Rojava’daki DAİŞ yargılamaları ve Urfa’daki Suruç davası

33 devrimcinin Kobanê halkının yaralarını sarmak için çıktıkları yolculukta 20 Temmuz 2015 tarihinde Suruç’taki Amara Kültür Merkezi’nin önünde DAİŞ’in canlı bomba saldırısı ile katledilmesinin üzerinden 4 yıl geçti. Saray’ın polisi, jandarması, 33 devrimcinin anılmasını engellemek için elinden geleni yaptı. Bu saldırganlık, AKP’nin Suruç katliamı karşısındaki tutumunun da özetiydi.

Failin ya da işbirlikçinin devlet olduğu halklara karşı işlenen tüm suçların davalarında olduğu gibi bu davada da yargı, adaleti sağlamak yerine, gerçekleri gizleme ve failleri aklama derdinde. Ancak yargı başta olmak üzere Saray kurumlarının tüm çabalarına karşı açığa çıkan bilgi ve belgeler bu katliamda, devletin rolünü de gözler önüne serdi. Şimdi bu bilgi ve belgelere, Rojava’da yargılanmayı bekleyen Türkiyeli DAİŞ çetelerinin itirafları da ekleniyor.

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) tarafından tutuklanan DAİŞ üyesi İlyas Aydın’ın Suruç katliamı ile ilgili anlatımları dikkat çekici. ANF’den Beritan Sarya’ya konuşan çete üyesi İlyas Aydın, canlı bomba Abdurrahman Alagöz’ün katliamdan bir gece önce kaldığı otelde Türk istihbaratı tarafından yakalandığını, ancak katliamı engellemek için hiçbir şey yapmadığını anlattı. Bu itiraf, DAİŞ’in Suruç’ta canlı bomba saldırısı düzenleyeceği yönünde polis ve istihbarat birimlerinde bilgi olduğuna dair kanıyı güçlendirdi. Hatırlatalım… Katliam döneminde Suruç İlçe Emniyet Müdürü olan Mehmet Yapalıal’ın yargılandığı davanın dosyasına giren 17 Temmuz 2015 tarihli Urfa Emniyet Müdürlüğü’nden Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen “gizli” ibareli yazıda da canlı bomba saldırısının beklendiği yazıyordu.

Çete üyesi İlyas Aydın’ın itiraflarına dönersek… “Patlamayı yapan Abdurrahman Alagöz daha Türkiye’ye girmeden patlama yapacaklar listesinde onun ve kardeşinin ismi ve resmi var. Bir gece öncesinden istihbarat otelde onu yakalıyor. Ama bir şey yapmıyor. Yani her şeyi biliyorlar aslında. İsteselerdi kesinlikle engellerlerdi. Ekibe MİT sızmış, her şeyden bilgisi oluyor. Engellemediler çünkü o patlamayla hem PKK dosyasında hem de Suriye dosyasında bir değişime gitmek istiyorlardı” diyor.

Çeteci İlyas Aydın, söz konusu röportajda AKP-DAİŞ işbirliğine ilişkin başkaca bilgiler de veriyor. Uluslararası DAİŞ mahkemesi, Rojava’da kurulursa, O ve diğer çete üyeleri, AKP-DAİŞ işbirliğine ilişkin daha birçok şey söyleyecekler elbette. Zaten, Kuzey ve Doğu Suriye’nin Amudê kentinde 6-8 Temmuz günlerinde düzenlenen Uluslararası DAİŞ Forumu’nu AKP’nin, KDP eliyle engelleme girişiminin en önemli nedeni buydu. Çünkü, bu forum, uluslararası DAİŞ mahkemesinin Kuzey ve Doğu Suriye’de kurulması fikrini gündeme getirirken, diğer yandan da AKP/Saray iktidarının DAİŞ ile işbirliğini de bir kez daha hatırlattı.

Rojava’da yapılacak olan yargılama, sadece çetelerin, Kuzey ve Doğu Suriye halklarına karşı işledikleri suçlar değil, DAİŞ’in Suruç’tan İstanbul’a kadar Türkiye’de gerçekleştirdiği katliamların tüm sorumlularının açığa çıkması bakımından da önemli.

Çok açık ki, Urfa’nın Hilvan cezaevi kampüsünde görülen Suruç davası, ailelerin, katliam tanıklarının ve avukatlarının ısrarı sonucunda açıldı. AKP/Saray yargısı “Fail Abdurrahman Alagöz öldü. Öyleyse dava açmaya gerek yok” niyetiyle soruşturmayı kapatacaktı. Ancak yürütülen adalet mücadelesi ile buna izin verilmedi. Davanın “yargılanabilir” durumdaki tek sanığı olan Yakup Şahin, 10 Ekim Ankara katliamının da faili olarak Ankara’da tutuklu. Katliamın 21. ayında açılan ve bugüne kadar devam eden davada, duruşma salonuna getirilmedi, “SEGBİS” denilen sistem ile duruşmaya katıldı. İddianamede “sanık” olarak yer alan diğer DAİŞ çeteleri Deniz Büyükçelebi ve İlhami Ballı ise ortalıkta yok.

Suruç Aileleri İnisiyatifi’nin adalet mücadelesi ile uluslararası DAİŞ mahkemesinin Rojava’da kurulması için Kuzey ve Doğu Suriye halklarının mücadelesinin ortaklaştırılması büyük önem taşıyor. Bu mahkeme, sadece Suruç katliamı bakımından değil, Ankara 10 Ekim ve Diyarbakır 5 Haziran ile diğer DAİŞ katliamlarının, AKP/Saray iktidarı ile bağlantılarının bu kez faillerin anlatımları ile ortaya çıkacağı bir platform olacaktır.

Uluslararası DAİŞ forumunun katılımcılarından bire de; Suruç katliamında oğlu Çağdaş’ı kaybeden ve kendi de yaralanan Feti Aydın oldu. Feti Aydın, Suruç Aileleri İnisiyatifi olarak yürüttükleri adalet mücadelesini Forum’a taşıdı. Halkların acılarının ortaklığının mücadelenin ortaklığına dönüşmesi açısından bu katılım önemli oldu.

Uluslararası DAİŞ Forumu’nda kurulan bu mücadele birlikteliği ve yoldaşlığının devamının sağlanması, gerçek adaletin yerini bulmasını ve DAİŞ’in gerçekleştirdiği katliamlarda AKP/Saray iktidarının sorumluluğunun açığa çıkmasını sağlayacaktır.

Yazarın diğer yazıları