Rojava’ya ‘top atışları’ ve ABD

Rojava Kürtler açısından eskiden de önemli bir yerdi; fakat özellikle günümüzde çok daha önemli bir yer haline geldi. Kürtler hem kendilerine hem de dünyanın geri kalanına Rojava’da sadece iyi savaşçı olduklarını değil; DAİŞ barbarlığının hemen ardından kadın erkek eşitliğini esas alan modern seküler bir toplumun kurulabileceğini de gösterdiler.

Bütün Kürtler Rojava üniversitelerinden mezun olan kızlı erkekli genç insanları görünce gurur duydular, geleceğe daha bir umutla baktılar. Fakat Kürtler henüz bunun sevincini yeterince yaşamadan Türkiye cephesinden tehditler gelmeye başladı.

Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Suriye’de Fırat’ın doğusunda kapsamlı ve etkili bir operasyonun hazırlıkları tamamlandı” açıklamasını yapmasının hemen ardından Türk Ordusu obüs atışı yaptığını duyurdu.

Bütün bunlar Kürtlerde derin hayal kırıklılığına neden oluyor ve Kürtler sadece Erdoğan rejimine değil, Rojava’da DAİŞ gericiliğine karşı omuz omuza savaştıkları diğer güçlere de buna mani olmadıkları için gönül koyuyorlar.

Haklı olarak “yirminci yüzyıl boyunca yaşadıklarımızı yeniden mi yaşayacağız?” diye endişe ediyorlar. Kürtler bütün bir yüzyıl boyunca ihanete uğramış, kendilerine verilen hiç bir söz tutulmamış bir halktır ve bu durum Kürtlerin ortak hafızasında önemli bir yer tutmaktadır.

Hiç kimse “bütün bunlar bir daha olmaz, Kürtler modern dünyanın güvencesindedir!” diyemez; fakat yine hiç kimse “Kürtlere verilen sözler yine yerine getirilmeyecek, Kürtler yine yüz üstü bırakılacaktır!” da diyemez.

Uzun uzun o zamanın koşullarını günümüzün koşulları ile mukayese etmeye çalışmayacağım, bunu bir köşe yazısına sığdırmak mümkün değil; dünyanın değiştiği kesin, fakat eğer Kürtler değişmeseydi sadece dünyanın değişmesinin Kürtlerin özgürlük mücadelesine hiç bir katkısı olmazdı.

Asıl olarak kadınlı erkekli büyük oranda Kürtler değişti, irade sahibi oldular. Artık Kürtler hem kendilerini hem de bu dünyayı atalarından daha fazla tanıyor ve ne istediklerini kendilerinden önceki generasyonlardan daha fazla biliyorlar.

Rojava’ya saldıran Türkiye Kürtleri provoke edip en aza razı etmeye çalışıyor. Yıllardır ‘zalim Esed’ dediği rejime ‘Cesur ol, ben sana buradan destek veririm!’ mesajı veriyor. Suriye rejimini Kürtlere saldırması konusunda cesaretlendirmeye çalışıyor.

Rusların, İranlıların, Türklerin pozisyonu belli; Kürtler Başta ABD ve İsrail olmak üzere diğer batılı ülkelerin tavrını merak ediyorlar. Burada soru şudur: Suriye’nin üçte biri, neredeyse su kaynaklarının tamamı ve barajları, petrol ve gaz sahalarının yüzde yetmişi Kürtlerin elinde bulunuyor.

Birleşik bir Suriye Esad’dan bağımsız, Esad bugün var yarın yok; İsrail’in güvenliğini uzun vadede tehdit eder; yeniden Rusya’yı bölgenin tartışmasız hakimi haline getirir ve bileşik Suriye’ye rağmen bölgede İran geriletilemez.

Öyleyse sorunun cevabını birlikte bulalım; sizce “ABD’in Kürtleri Rejime ve Türkiye’ye teslim etmekte nasıl bir çıkarı olabilir?” Veya Türkiye’nin Suriye’de sürekli öne çıkarmaya çalıştığı DAİŞ artığı yapılarla ABD bölgede rejimi dengeleyebilir mi?

“Tamam, asıl olarak kendimize güvenelim!” buraya kadar bir sorun yok; ama bu da yetmez; bunun yanı sıra hangi koşullarda mücadele ettiğimizi ve bizim dışımızdaki güçlerin çıkarının nerede olduğunu da anlamamız gerekir.

ABD’nin İran siyaseti birleşik bir Suriye ile sürdürülemez; bileşik bir Irak ve Suriye İsrail’in güvenliğini tehdit eder. Halbuki Kürtlerin bir federasyon üzerinden temsil edildiği Suriye daha demokratik olur ve bölge barışına katkı sağlar.

Şimdi soruyu tersinden soralım; Siz ABD’nin yerinde olsaydınız kiminle yolunuza devam ederdiniz?

Yazarın diğer yazıları