğin Birleşmiş Milletler’e (BM) bağlı barış savunma güçleri tarafından sağlanması gerektiğini yazdı.

TSK ile birlikte MSO’ya bağlı cihatçı grupların çekilmeleri gerektiğini söyleyen Xelîl, “Türkiye bölge güvenliğini Birleşmiş Milletler’e bağlı barış savunma güçlerine devretmelidir” dedi.

Mahabad Cumhuriyeti, Sovyetler’in egemen olduğu bir alanda kuruldu. Sovyetler çekildiler, Mustafa Barzani, Sovyetler’e uzanan uzun bir yürüyüşe çıktı.

Rojava, ABD’nin hükmettiği bir coğrafyada kuruldu.

Mahabad döneminde, uluslararası kamuoyu Kürt ve Kürdistan’ı cuzî oranda tanıyorlardı.

Şimdilerde dünya halkları, kendisine yaşam alanı oluşturan, politik bir topluluk olan Rojava’yı tanıyor ve Rojava kendisini ayakta tutacak tüm toplumsal zenginliklere sahip.

Geleceğe dair tüm bilinmezlere rağmen…

Rojava’yı yenilmez kılan da bu!

Yazarın diğer yazıları