Rojekê ji rojên…

Siyasi soykırım operasyonları sonrasında 7 yıl tutsak edilen Digor eski belediye başkanı Ayhan Erkmen, başladığı öykü anlatıcılığını (Çîrokbêj), köy köy dolaşarak sürdürmeye hazırlanıyor.

İnsanlık mağara resimlerinden günümüze yaşadıklarını, tanıklığını anlatmaya, bunları nesilden nesile aktarmaya çalışıyor. Bu çabanın ilk örneklerinden olan mağara resimleri de, anlatı geleneğinin ilk örneklerini oluşturuyor. Alfabenin ve yazının icadıyla da anlatı, bir sanata ve kalıcı bir geleneğe dönüşerek günümüze kadar geliyor. Ama sözlü gelenek kendi mecrasında gelişimine devam ediyor.  MA’da Ayşe Sürme’nin haberine göre, Kürdistan’da “Çîrokbêj” hikaye anlatıcılığı olarak günümüze taşınan sözlü gelenek, bugün Ayhan Erkmen tarafından yeni nesillere ulaştırılmaya hazırlanıyor.  Digor Dağpınar belde belediyesi eski başkanı Ayhan Erkmen, siyasi soykırım operasyonları sonucu 2011 yılında tutuklandı ve “örgüt üyesi” iddiasıyla toplamda 7 yıl tutsak kaldı. 2018’in sonunda tahliye edilen Erkmen, o günden bu yana Öykü anlatıcılığı ”Çîrokbêj” yapıyor. Açtığı youtube kanalında anlattığı Kürtçe öyküler oldukça beğeni toplayan Erkmen, hikaye anlatıcılığına köy köy dolaşarak devam edecek.

Tutsak kaldığı 7 yılda yazdığı şiirleri ve biyografisini avukatının yardımıyla “Edo Dêran” ismiyle yayınlayan Erkmen’in “Şev û Deng” adlı bir de şiir kitabı bulunuyor. Tahliye olduktan sonra şiir, fabl, öykü, öyküler ve tiyatro metinleri kaleme alan Erkmen, bu çalışmaları yakın zamanda kitap haline getirecek.

Öykülerin iyileştirici yanı var

Gençlerin Kürtçe öykü okumadığını dile getiren Erkmen, bu nedenle youtube hesabından 3 dk’lık videolar halinde öyküler anlattığını ve birçok ülkede yaşayan Kürtlerden çok olumlu tepkiler aldığını dile getirerek, şunları kaydediyor: ”Eskiden köylerde elektrik yoktu. Evler misafirsiz olmazdı. Çocuklarla birlikte karanlık odalarda tarihi konular, öykü, masallar anlatılır, dengbêjler stran söylerdi. Erivan Radyosu’ndaki Kürtçe yayınları sürekli dinlerdim. Radyo bende zengin bir bellek oluşturdu. Dinlediğimiz öyküleri başka çocuklarla paylaşırdık. Bu şekilde çocukluğumdan beri öykü anlatmaya alıştım. Her gittiğim yerde arkadaşlarım, çevrem benden öykü anlatmamı ister. Artık kendimi bir ’Çîrokbêj’  olarak tanımlıyorum. Öykülerin ruhu tedavi ettiğine inanıyorum. Avrupa’da şuan öykü anlatımı çok trend. Ama baktığınız zaman öykü anlatıcılığı ve Dengbêjlik bizim kültürümüze yani Kürdistan topraklarına ait. Kürtçe bütün dünyada konuşuluyor. Şarkılar söyleniyor ama öyküler anlatılmıyor. Bunu yapabilirim diye düşündüm. Ben insanlara ‘öykü anlatacağım’ dedim. İnsanların beğenisi bana moral verdi. Şu ana kadar kanalımda 16 tane öykü paylaştım. Daha elimde 100’den fazla öykü var. Sadece insan öyküleri de değil, bir taşın, toprağın, hatta bir sandalyenin hikayesini de anlatıyorum.”

 Sovyetlerdeki Êzîdî yetimhanesi

”Evladên Şîr Helal” adlı videosunda Êzîdîleri konu aldığını dile getiren Ekmen,”Êzidilerin toplu halde Sovyetler Birliğine geçişi 1’inci Dünya Savaşı dönemine dayanıyor. Êzîdîler 11 köye sürgün ediliyor. Bununla birlikte Revan bölgesine, Tiflis ve Gürcistan’a göç etmek zorunda kalıyorlar. Savaşlarda büyükleri öldürüldü, annesiz ve babasız kaldılar. Sovyetler de Êzîdîler için 10 tane yetimhane açtı. Ermenistan’ın Aştarakan bölgesinde açılan yetimhaneye de 50-60 Êzîdî çocuk yerleştiriliyor. Bu yetimhanenin sorumlusu da Xerebe Digorlu olan eğitimli bir Kürt kızı olan Nura Egid Ağadır. Nura Egid’in abisi Ferik de Sovyetler şehidi Lenin’in fedaisidir. Şimdi Ermenistan’da Ferik Ağa adında bir köy var. Ermeni aydın ve dil bilimci Hakob Xazaryan, Kürtler arasındaki ismi ile Apê Lazo, Kürtçe alfabeyi hazırlıyor. Nura Egid Axa ile birlikte Aştarakan yetimhanesindeki Kürt çocuklarına Kürtçe eğitim veriyorlar. Bu çocuklar büyüyor. Onlardan Cerdoyê Genco, kendisi gibi diğer yetim Êzîdî Kürt çocuklarıyla birlikte, Sovyetlerdeki ilk Kürtçe gazete olan Riya Teze’yi çıkarıyor ve gazeteye yazılar yazıyorlar. Aştarakan Yetimhanesi’nde üç de Kürt kızı vardır. Zeyneba İbo, Xanima Rizgo ve Hesreta Mîrze. Üçü de sonrasında filoloji eğitimi alıp dil bilimci oluyorlar. Bunlardan Zeyneba Îbo aynı zaman da Erivan radyosunun Kürtçe bölümünün ilk kadın spikerlerinden. Doktor Çerkez Bakayev okuyup dil bilimci oluyor ve Kürtçe-Rusça sözlük hazırlayıp yayınlıyor. Biroyê Memo, Güney Kafkasya Kürt Pedagoji Meslek Okulu’nun müdürü oluyor. Yine Ûsîvê Elî Kürtçe öğretmeni olunca köy köy dolaşıp Kürt çocuklarına ana dillerinde eğitim veriyor. Heciyê Cindî Hawar Dergisinin yazarı ve yüzlerce kitabı var. Casimê Celîl, Xelil Çaçan, Ereb Şemo bunların hepsi Kürtçeyle ilgili çok büyük hizmetler vermiş isimler” diye konuştu.

Kürtçe tüm dille komşuluk yaptı

Anlattığı bu öyküden sonra Rusya’da yaşayan Êzîdî Kürtlerin de öyküyü paylaştığını dile getiren Erkmen, yüzlerce Êzîdî’nin sosyal medya üzerinden kendisiyle iletişime geçtiğini sürekli teşekkür ve tebrik mesajları aldığını söyledi.

Sadece Kürtçe kurs ve okullarla dilin gelişemeyeceğini söyleyen Erkmen, ”Aileler evlerinde Kürtçeyle ilgili ne varsa çocuklarına öğretmelidir. Dil yaşıyor. Dil yaşadığı zaman güzellikleri de sana gösterir. Baba Tahirê Uryan, ‘Her ew ku aşiqê ji can natirse. Aşiq ji zencîr û zîndan natirse. Dilê aşiq weke gurê birçî ye. Ku ew ji heyheya şivan natirse’ diyor. Bizim dilimiz deniz gibidir. Bizim dilimiz Ortadoğu’da bütün halklara ve dillere komşuluk yapmıştır. Bu hepimizin boynun borcudur. En başta da benim borcumdur. Köy köy dolaşıp sadece Kürt çocuklarına değil büyüklerine de öyküler anlatacağım” dedi. n KARS

* Rojek ji rojên, Kürtçe anlatı geleneğinde “Günlerden bir gün” diye hikayelerin ve masalların açılışında kullanılan edebi kalıptır.

Yazarın diğer yazıları

    None Found